• $7,4148
  • €9,035
  • 442.558
  • 1542.45
23 Temmuz 2011 Cumartesi

Misafir

Serdar Akinan
Serdar Akinan
YAZARIN SAYFASI

Yıllardır hayata, siyasete, insana dair yazılar yazıyorum. Türkiye merkezli, bölgeye ve sürece dair bu yazılarımda temel eksenim genellikle reel politika oldu. Coğrafyamızda yaşananlara; sağlıksız dönüşümlere dair itirazımı bu köşeden yükseltmeye gayret ettim. Bu ses verme kaygısının bedeli ağır oldu. Bedeli ağır olmasına rağmen pratik yaşamda pek de fayda doğurmadığını gördüm. İşi esastan ele almak elzem oldu. Epey zamandır da daha kuşatıcı ve etkili ifadeler üzerine kafa yoruyorum... İçten sorular sordum. Tenhalarda sessiz kaldım. Bu bir bekleyişti.
Bu toprağın kutlu mayasına dair anlayışım bende bir kaygı vesilesi olageldi. Gelen geçen siyasi çalkantılarda kendimce vicdan mücadeleleri verirken daima usule dair yanıtlar aradım. Nihayeti Kafkaesk bir bunaltı oldu. Böylesi karamsar günlerimde kapımı hep bir misafir çalardı. Yalnız gecelerimin ziyaretçisi o kutlu misafir yine konuğumdu. Aklıma gelip de 'Sen gerçekten kimsin?' demeye dilim varmamıştı hiç. Zamanım mı olmamıştı ne? Bu kez zamanın içinden akıp geldiğinde yine bir başka ihtiyar göründü gözüme. 'Sahi sen kaç yaşındasın?' dedim. Boynunu mahzunca eğdi, 'Sence insanlık kaç yaşında?' dedi. 'Bir de adını lütfensen...' dedim, 'Misafiriz ya.' dedi ve devam etti:
'Misafirrr...
O Allahtan ruhtur.
Yerden bitenden değildir O.
Hayat arayanları ihya eder.
O her şeyin hamuru.
Herkes onun mayasındandır.
Dileyenlere ayaklarından sunar hayatı.
Başı semaya direktir.
Yer ehli değildir O.
Yere değmez ayakları.
Zülfünden asılıdır o eşsizliğin.
Can kuşları sunar arza.
Ala da ondan alır canını edna da.
Temizlik nefesinden akar.
İşleri hep yaratış.
Ey yürek acımız.
Zulüm kışlarında sığınağımız.
Gölgeliklerimiz cehennem sıcaklarında.
Ülkeler.
Ülkelerde şehirler, Şehirlerde mescitler, kiliseler,  havralar
Ve sokaklarda kalabalıklar.
Her yerde her işte hep onu ararlar. Onu beklerler.
Toplayan onun haberi.
Dağıtan gelmesinden ümit kesişleri.
Bak yine başladı, alev aldı.
Isındı hareketlendi köşe bucaklar.
Her yanda bir koşuşturmaca, bir fısıltı,
bir hasret yangını,
Derler ki şehre inecekmiş,
Gece konukluğuna evlere girecekmiş.
Hatta geldikleri olmuş,
Girdikleri olmuş bazı evlere,
Yüzünün aydınlığı sızmış sokaklara,
Görenler olmuş.''
Deyip hüzün denizine döndü. İçimde bir gayret belirdi ve dilimden şunlar döküldü.
İftira derim ben, iftira ederler derim.
Hasetler sarmış her yanı.
Sen bu yana gel.
Yine bu yana, bize gel.
Bizde gündüz tükendi yine.
Geliş haberini aldık alalı,
Otlarla tıkadık pencereleri,
Hazırlandık boşalttık her yanı.
Şimdi ıssız evimiz seni beklemede.
Bir gölgelik ışık sarkar kapıdan,
Seni beklemedeyiz.
Gündüzümüze küsmüşüz,
Hadi çek git demişiz.
Yüzünün aydınlığını bekleriz.
Özlem sıcaklığında Meryem'in.
Günümüz olur gün yerine geçer.
Gecelerimizi yarar.
Biz Meryemliler, Zülfün gecemiz.
Aydınlığımız yüzün artık.
Madem öyle..! dedim.''Her insan zamanın ve mekanın buluştuğu bir köşe taşıdır. Esas itibarıyla bir koordinattır demiştin ya! Bu nasıl bir noktadır? Neyi toplar ve neyi dağıtır?''
Gülümsedi ve ağır ağır anlatmaya başladı...

<p>Peki, yeni gelen aşılar nasıl uygulanacak? Toplum  Kovid-19’a karşı ne zaman bağışıklık kaz

Kısıtlamalar kalkıyor mu?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Amasya'da mamutlara ait olduğu değerlendirilen fosiller bulundu

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, yarıyıl tatili zilini çaldı