• $7,3499
  • €8,9425
  • 437.1
  • 1536.11
09 Temmuz 2011 Cumartesi

Kapı aralandı, umudum arttı

Serdar Akinan
Serdar Akinan
YAZARIN SAYFASI

İmralı'da Öcalan'la devlet adına görüşen heyet bir mutabakata vardı. Bu kararı kamuoyuna duyuran taraf ise Öcalan oldu. Ve (süreçteki etkili rolünü bir kez daha göstermek için) BDP'lilerin Meclis'i boykot kararını iptal etti. Görünen o ki Hatip Dicle meselesi derin dondurucuya konacak. BDP'liler Meclis'e kapanmadan Ankara'ya gidecek ve yemin edecek. Bir ay içinde bir barış konseyi kurulacak. Öcalan'ı açıklamalarından varılan mutabakatın detaylarına ve olası yol haritasına ilişkin çok şey anlamak mümkün. Bakın olan bitene dair sorular ve Öcalan'ın ağzından özet ve mealen yanıtları:
Öncelikle Öcalan ve devletin mutabık kaldığı şey ne?
Bir protokol üzerinde (imza atılmadan) anlaşıldı. Bu aslında somut bir yol haritası.
Şimdi ne olacak?
İlk olarak Barış Konseyi kurulacak.
Barış Konseyi ne demek? İşlevi ne olacak?
Barış Konseyi iki taraf açısından ilk pratik adım olacak. Sorunun çözümüne ilişkin iki tarafın bir arada olduğu, somut gündem ve hedefleri olan, karşılıklı atılacak adımların şekillenmesinde rol ve ön alan gayriresmi bir yapı. Bir ay içinde kurulması öngörülüyor.
İkinci adım ne?
Anayasa Konseyi oluşturulacak?
Bunun hedef ve işlevi ne olacak?
Anayasa Konseyi, yeni anayasa yapımı çalışmalarını yürütecek bir konseydir. BDP'li vekiller olacak. Anayasa sürecinde Kürtler adına diğer siyasi, sosyal gruplara aktif katkı sunacak. Bu katkıyı sunacak yapının nasıl kurulacağına dair tasarımı ise gerçekten çarpıcı.
Öcalan nasıl bir anayasa süreci istiyor?
Demokratik-Ulus Kongre Partisi adında bir 'Çatı Partisi'ni tüm Türkiye için öneriyor. Tüm Türkiye'nin yer alacağı 400 kişilik bir yapı öneriyor.
Yerelliği esas alan bir yapıyı öngörüyor. 'Türkiye 25 bölgeye ayrılabilir.
Her bir bölge için 20-25 delege seçilebilir. Yerelden yaklaşık seçilenlerin sayısı 400 kişi olabilir. 100 kişi de uzman kişilerden, akademisyenlerden, sivil toplum örgütlerinden, sendikalardan ve diğer kesimlerden belirlenebilir. Bu şekilde 500 kişilik bir kongre oluşturulabilir. Bu oluşturulacak çatı partisi sadece kongre olmaz veya sadece parti şeklinde de olmaz. Hem kongre hem de parti şeklinde yarı-kongre biçiminde olabilir' diyor. Öcalan buradan bir adım öteye geçip kongre-parti meclisi öneriyor.
Kongre-parti meclisi ile ne kastediyor?
500 kişilik kongre üyeleri arasından seçilecek 100 kişiden bahsediyor.
'Demokratik ulus kongresi-parti meclisi oluştuktan sonra üç ayda bir toplanır. Ayrıca bu kongre-partinin 25 kişilik bir de yürütmesi olur. Bu 25 kişilik yürütme konsey şeklinde işleyebilir. Bu kongre-partinin başkanlığı da zaten genel başkan-eşbaşkanlık şeklinde olur. Benim için Türk solu, Kürt solu gibi bir ayrım yoktur, Kürt-Türk ayrımı da yoktur. Benim için esas olan demokratik ulus blokudur. Ben bunu esas alırım. Beni ilgilendiren budur' diyor.
Sen ne diyorsun?
Bu üzerinde daha çok ve kapsamlı konuşulması gereken bir yolun başlangıcı. Görünen o ki Öcalan'la devlet arasındaki (o daha İmralı'nın kapısından girdikten hemen sonra başlayan) pazarlık süreci ilk somut meyvesini verdi. Bu noktada bu süreci provoke etmek daha fazla kan dökülsün, Türkiye bölünsün demektir. Bu noktada AKP'nin büyük rolü var. Ancak bilinsin ki başta bu bir devlet kararıdır. Kürt sorunu siyasi bir çözüm evresine giriyor. Elbette tarafların büyük sorumluluğu var. Tersini istemek ve bu tabloyu reddetmek akan kanın artması demektir.

<p>Sefirin Kızı'na transfer olan Tuba Büyüküstün neden bu kadar konuşuldu?</p><p>Rahatsızlığı sebebi

Haftanın Magazin Başlıkları

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Ağrı Dağı göçmen kuşlara ev sahipliği yapıyor

Diyarbakır'ın ''çılgın projesi''ndeki ilerleme üreticiyi sevindirdi