• $ 7,8228
  • € 9,4308
  • 459.326
  • 1328.83
Reklamı Kapat

Trump derin ABD'ye savaş açtı

Trump, hukuki ve siyasi büyük bir savaşa hazırlanıyor. Son yaptığı konuşmada özellikle posta yoluyla verilen oylama sisteminin açıklarından söz ederek, buna dayalı çok sayıda usulsüzlük iddiaların da bulundu. Trump’a göre; seçimin yasal oyları ve yasal olmayan oyları var ve her iki adayın da seçimi kazandım demesinin kararını yargı verecek.

Özellikle Trump’ın önde gittiği bazı eyaletlerde, posta yoluyla kullanılan oyların sayılmaya başlamasıyla aradaki fark süratle kapanarak, Biden öne geçti. Bu durumu Trump, usulsüzlüklerin kaynağı olarak görüyor. Örneğin Nevada’da hayatta olmayanların adına ve eyalet seçmeni olmayanların oy kullandırıldığı iddialarını avukatları yerel mahkemeye taşıdı. Bazı eyaletlerde oy sayımı esnasında gözlemci bulundurmak için Cumhuriyetçiler yerel mahkemelere başvurular yaptılar. Örneğin Pensilvanya’nın en büyük şehri Philadelphia’da yerel mahkeme Cumhuriyetçilerin bu talebini hakkı gördü ama demokratlar bu karara itiraz edince üst mahkeme yerel mahkemenin kararını bozdu ve sayımda gözlemci bulunmamasına hükmetti.

Trump; özellikle North Carolina, Michigan, Georgia, Pensilvanya, Wisconsin gibi yarışın başa baş geçtiği eyaletlerde posta yoluyla yapılan oylamaya ve sayımlara hile karıştırıldığına inanıyor ve bu inancını yargıya da kabul ettirmeye çalışıyor.

Şurası açık ki, ABD seçim sistemi nerdeyse her seçim seçimden sonra tartışma konusu olmuştur ancak bu denlisi hiç görülmemiştir. Sistemin gerek demokratik temsildeki yetersizliği, gerekse oy verme ve sayımdaki usul ve esaslardaki açıklar ve çelişkiler bu defa en üst perdeden ortaya çıkmış durumda. Koronavirüs salgını nedeniyle posta ile oy verme seçeneğinin daha çok yeğlenmesine karşın, Trump ve çevresinin iddiası o ki; bazı eyaletlerde örneğin George’da posta ile gelen 100 bin oyun içinde bir tek Trump oyunun olmaması şaibenin göstergesi durumunda.

Seçim sisteminin bir başka garabeti ise sayım sırasında gözlemci kullanılması ancak mahkeme kararına bağlı. Bu noktadaki taleplerin reddedilmesi de şüphelere yol açıyor.

Düşününüz ki, Türkiye’de olduğu gibi Yüksek Seçim Kurulu gibi seçim sürecini federal düzeyde yürütecek bir kurul yok ABD’de. Ayrıca oy verme, sayma usulleri ve itiraz esasları eyaletten eyalete değişiyor. Adeta her biri ayrı devlet gibi birbirinden farklı usullerle ABD’nin başkanını seçiyorlar. Ayrıca bu seçim süreci ve özellikle Trump’ın itirazları gösterdi ki, ABD’de özellikle posta ile oy verme ve sayım usulleri güven esaslı işliyor ama suiistimallere de çok açık durumda. İlk defa Trump bu sistemin bu haline çomak soktu ve tüm dünyaya ne durumda olduklarını duyurdu.

Trump konuşmasında dedi ki; “Wall Street bağışçıları, büyük sermaye, medya, teknoloji şirketleri bana cephe aldılar. Benim yanımda ABD işçileri vardı ve doğrusu da buydu. Medya ve anket şirketleri bilerek isteyerek, halkı yanıltmaya çalıştılar. Örneğin Florida 8 puanla, Ohio’da 4 puanla kaybedeceğimi söylediler bu eyaletlerde kazandım. Bunu onlar da biliyorlardı ama amaçları seçmeni ve bağışçıları baskılamaktı.” Trump bu sözleriyle aslında açıkça derin ABD’nin onun başkanlığını istemediğinin altını çizdi.

Trump’ın perşembe akşamı yaptığı bu konuşmadan hemen sonra kamuoyu önüne çıkan oğlu Donald Trump Jr. da tüm bunların altını çizdi ama en sert, en hararetli bir biçimde. Oğul Trump, babası için dedi ki; “Trump bir savaşçıdır ve her savaşı göğüslemeye hazırız. Her savaşı ölümüne sürdüreceğiz. Medya çıldırmış durumda. ABD muz cumhuriyeti değildir. Yaşadıklarımızı 3. dünya ülkesi yaşasaydı aynı medya, aynı unsurları çığlık çığlığa olurdu. Demokrat yargıçlar eliyle bu noktaya gelindi.” Sözlerinin sonunda savaşın bir parçası olmaktan gurur duyduğunu ifade ederek, yakın geleceğin yeni Trump’ı olacağının sinyalini verdi. Aslında gerek baba Trump, gerekse oğlu Trump 2024 seçimlerinin kampanyasını şimdiden başlattılar. Hukuk yolundan sonuç alamasalar da seçimi şaibeli olarak etiketleyerek, siyasette güç elde etmeye çalışacaklar.

Nitekim Donald Trump; 4 milyon yeni oy kazandırdığını, bir Cumhuriyetçi başkan adayı olarak ilk defa kendisinin beyaz olmayanlardan bu denli yüksek oy aldığını da hatırlatarak, başkanlığını koruyamasa da siyaseti bırakmayacağının ipucunu verdi.

Kısacası Trump, derin ABD’ye savaş açtı. Bakalım sonucu ne olacak.