• $13,7194
  • €15,5684
  • 786.53
  • 1910.41
21 Şubat 2017 Salı

Referandum ve FETÖ’nün son beklentisi

Kabına sığmayan, yükselme arzusunun heyecanıyla daha iyiyi, daha etkin olanı sistemine yerleştirmeyi çalışan bir Türkiye dinamizmi yeniçağın yükselen yıldızı olmaya adaydır. Bu vurgu kör iyimserliği yansıtmıyor. Ortada somut veriler ve göstergeler ve yapısal dönüşümler ve tüm bunları besleyen ve diri tutan güçlü bir zihniyet ve onun taşıdığı özgüven var.

Esasen bu durum uluslararası güç mücadelesinde ve onun yaşandığı uluslararası sahnede devam etmekte olan büyük siyasi bulanıklığın, türbülansın ve kaosun içinden geçen güçlerin yükseliş ve düşüş seyriyle ilişkilidir. Yeni dönem eskinin bazı güçlü aktörlerinin gerileyişine, bazı aktörlerinde güçlenerek sahne almasına tanıklık edeceği bir sürece girmiş durumda. Bu durumun farkına varanlar hem kendi konumlarını hem de muhtemel rakiplerini gözden geçirerek yeni güvenlik stratejilerini uygulamanın telaşındalar. Gerilim ve savaşın eksilmeyeceği bir dönem olarak da görülmesi gereken bu süreç, aynı zamanda yeni teknikler edinerek daha etkin bir tarz kazanan istihbarat mücadelelerine ve buna bağlı işleyen casusluk faaliyetlerine, terör örgütlerine ihale edilen yeni güç mücadelelerine sahne olmaktadır.

Tüm bu gerilim ve savaş atmosferinde hedefe konulan ülkenin öncelikle içyapısında gedikler açmak, sistemini işlemez kılmak ve iç ahengini zedeleyerek toplumsal huzursuzluğu körükleyerek geleceğini belirsizlik girdabında karartmak esas alınmaktır.

Türkiye bu durumla özellikle son yıllarda karşı karşıya bırakılmak istendiğinin farkındadır ve bunun için dört koldan tüm saldırıları püskürtmenin gayretindedir. Bu saldırılar Türkiye’nin yükselişinin önündeki son bentlerdir. Kabul edilmelidir ki; bunun son olduğunu, başarılamazsa Türkiye’yi durdurmanın çok güçleşeceğinin bu saldırıları, hamleleri yapanlarca da biliniyor olmasıdır.

Bu yüzden de Türkiye’yi hedefe koyanlar; özellikle 15 Temmuz’da başarmadıklarından sonra tüm kozlarını oynamayı, tüm imkanlarını seferber etmeyi amaçlamaktadırlar. Uzantısı oldukları her yapıyı, her unsuru devreye sokmaya ülkenin iç uyumunu bozarak, olmayanı varmış gibi göstermeye çalışarak uluslararası baskı oluşturmaya çabalamaktadırlar. En ince ayrıntısına kadar her şeyi hesap etmeyi ve bu son şanslarını iyi kullanmayı hedefliyorlar.

16 Nisan referandum sonucu, başta FETÖ olmak üzere tüm şer odaklarının Türkiye’ye yönelik karanlık planlarının son kozu. FETÖ’ nün referandum sonucunun hayır olması durumunda özellikle siyasi çevreler içindeki kripto unsurlarıyla yeni karanlık planlar içinde olduğu anlaşılıyor.

Esasen “Erdoğan düşmanlığı” üzerinden yürütülen karalayıcı, kafa karıştırıcı şer odaklarının reddiye çizgisi aslında memlekete, Anadolu’ya, Türkiye’ye, ülkenin istikrarı ve istiklaline düşmanlık refleksleriyle işlemektedir. Bu maşaların büyük bölümü günü geldiğinde kullanılmak üzere yıllarca özenle ve örtülü olarak yetiştirilmişlerdir. Önemli bölümü devşirilmiş kimliklerdir. Öncelikli görevleri, devlet mekanizmasında fitne fesadı yerleştirerek devletin çarklarının sağlıklı dönmesini önlemektir. Böylece ele geçirilebilir kılınan devlet mekanizması üzerinden ülkenin geleceğine kement atmaktır. Son bir hamleyle, beklentiyle ucu küresel baronlara bağlı vesayet düzeninin son tuğlalarını elde tutabilmektir.

Bu yapı çok ayaklıdır. Bir ayağında FETÖ’nün kripto unsurları, bir ayağında diğer terör örgütleri, bir ayağında devşirilmiş yüreği-beyni ele geçirilmiş yazar çizer takımı, bir başka ayağında uluslararasılaşma kılıfı altında kozmopolitleştirilmiş yerli ve milli olmayan sermaye yapısı ve onun şirketler ağı ve tüm bunların ortak ayağında iradesi, hassasiyeti bu topraklar olmayan medya bulunmaktadır. Tüm bu gerçekler ışığında, Türkiye’nin anayasa değişikliğiyle, yeni hükümet modeliyle geleceğine sahip çıkması, tüm şer odaklarının son beklentilerini boşa çıkarması hepimiz için milli bir görevdir.

<p> </p>

Parasosyal etkileşimi çocuklarımıza neden anlatmalıyız?

UNESCO'nun geçici listesindeki Yesemek'te 15 heykel gün yüzüne çıkarıldı

Cumhurbaşkanı Erdoğan Siirt'te toplu açılış törenine katıldı

Ürdün'ün Salt kentindeki müze dünyanın en küçük Kuran-ı Kerim'ine ev sahipliği yapıyor