• $ 7,331
  • € 8,6189
  • 477.665
  • 1075.52
Haber Hattı
Haber hattı
0530 708 54 54
Bip""/
Haber hattı
0530 708 54 54
Reklamı Kapat

Mevzu 'bahis' para mı insan mı?

Coronavirüs 19 (C-19) sadece ülkemizde değil aynı zamanda tüm dünyada sosyal, siyasi ticari, sportif… alanda ve hatta ibadethanelerde bile kendini hissettirmektedir. İnsanlar belli günler sokağa çıkamamakta, pek çok ticari müessese kilitli durumdadır. Camilerin kapalı, Cuma namazlarının kılınamadığı ve hatta Müslümanların Kabe’ye bile gidemedikleri günlerden geçiyoruz.

Bu süreçte ülke olarak bizi bekleyen bazı riskleri de unutmamak gerekir.

En önemli risk ve elbette ki tedbir alınması gereken zaman Bayram günleridir. Cuma namazını kılamamanın yanında bu bayram muhtemelen sokağa çıkma yasağı uygulanacak ve bayram namazı kılınamayacaktır. Bayramlaşma esnasında mutlaka sosyal mesafeye ve maske kullanımına riayet edilmelidir.

Diğer bir risk ise özellikle İstanbul, Ankara gibi büyük illerimizdeki hastaların tatil vesilesiyle turizm bölgelerine akın etmesidir. Böyle bir durum hastalığın yayılmasına vesile olabileceği yanında turizmi olumsuz yönde etkileyeceği de unutulmamalıdır.

Bu iki konuda mutlaka Devlet ciddiyetiyle tedbir almamız gerekmektedir.

Bir diğer güncel konu ise Futbol müsabakalarının başlatılması meselesidir.

Bu konuyu “canım ne olacak, bir takım diğer takımla oynayacak” gibi hafife almamak gerekir. Şöyle ki, Süper Lig ve diğer liglerde alt yapı ve BAL hariç 125 takım mücadele etmektedir. Her takımın futbolcuları dışında teknik ekibi, yöneticisi, şoförü ... onlarca kişilik bir ekiple hareket ettiğini düşünürsek bu konunun basite alınmaması gerektiği açıkça anlaşılır. Yani her hafta yüzlerce takım, binlerce insan bir şehirden bir başka şehre kafileler halinde gidip gelecekler, otellerde konaklayacaklar, taşıma araçlarını, uçakları kullanacaklar. Bu durum hastalığın yayılması bakımından ciddi bir risk oluşturacaktır. Peki ülke olarak biz bu riski almalı mıyız? Bence hayır. Nitekim çok yerinde bir kararla 11 grupta 150’den fazla takımın oynadığı Bölgesel Amatör Lig (BAL) tescillenerek kapatıldı. Gerekçe: “insan sağlığı”.

Buna mukabil, maalesef TFF büyük bir acelecilikle profesyonel liglere devam kararı aldı. Peki ülkemiz şu şartlar altında buna hazır mı? Eğer ülkemiz futbol oynamaya müsait olsaydı BAL ligi tescillenir miydi?

BAL ligi için öncelik olan “insan sağlığı” profesyonel ligler için neden hesaba katılmadı? Kaldı ki profesyonel liglerin alt yapı takımları (U21,19,17…)’nın ne olacağı da ayrı bir muamma.

Buradan TFF ve diğer yetkilileri “günah benden gitsin” diyerek uyarıyorum:

1. Futbol oyununun esas öğesi olan futbolcular bunu istiyor mu? El cevap: Kesinlikle hayır. Çünkü futbolcular gerek psikolojik ve gerekse fiziksel olarak buna hazır değiller. Hazırlıksız olarak oynamaya zorlanan futbolcularda beklenen adale, bilhassa diz sakatlıklarının sorumlusu kim olacak?

2. Herhangi bir futbolcuda bir karşılaşma sonrasında tespit edilecek C-19 sonrası ne yapılacak? Kimler, takım arkadaşları ve rakip oyuncular da karantinaya alınacak mı? Allah korusun bir sporcunun hayati tehlikeye maruz kalması halinde sorumlusu kim olacak? Bir takımın TFF’na sunulan 30 kişilik kadrosundan 23 kişisi karantinaya alınması gerektiği durumda ne olacak? Bu sorular şimdiden cevaplandırılmalı ve kamuoyu bilgilendirilmelidir.

3. Liglerde oynayan 20 yaş altı sporcular, 65 yaş üstü yönetici ve teknik adamların durumu ne olacak?

4. Halen ülkesinde veya başka bir amaçla yurtdışında olan pek çok sporcunun durumu hesaba katılmış mıdır?

5. Haziran ve Temmuz aylarında oldukça sıcak geçen, sokakta gezmenin bile zor olduğu Antalya, Hatay, Adana, Gaziantep, Şanlıurfa; Diyarbakır, Siirt gibi illerimizde karşılaşma yapacak sporcularda muhtemel sağlık sorunları dikkate alınmış mıdır?

6. Oluşabilecek spor yaralanmalarının uluslararası itibarımıza ve Milli Takımımızın performansına olumsuz etki edebileceği unutulmamalıdır.

Yine bilimsel bir gerçek olarak unutulmamalıdır ki, sadece bir kere yapılan testin negatif çıkması “herşey normal” demek için yeterli değildir.

Yapılması gereken şudur: bu sezonu kapatmak ve Eylül ayında yeni sezona başlamak. Nitekim Fransa, Belçika ve Hollanda’da böyle yapıldı. Benzer şekilde bizde de ligler bitirilebilir. En mantıklı olan yol budur. Kupa maçları ise (zaten toplamda 3 maç kalmıştır) gelecek sezonun başlangıcında oynatılabilir.

Bundan başka liglerin devamı açısından aklıma üç değişik senaryo geliyor:

1. Yayıncı kuruluş böyle istiyor olabilir; çünkü ucunda para var.

2. Bahis şirketleri böyle istiyor olabilir; çünkü ucunda para var.

3. Bazıları başka bir senaryo arzu ediyor olabilir. 1-2 maç oynatıp, istedikleri takım lider olursa akıllarına “insan sağlığı” gelerek ligleri o haliyle bitirmek gibi.

Bir başkası yok !

Umarım TFF kararını yeniden gözden geçirir ve bu büyük vebali üstlenmez.

İbadetlerin yapılamadığı bir ortamda yakın temas sporlarının en önemlisi olan futbola ve liglere hangi gerekçelerle devam kararı aldığını TFF kamuoyuna açıklamadır. Çünkü, oluşabilecek her türlü olumsuzluğun vebali kendilerine ait olacaktır.

Liglere ara verilmeden hemen önceki bir maçın ardından feryat eden Türkiye Futbol Direktörü ve Milli Takım eski teknik direktörü Sn Terim’in dediği gibi “bırakın, kimi şampiyon yapacaklarsa yapsınlar; Yeter ki, sporcuların sağlığını tehlikeye atmayalım.”

Son söz: Birilerinin kazanacağı “para” herşey değildir, hatta hiçbirşey değildir. Esas olan insandır.

Sağlık ve afiyet içinde EVDE kalınız.

Lise boş kontenjanlar 2020 listesi yayında mı?

Lise boş kontenjanlar 2020 listesi yayında mı?

Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi'ne ziyaretler devam ediyor

Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi'ne ziyaretler devam ediyor

Antalya'ya ilk Rus turist kafilesi geldi

Antalya'ya ilk Rus turist kafilesi geldi

Endonezya'da Sinabung Yanardağı'nda patlama

Endonezya'da Sinabung Yanardağı'nda patlama