• $13,8288
  • €15,6278
  • 790.37
  • 1927.39
31 Ekim 2021 Pazar

Elçiler ve “Zevalleri”

Geçtiğimiz günlerde 10 Batılı büyükelçinin Türkiye'de hukuk süreci devam eden bir davaya müdahele anlamına gelen açıklamalarını ve sonrasında yaşananları kamuoyu ve bilinçli vatanseverler olarak hep birlikte müşahade ettik sevgili okurlarım.

Bu açıklamaların sonrasında Sn. Cumhurbaşkanımız bu 10 büyükelçinin "istenmeyen kişi" ilan edileceğini açıklamış ve sonrasında büyükelçilerin geri adım atmasıyla olay "şimdilik"çözülmüştü. Şimdilik diyoruz çünkü; tarihimizden bugüne kadar birbirine benzer şekilde tekrar eden birçok olaya şahit olduk. Böylesi vakalar bundan sonra da vuku bulabilir elbette. Lâkin, ne Türkiye eski Türkiye, ne de Türk Milleti apolitik bir seyirci...!

Yaşanan bu hadise bana şu tarihi vakayı hatırlattı sevgili okurlarım.

Tarihçi Prof. Dr. Ali Fuat Örenç hocanın aktardığına göre 1668 yılında İstanbul'a gelen Rus elçisi, Padişahın huzuruna çıkarıldığında karşısında gereği kadar eğilmeyi kabul etmez. Ve getirdiği mektubu Sultan IV. Mehmed'e bizzat kendisi vermekte ısrar eder. Bunun üzerine görevliler Rus elçisine sert bir şekilde muamele ederek, yeri öptürüyor. Duruma şahit olan Sultan IV. Mehmed, elçinin bu nezaketsiz tavırları karşısında celalleniyor ve heyetin kovulmasını istiyor. Tam burada devreye Merzifonlu Kara Mustafa Paşa giriyor. Olayın yaşandığı tarihte Sadaret Kaymakamı olan Kara Mustafa Paşa elçiyi, tercümanını ve başkatibini bir güzel döverek huzurdan kovuyor.

Atalarımız terbiye ve nezaket sınırlarını ihlal eden, edepsiz ve siyasi etikten nasibini alamamış büyükelçilere böyle bildirirlerdi hadlerini.

Zaman dövme, el etek öptürme, eğilme bükülme zamanı değil diyenler olabilir ve haklı da olabilirler böyle düşünmekte. Fakat; zaman, aynı gayr-ı edep ile ayar çekmeye çalışma zamanı da değildir takdir edersiniz ki. Enselerinden tutup kimseye yer öptürecek, dövecek bir tavır bizim milletimizin çağdaş anlayışında da yer bulmaz zaten. Zaman nasıl değiştiyse had bildirme yöntemleri de o nispette değişti tabii ki. 10 büyükelçiyi aynı anda terbiye edebilme kudreti bu ülkenin iktidarında ve asil kanlarımızda halâ mevcuttur hamdolsun.

Dünya siyasetine yön veren Sayın Cumhurbaşkanımız herbir had aşımını kendi anlayacağı dil ile nasıl terbiye ettiğini defaatle ispat etmiştir. İsrail'e "one minute" gibi kütlesel hacmi küçük ama özgül ağırlığı büyük bir ifade ile verdiği ders halâ hafızalarda tazeliğini korumaktadır.

Bağımsızlığını söke söke kazanmış ve 21. yüzyıla emin adımlarla girmiş bir Türkiye'ye balans ayarı çekmek ne herhangi bir başka ülkenin ne de onların temsilcilerinin haddine değildir. Kendi misyon ve vizyonunu adaletle inşa eden büyük Türkiye'nin kimsenin hukuksal hatırlatmalarına ihtiyacı da yoktur. Kendi geçmişlerini ve hatta bugünlerini bir gözden geçirseler zaten asıl terbiyeye ihtiyacı olanların kendileri olduklarını fark edeceklerdir.

Türkiye'ye parmak sallamak talihsizliğine düşenler parmaklarını ve niyetlerini kontrolden geçirseler iyi olur diye düşünmekteyim. Zaten, bugüne kadar yaşanan vakalarda tecrübe ile sabittir ki; sallanan parmaklar sahiplerinin gözüne batmıştır en nihayetinde. Zalimliklerini perdelemeye çalışarak, hukuksal çerçeveyi hiçe sayarak ve iç işlerimizin mahremiyetine saygı göstermeyerek sınırları aşanlar bir silkelenip kendilerine gelirler umarım. Türkiye ve iktidar kadrosu Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde yapılması gereken her ne ise; onu, adil ve hak temelli bir arka plan içerisinde titizlikle yapmaktadır. Haksızlık ve zulüm arayanlara birer boy aynası edinmeleri tavsiye olunur. Kendi tarihlerine bakmalarını ise asla tavsiye etmem. Çünkü kan, gözyaşı ve zulüm karanlığından hiçbir şey göremezler.

Sağlıkla kalınız...

<p class='MsoNormal'>Peki, bu karar neden önemliydi? Akşam Gazetesi Yazarı  Oğuzhan Bilgin tüm merak

Artık her yerde 'Türkiye'

İsrail hapishanesinden kaçan Filistinli tutuklular mahkemede darbedildi

Bir çiftçi tarafından bulundu! İçinden servet çıktı

Kedilerin en çılgın halleri