• $8,4616
  • €10,2816
  • 500.59
  • 1441.33
11 Nisan 2021 Pazar

Bir “Dizi” film!

Prof. Dr. Cevdet Erdöl
Prof. Dr. Cevdet Erdöl
Dinle
YAZARIN SAYFASI

Bir toplumun ahlaki değerlerini, sağlıklı geleceğini, kadim geleneklerini bozmak isteyenlerin kullandığı en önemli araç algı operasyonlarıdır.

Toplumumuz yıllarca Yeşilçam filmlerinde bu tür algı operasyonlarına maruz bırakıldı.

Evet Yeşilçam'da zihnimize kazınan kadına şiddeti tokat tokat, alkolü süslü kadehlerle, sigarayı bir karizma göstergesi olarak birkaç neslin bilincine işleyenlerin yaptıkları bu ihanetin bedelini hala ülkece ödemekteyiz.

Sadece alkol, kadına şiddet ve sigara reklamı yapılmadı elbette.

Nerede Müslüman ve mazbut bir silüet varsa ya iki yüzlü, menfaatçi bir imam ya sapık, nefsine düşkün bir esnaf, ya kiracısına zam üstüne zam yapan hacı, ya özendirilen yaşam tarzına hizmet eden başörtülü hizmetli, temizlikçi, çaycı ya da aşağılayıcı olan her ne varsa o olarak gösterilmedi mi? Bu öğeler film adına beyinlere kazınmadı mı?

Bugün dizi ve filmlerde sert ve küfürlü, kavgalı sahneleri cazip gösteren, gayri meşru işleri özendiren dizilerin Yeşilçam'ın siyah-beyaz döneminden ne farkı var.

Aynı şekilde son günlerde aile merkezli ve geleneğimizle uzaktan yakından bağdaşmayan sapkın, hadsiz ve iğrenç tuzak kokan programları bir süredir gözlemliyoruz. Sizler de bu tespitleri elbette yapıyor, en az benim kadar rahatsız oluyorsunuzdur, eminim. Bu programların aile içlerinde yaşanan ayrılık, aldatma, çarpık ve sapık; sağlıksız olan ne varsa gündem yaptığına şahit oluyoruz.

Evet bir bakıyoruz ekranda başörtülü, Anadolu izleri taşıyan bir kadın diğer yanda saf ve mazbut bir erkek modeli. Kadın, benim özgürlüğüm ve benim hayatım parolasıyla ya komşusuyla ya da yakın bir akrabasıyla ucuz ve kabul edilemez bir hayatı seçmiş. İki eşli bir adama üçüncü eş olmaya gideni mi ararsın, eltisiyle birlikte aynı adama kaçanı mı ararsın... Bu fikri bataklıkta ne ararsan var ve taze zihinlerimizi, berrak nesillerimizi bir algı üzerinde o bataklığa saplamaya çalışmaktalar.

Asıl olan ve dikkat çeken ise bu tablonun kahramanlarının Anadolu motifli insanımız olması. Günah ve hata her insan için muhtemeldir elbette, ama; gönlümüzde fedakarlığı, yardımseverliği, çalışkanlığı ve ahlakı ile taht kurmuş insan figürlerinin sanki bütün sapkın eylemlerin faili gibi gösterilmesinin, mazbut giyimli kadınların üzerinden oluşturulan bu algının iyi irdelenmesi gereken vakalar olduğunu düşünüyorum.

Nedir o algı? O algı; Yeşilçam'da olduğu gibi muhafazakâr sıfatları taşıyan insandan her şey beklenir algısı! Haya, iyilik, vefa ve yardımın adresi olan bu kimlikleri ekranlara sapkın eylemlerle ilişkilendirerek taşıyanlar mutlaka bir elekten geçmeliler diye düşünüyorum. Bu işin altındaki çapanoğlu çıkarılmalıdır. Kimlik ve insan ayrımı yapıyor değiliz ama; farkında olmamız gereken hassasiyetlerimiz de var! Sinsi ve bunaltıcı, yaralayıcı bir tabloyu sindiremeyişimiz yazdırıyor bunları bize.

Birtakım kimlikler birtakım eylemlerle anılacaksa, Anadolu insanı çalışkanlık, fedakârlık, ailesi ve değerlerine düşkünlüğü yönüyle anılmalıdır. Bu maksatlı olduğunu düşündüren programlar kendilerine çeki düzen vermeli, bilerek ya da bilmeyerek yapılan bu hatadan dönülmelidir.

Elbette asayişle ilgili ve yürek yakan birçok vakayı aydınlatarak kamuoyunu ferahlatan programları gördükçe bu işin nasıl da iyi niyetle ve pragmatik merkezde yapılabildiğini görüyor ve gurur duyuyoruz.

Yeşilçam'dan ders çıkararak herkes tekrar yaptığı işi ve etkilerini bir daha gözden geçirmeli diye düşünüyor; ekranlarıyla barışık izleyiciler ve var olduğu toprakların insanını tanımlayabilmiş programları izleyebilmeyi diliyorum.

<p>Libya açıklarında batmak üzere olan şişme bottaki 97 düzensiz göçmen, bölgedeki Deniz Kuvvetleri

MSB duyurdu: Mehmetçiğin dikkati faciayı önledi

Milli Eğitim Bakanı Selçuk, emekli öğretmenlerle çevrim içi bayramlaştı

İşgalci İsrail, içlerinde hamile bir kadınında bulunduğu ailenin tüm fertlerini öldürdü

Mehmetçiğin dikkati Doğu Akdeniz'de faciayı önledi