• $8,1447
  • €9,6953
  • 452.221
  • 1359.21
21 Mart 2021 Pazar

Bencilliğin aşısı var mı?

Prof. Dr. Cevdet Erdöl
Prof. Dr. Cevdet Erdöl
Dinle
YAZARIN SAYFASI

Bunu hiç unutma evlat: Batı hiçbir zaman uygar olmamıştır ve bugünkü refahı, devam edegelen sömürgeciliği; döktüğü kan, akıttığı gözyaşı ve çektirdiği acılar üzerine kuruludur."

Bilge Kral Aliya İzzetbegoviç...

Yardım etmeyi yardım almaktan, vermeyi istemekten, yaşatmayı yaşamaktan daha mukaddes bilen bir medeniyetin yirmi birinci yüzyıldaki bahtiyarlarından olan asil bir milletiz. Elimizde olanı ihtiyaç sahipleriyle paylaşmadıysak kendimizi hiçbir zaman kazançlı saymadık. Savaşlardan sonra, afetlerden sonra hep mazlum ve mağdurlara koşuşumuz işte bu iç dinamiklerimizle ilgilidir. Yarası olana merhem olmayı, herkes kanatırken biz yara sarmayı öğrendik çünkü. Biz yaratılanı yaratandan ötürü sevdik. Canımızı da bu dünya hayatını da emanet belledik. Biz böyle bir haleti ruhiyede iken Batı ne yapıyor biraz da ona göz atalım isterseniz sevgili okurlarım:

Avrupa Birliği geçtiğimiz günlerde birlik topraklarında imal edilen aşıların ihracına kontroller getirileceğini ilan etti.

Aynı şekilde ABD'de de Moderna'nın ABD ve Kanada dışına aşı satışına kısıtlama getirdi.

Dünya Sağlık Örgütü bu adımları eleştirerek "aşı milliyetçiliğinin" endişe verici bir trend olduğu ve dünya çapında pandemiyle mücadeleye zarar vereceği uyarılarında bulundu.

Görüldüğü üzere kendi imparatorluklarını ikame için hiçbir zulümden ve marazlı düşünceden geri duramayanların aşı konusundaki enaniyet kokan tavırları da kendilerine yakıştığı gibi zuhur etmiştir.

"Benim dışımda bir hayat yok, varsa da benim için bir önemi yok" anlayışının zalim bir tezahürüdür bu durum. Kendi yaşamını kutsal sayanların başka yaşamları yok sayarcasına planladıkları bu dünya düzeni elbette insani değildir/olamaz.

Sn. Cumhurbaşkanımızın da Batı'nın aşı faşizmi karşısında, "Burada bir hususa dikkat edilmesi gerekiyor. Geliştirilen aşılar mevcut adaletsizlikleri daha da derinleştirmek yerine insanlığın ortak malı olacak şekilde kullanıma sunulmalıdır. Bu çerçevede G-20 platformu aşıya herkesin uygun maliyetli ve hakkaniyetli erişimini güvence altına alacak mekanizmaları hazırlamalı ve işletmelidir. Türkiye olarak biz de 16 aşı çalışmamıza bu anlayışla yaklaşıyoruz. Türkiye'nin üreteceği aşıyı inşallah tüm insanlığın hizmetine sunacağız" diyerek Türkiye'nin asil ve mahir duruşunu ilan etti. Attığı her adımı mazlumlar ve geri bıraktırılmış coğrafyalar adına atan Türkiye'nin varlığı Batı'nın ikircikli duruşlarından sonra daha da önem kazanmaktadır. Merhamet imparatorluğu bakiyesi Türkiye, elbette ki zulüm imparatorluklarına karşı dünyanın güvencesidir!

İşte diğer alemlerle bizim farkımız budur! Dünyaya mazlumların hamisi Türkiye olarak nam saldıysak bu bir tesadüf değildir elbette! Herkesin gemisini yüzdürmeye çalıştığı bu hayat denizinde kimsenin gemisi su almasın diye mücadele etmektir, asil ve onurlu bir devlet olmaktır. Ve bu asalet sonradan kazanılmaz. Mayasında sömürü ve koloni alışkanlıkları barındıranlar bu izzet ve şerefi idrak edemezler. Almayı yaşam biçimi edinmiş zihinler şimdi de aşıyı kendi malları yaparak karanlık yüzlerine yeni bir sıfat daha eklemek istiyorlar. "Ben yaşayayım da kim ölürse ölsün" demekten başka bir şey değildir bu. Oysa biz insan hayatının onuru ve kudsiyeti merkezinde kurmuşuzdur tüm planlarımızı. İnsan yaşarsa devlet yaşar bizim düsturumuzda. Dünyanın ciğerlerini esir almış Kovid-19 tehdidinin tam ortasında aşılara ambargo koyma fikri bile kan dondurucudur gerçekten de. DSÖ'yü, BM'yi, AB'yi ve topyekün dünyayı göreve çağırıyorum. Sağlıkta fırsat eşitliği olmayan bir dünya dünya değil ateş çukurudur. Ve Türkiye o çukurda sizinle aynı cümle içinde bile yan yana gelmez.

Bu marazlı düşünce ve cümlelerden arınmış temiz bir dünya istiyoruz artık. "Dünya beşten büyüktür" diyen Sayın Cumhurbaşkanımızın ne demek istediğinin her gün daha da anlaşıldığını görmekteyiz. Küresel vampirlerin artık dişlerinin sökülme vakti gelmiştir. Dünya lideri Türkiye'nin şefkat rüzgarına tüm dünyanın kavuşması gerekmektedir. Her hak, sahibine teslim edilmelidir. Birkaç "büyük" güçlenecek diye, sessiz yığınların öğütülmesine izin verilmemelidir. Bu gemide hep berabersek, sahile çıkmayı da hepimiz birlikte hak ediyoruz demektir.

<p>Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Özlem Esen Koronavirüs'ün kalp rahatsızlığı olanlar üzerindeki etkis

Koronavirüs Kalp Krizine Yol Açar Mı?

Balıkesir'e yerleşen kadın girişimci, ağaç dallarını ekonomiye kazandırıyor

Uygarlık tarihine ışık tutan 12 bin yıllık kazı başlıyor

Zeugma Antik Kenti'nden etkilenerek başladığı şimdi vazgeçilmezi oldu