• $8,4393
  • €10,2002
  • 492.939
  • 1441.33
02 Haziran 2013 Pazar

O polislerle aynı havayı mı soluyoruz

Taksim Gezi Park’ın yerle bir edilip alışveriş merkezi yapılmasını engellemek için başlatılan sivil itaatsizlik eylemi, İstanbul polisinin gaddarca tutumu nedeniyle adeta isyana dönüştü. 
Metro istasyonunun önüne oturmuş gençleri hınçla tokatlayan bir sivil polis... Bir başka sivil, beraberindeki onlarca çevik kuvvet polisiyle bir olmuş, bir genci öldüresiye dövüyor. Çıldırmış gibi koşan polis ise gördüğü her canlıya, nesneye gaz sıkıyor! 
Biz bu polislerle aynı havayı mı soluyoruz gerçekten? Aynı sokakta mı oturuyoruz? Onlara baktıkça içim ürperiyor! 
Polis, şiddeti kafasına göre mi uyguladı/uyguluyor? “Münferit hadiseler” denilerek birkaçına soruşturma açılıp onlara emir verenlerin koltuklarında kalması kabul edilemez! 

CEBERRUT DEVLET MHP İLE TKP’Yİ BULUŞTURDU 
Demokratik bir hak olan protesto etme özgürlüğü, gazla, tazyikli suyla, copla bastırılmaya çalışılınca, para versen bir araya getiremeyeceğin gruplar buluştu. Cuma akşamı Ankara Kuğulupark’ta, Bozkurt işareti yapanlarla TKP’liler, Beşiktaş’ın ÇARŞI grubu ile Halkevleri ve daha birçok farklı grup yan yanaydı.  
Anadolu Ateşi’nin yaratıcısı Mustafa Erdoğan provayı kesip soluğu Kuğulupark’ta aldığını anlatırken Behzat Ç. dizisinin oyuncuları alkışlarla karşılandılar. En çok ilgiyi Erdal Beşikçioğlu gördü. 
İşten çıkınca soluğu parkta almış döpiyesli banka memureleri, öğretmenler, doktorlar, akademisyenler, işsizler, öğrenciler, yaşlılar, gençler, çocuklar... Hayatında ilk kez bir eyleme katıldığı her halinden belli acemiler çoğunluktaydı. 
Gezi Park protestosuna Okan Bayülgen, Halit Ergenç, Bergüzar Korel gibi ünlü isimlerin destek vermesi de tesadüf değildi. “Yetti artık!” diyenler sokağa çıkmıştı ve bunu yapmaya her yurttaşın hakkı vardı. 
“Bu kez marjinal gruplar mavalını okuyamazlar!” diye düşünürken, küçük kamerasıyla bizi çeken bir sivil polis gördüm Kuğulupark’ta. Ben de onu çekince rahatsız oldu, kamerasını sakladı. Oysa o insanlar onun için de oradaydı ve ben onun için de haber yapıyordum. O ise sanki başka bir diyardandı. Bana değil, başkasına hizmet ettiği açıktı... 

DELİKANLI KİM, BAKALIM! 
Çoğu yerde, eylemcilerin elinde bira şişeleri vardı. 50’lerindeki Ankaralı kadın da, “Birayı sevmem ama inadına içiyorum” diyordu. Alkol yasağına tepkinin sembolü, içkileri Başbakan’ın şerefine kaldırmaktı. 
ÇARŞI’nın ‘İstanbul 1 Mayıs’ına damgasını vuran, “Sık bakalım, sık bakalım, biber gazı sık bakalım. Kaskını çıkar, copunu bırak, delikanlı kim bakalım!” sloganı revaçtaydı. 
Eylemciler, hemen hemen her ilde, biber gazı, cop darbesi, tazyikli su ile engellenmeye çalışılsa da “orantısız güç”e karşı “orantısız zekâ” ile sosyal medyada örgütlenerek yeniden, yeniden buluşmayı başardılar. Eylem alanlarında sinyal kesicilerle haberleşmelerinin engellenmesi çabası ise zavallıcaydı. 
Sosyal medya, “yüzlerce polis rozetini silahını bıraktı, eylemcilere katıldı” mesajıyla yıkılırken düşündüm de... Onlar yaşları kaç olursa olsun bir grup çocuktular. Karşılarında ise binlerce yıllık, ceberrut devlet ve onun yöneticileri vardı.  

<p>Bedir Acar, 'Görüntüler öyle acımasız ve vahşi ki 21. Yüzyılda devlet terörünün kitabını yazıyorl

İsrail aslında neyden korkuyor?

Şırnak Valisi Pehlivan, Cudi Dağı'nda konuşlu üs bölgelerinde incelemelerde bulundu

Bayram alışverişinin kalbi Eminönü ve Mısır Çarşısı sessiz

Toroslar'da baharla yeşile bürünen yaylalar görenleri kendine hayran bırakıyor