• $7,4158
  • €9,0147
  • 446.647
  • 1569.35
04 Eylül 2011 Pazar

Acil şifalar Eyşan

Özgür Aras
Özgür Aras
YAZARIN SAYFASI

Gazetelerde son zamanlarda Eyşan Özhim ile ilgili haberler okuyorum; 'kilo aldı', 'çirkinleşti', 'hali içler acısı' gibi çok ağır yazılar... Bunu yazan arkadaşlarıma da inanamıyorum. İnsanlar ne yaşıyor bilmeden, nasıl böyle ağır yazarlar. Hep uzaktan izlemişimdir Eyşan Özhim'i. Hiç samimiyetimiz yoktur, ama sosyal ortam tanışıklığımız vardır.
Yakın çevremde onu çok seven insanlar var oradan biliyorum. Altı sene önce sol tarafına felç geldi Eyşan Özhim'in. Sonra ameliyat oldu ve altı ay sinirleri açılsın diye yataktan kalkmadan bir hayat sürdü. Hastalıkla uğraşırken çok zor günler geçirmiş. Moral işidir hastalıktan kurtulmak. Bu yazılar insana moral vermez, hatta olan güvenini de alır insanın kendinden.
Geçenlerde bir röportajında okudum, içi burkulmuş yazılanlara. O kadar haklı ki. Kendinizi onun yerine koyun. Herkes size hayran, sayfa sayfa fotoğraflarınız çıkıyor, çok önemli bir markanın yıllarca tanıtım yüzü olmuşsunuz. Bir hastalık sizi ne hale getiriyor.
Şöyle demiş Eyşan Özhim, 'Altı sene önceki ameliyat, hayata bakış açımı değiştirdi. Aldığım tek bir nefes bile çok kıymetli. Kime ne olacağı belli değil. Bu yüzden artık medyadaki arkadaşların, insanların neler yaşadığını bilmeden dış görünüşe bakarak yorum yapmasını istemem'.
Ne doğru söylemiş... Lütfen aldığınız her nefesin kıymetini bilin.
Acil şifalar olsun Eyşan Özhim... Sen her halinle güzelsin. Bu günler geçer, biz seni yine güzel, güzel görürüz.
Bugünkü yazımın özetini Neyzen Tevfik'ten bir satırla bitireyim...
Hayat, çatlak bardaktaki suya benzer. İçsen de tükenir, içmesen de. Bu yüzden hayattan tat almaya bak. Çünkü yaşasan da bitecek, yaşamasan da.

SU İÇSEM YARIYOR  MU ACABA?

Ben niye şişman olduğumu sanırım daha şimdi çözdüm... Su içsem yarıyor da diyemeyeceğim.
Hafta sonu iki gün üst üste önce Adana, oradan Payas, oradan da İzmir, sonrasında da Bodrum yaptım.
Gittiğim şehirlere bakar mısınız? O şehirlerin insanlarının misafirperverliğini düşünür müsünüz?
Hal böyle olunca da kebapları, kumruları, çöp şişleri afiyetle yedim. Yedim de ne oldu: yaptığım tüm rejim sil baştan...
Aklımı oynatabilirdim o yemeklerle. Bu kadar lezzetli olabilir mi; vallahi oluyor...
Aklım o yemeklerde kalmadı dersem, yalan söylemiş olurum. Nasıl dur diyeceğimi kendime öğretemedim. Seviyorum yemek yemeği.
Bir de yanınızda sizin gibi yemek yemeyi seven biri varsa... Benim yanımda öyle bir arkadaşım vardı: Tunç Kökkaya. Hem çok iyi yemek yapar hem çok iyi yemekten anlar, bir o kadar da güzel yer... Birbirimizi gaza getire, getire onunda tadına bak bununda tadına bak diye, diye geçirdik vakitleri.
Eski bir Zerrin Özer şarkısı tam bana  uyuyor.
Çok yiyip zayıf kalsam, evli olup bekar kalsam...

İZMİR'E YOLUNUZ DÜŞERSE
Yıllar sonra İzmir'in en güzel otelinde yeniden kaldım. Yani Efes Otel'in yeni hali Swiss Büyük Efes Otel'de konakladım. İzmir deyince aklıma ilk gelen yerdir benim Efes Otel. O otel eskilere götürür hep beni. Otele girer girmez hep içimden 'ah neler yaşanmıştır burada' diye düşünürüm. 'Ne ünlüler geçmiş buradan, ne kulisler dönmüş, ne aşklar yaşanmıştır burada'derim.
Yenilenmiş halini gezerken A, B, C bloktan oluşan otelin giriş katındaki koridorlarda adeta dünden bugüne kadar tüm yaşananlar iyi bir arşivle sergilenmiş. Zeki Müren'den, Ajda Pekkan'a, Gönül Yazar'a, o dönemin devlet başkanlarından milletvekillerine kadar birçok insanı görebiliyorsunuz.
İçimden dedim ki 'keşke İzmir Fuarı açık olsa, o eski zamanları yaşasaydık'.
İzmir'e yolunuz düşerse otelde kalmazsanız bile lütfen o mini sergiyi gezin derim.

<p>Son yıllarda, teknoloji ile ilgilenenlerin sıklıkla duyduğu kavramlar arasında büyük veri (big da

WhatsApp'la kayıp giden 'Prozodimiz'

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Çanakkale Savaşları Araştırma Merkezi ve Kütüphanesi açılıyor

Yılan belgeselciyi canlı canlı yedi! İşte o anlar