• $7,4177
  • €8,985
  • 437.656
  • 1467
15 Temmuz 2011 Cuma

Ya Öcalan artık PKK lideri değilse

Berlin'in en büyük açık hava festivalinde Dersimliler derneğinin bahçesinde halay çeken diaspora Kürtleriyle sohbet ediyorum geçen ay, hemen seçimlerden bir gün sonra.
Bir kısmı Almanya'da doğmuş ama Türkiye siyasetiyle yakından ilgili. Kreuzberg'de yaşadıkları gönüllü sürgün hayatlarında yeni bir devletin, bir başka aidiyetin hayalini kurduklarını gizlemiyorlar.
Bir tanesi açık sözlü ve 'Elbette yeni bir devlet kurulacak, öyle geçici çözümleri geçtik' diyor.
Bunu Türkiye'de açıkça telaffuz eden hiç kimsenin olmadığını söylüyorum. İki dilli hayat tartışmaları yapılıyor, özerklik konuşuluyor ama bu hala bir tabu. Hatta bu ihtimali dillendirenlerin üzerine öyle gidildi ki, konu neredeyse kendiliğinden kapandı.
İkinci sorum: 'Peki ya Öcalan kendi özgürlüğü uğruna çok fazla taviz verirse, bir anlamda bu davayı satarsa, sırf dışarıya çıkmak için özerkliğe de, sınırların değişmesine de, hatta iki dilli hayata bile karşı çıkarsa?'
'O zaman bugüne kadarki hizmetleri için kendisine teşekkür ederiz, sonra yolumuza bakarız' diyor.
Dün, Kürt hareketinin bir kısmı kendi yoluna bakmaya başladı.
Abdullah Öcalan'ın bir an önce hapisten çıkıp yerli Nelson Mandela olmayı hayal ettiği ortada. Daha Türkiye'ye getirilirken devletin hizmetine gireceğini taahhüt etmişti zaten. Yıllardır da kendi kahramanlığının, Nelson Mandela olabilmenin pazarlığını yapıyor.
Ancak Diyarbakır'da hepimizin kanını donduran 13 şehitten, Aysel Tuğluk'un 'demokratik özerklik' açıklamasından da anlıyoruz ki kesinlikle homojen bir Kürt hareketinden söz etmek mümkün değil.
Dahası, Kürtlerin taleplerinin muhatabının Öcalan olup olmadığı da tartışmaya açık.
Devletin uzun süredir çeşitli kademelerde görüştüğü Öcalan bu temaslarının sonucu ne zamandır kendince 'uzlaşmacı' mesajlar veriyor. BDP milletvekillerinin yemin etmesi gerektiğinden bahsediyor, ancak sokakta olan BDP onun açıklamalarına rağmen boykotta ısrar ediyor.
13 şehit PKK'nın da artık Abdullah Öcalan'ın öngördüğü çizgiden ayrışma noktasına geldiğinin, gerekirse Öcalan'ı bile dinlemeyecek bir noktaya vardığının işareti mi?
Eğer İmralı'daki Öcalan ve dağdaki PKK devlete karşı 'iyi polis-kötü polis' oynamıyorsa dün yaşananlar Türkiye'nin Kürtlerle ilişkisinde bir milattır. Önünde baraj durmayan bir nehir gibi artık Kürt hareketi: Ya bu su hiç durmazsa? Ya Diyarbakır'dan bir Tahrir Meydanı çıkarsa?
Belli ki Öcalan bir baraj değil artık.
PKK da istediğini almak için en iyi bildiği yöntemi uygulamaktan çekinmiyor işte. Yine askerlerimiz hedef alındı. Bunu onlara Öcalan öğretmedi mi, son 30 yılda her istediğini silah tehdidiyle yaptırtmadı mı?
Bir süredir, özellikle hükümete yakın kaynaklarda Öcalan'a aşırı övgü ve BDP'lilere ağır eleştiriler göze çarpıyor. Bugüne kadar 'teröristbaşı' ve 'bebek katili' olarak anılan Öcalan şimdi bilge bir siyasi kişilikmiş gibi el üstünde tutuluyor, öte yandan seçilmiş vekillere neredeyse 'terörist' muamelesi yapılıyor. Ne çabuk unuttuk bu acıları?
Oysa müzakere masası İmralı'da değildir. Şu anda Diyarbakır'dadır. Diyarbakır'daki vekilleri Ankara'ya çekmenin gerekliliği ortaya çıkmıştır.
Belli ki bazı Kürtlerde 'Öcalan davayı satıyor mu' soruları yükselmeye başlıyor, Öcalan'ın açıklamalarının samimiyeti sorgulanır hale geliyor.
Bunca zamandır 'Kürt sorunu Öcalan'sız çözülemez' diye İmralı'yla görüşme yapan Türk devleti muhatabın Öcalan olmadığı bir döneme hazırlıklı mı?
Başta şehitlerimizin yakınlarının, hepimizin başı sağ olsun. Türkiye böyle günleri atlattı. Bundan sonra da atlatacağını umalım.
twitter.com/orayegin
facebook.com/oryegn

Bu da benden Banu Güven'e mektup
Sevgili Banu,
Emin Çölaşan işinden atıldığında neredeydin?
Bekir Coşkun kovulduğunda hiç sesin çıktı mı?
Ruhat Mengi'nin programı kaldırıldığında bir şey söyledin mi?
Ya Ertuğrul Özkök, Sedat Ergin görevden alındığında?
Necati Doğru'nun yazısı sansürlendiğinde programına çağırdın mı?
Peki ya Mine G. Kırıkkanat'ı?
Özdemir İnce'nin yazı sayısı düşürüldüğünde, Cüneyt Ülsever gönderildiğinde bir tepki gösterdin mi?
Haluk Şahin neden medyayı bırakıp Gökçeçada'ya taşındı, hiç düşündün mü?
Ya da Cem Dizdar, Serpil Yılmaz neden tazminatını alıp 'Artık gazetecilik yapılmaz' diye ayrıldılar?
Erdal Güven neden Radikal'den istifa etti?
Tufan Türenç'in köşesinin kalktığından haberin var mı?
Mirgün Cabas neden motosikletin üstünde 'Gezelim görelim' programı yapıyor şimdi?
***
Şimdi Başbakan'a mektup yazıyorsun, kendi başına gelenleri anlatıyorsun, yakınıyorsun. Basın özgürlüğü diyorsun.
Yukarıda saydığım son dokuz yılın çok ufak bir dökümü sadece.
Sen bu dokuz sene boyunca bir kere bile itiraz etmedin, bir kere bile sesini yükseltmedin. O zamanlar hiç aklına gelmedi tepki vermek. Basın özgürlüğünü illa ki kendi başına gelince mi hatırladın?
Davanda haklısın, o yüzden de sonuna kadar arkandayız. Ama bari tarihi kendinle başlatma.
Senden önce gazeteciler var.

Bugün biraz Fenerliyim
Futbolu darmadağın eden şike operasyonunda çok hoşuma giden bir dayanışma örneği gördüm. Bazı tanıdığım, bildiğim fanatik Galatasaraylılar, Trabzonsporlular (başta Nihat Genç) soruşturma kapsamında Fenerbahçe'nin ligden düşürülme ihtimaline şiddetle karşı çıkıyor.
Fenerbahçe'nin olmadığı bir ligin anlamını yitireceğini söylüyor.
Dört büyükler birbirini besleyerek büyüyorlar çünkü. Fenerbahçe'nin olmadığı bir ligde Galatasaray varmış ne yazar; bizim 'El Clasico'muz olmadan bu ligin tadı çıkar mı?
Taraftarlık bağları çok zayıf olan bir Galatasaraylı olarak benim içimde hala 6-0'ın acısı var. Yılda bir tane maç izliyorum zaten, o da Fenerbahçe-Galatasaray maçı. Dayak yiyeceğini bilerek ringe çıkan tüy sıklet misali.
Ama belki yine bir Souness çıkar da bayrağı stadın ortasına diker diye ümitleniyorum. Ümit fakirin ekmeği... O ihtimal için bütün derbi maçlarını izlemeye değer.
Fenerbahçe varsa Galatasaray da vardır.
Keşke bu gerçek medyada 'onlar gitsin biz kalalım' diyenlere de örnek olsa.

<h3>Akşam Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Kartoğlu, CHP'nin 'Militan' provokasyonunu AKŞAM TV

CHP neden 'Militan' provokasyonu yapıyor?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Başkan Erdoğan, AK Parti'nin Erzurum Olağan Kongresi'ne canlı bağlantı ile katıldı

Ankara'da80 yaş ve üzerindeki vatandaşlara aşı uygulanmaya başlandı