• $7,2842
  • €8,7901
  • 404.508
  • 1527.45
22 Nisan 2011 Cuma

Satışın kodları

- Hükümetle Doğan Grubu arasında çok ilginç bir satranç oynanıyordu epeydir. Ankara'dan Doğan Grubu'na açıkça 'Satın' diye net bir talimat verilmiyordu. Bunun üzerine Doğan Grubu da zaman kazanmaya çalışıyordu, hatta 'Acaba satmasak mı' diye düşünüldüğü bile oluyordu. Bu satış gösterdi ki Aydın Doğan satışa ve küçülmeye devam edecektir.
- Aydın Doğan, Milliyet'i daha önce de satmıştı. Üstelik şu anki bedelinin kat be kat üstüne Korkmaz Yiğit'e. Yazarlar o zamanki yeni patronun Alaattin Çakıcı'yla konuşmaları çıkınca protesto etmiş, Aydın Doğan'ın geri dönmesini alkışlarla karşılamışlardı. Karacan Ailesi'nin yeniden devreye sokulması belli ki yumuşak geçiş. 'Eski patrona döndü' havası yaratmak için.
- Vatan, bağımsız gazetecilerin kontrolünden çıkıp da resmen Doğan Grubu yönetimine geçince içi boşalan, etkisi yok olan bir gazeteye dönüşmüştü. Necati Doğru, Mine G. Kırıkkanat gibi önemli yazarları çeşitli sebeplerden gönderilmişti. Tirajı da epey düşmüş, üvey evlat muamelesi yapılan, grubun sırtında neredeyse yük olan bir gazeteydi. 'Bir gazete alana diğeri bedava' kampanyasında gitti.
- Satışın dikkat çekici kimyası Milliyet'in de Vatan'ın da Doğan Grubu'nun muhalif sesleri oluşu. Muhalefet yapan gazeteler Doğan Grubu'nun başına geçmişte büyük iş açmıştı, bu yüzden de ince ayar yapıldı grup içinde. En büyük değişikliğin Hürriyet'te yaşandığı ortada. Milliyet geleneksel olarak muhalefetti zaten, yumuşatılamadı. Vatan'da da birinci sayfa ayarı yapılsa da yazarları yaramaz çocuk olmaya devam ediyordu. Şimdi Doğan Grubu'nda muhalif gazete kalmadı. 
- Doğan Grubu aslında kendi başını en fazla ağrıtan yazarlardan kurtuldu bu satışla: Melih Aşık, Güngör-Ruhat Mengi, Mehmet Tezkan, Zülfü Livaneli, Kadri Gürsel, Nuray Mert, Can Dündar, Mustafa Mutlu, Fikret Bila, Can Ataklı ve Ruşen Çakır gibi kimi başından beri, kimi son zamanlarda muhalif olan yazarlar artık Doğan Grubu çalışanı değil. 
- Aydın Doğan'ın yol arkadaşları ne olacak? Yıllarca 'Derin Milliyet' olarak adlandırılan, patrona yakınlıklarıyla bilinen, iş arkadaşlığını dostluğa çeviren yazarlar... Doğan Heper, Sami Kohen, Hasan Pulur... Yahut yıllarca Aydın Doğan'ın en yakını olmakla övünen Abbas Güçlü... Alkışlarla Aydın Doğan'ı karşılamanın mimarı da olan bu isimler yeni patronu kabul edecekler mi yoksa Milliyet gençleşecek mi?
- Hasan Cemal'in Doğan Grubu'nda kalma çalışmaları resmen başlamıştır. Bundan sonra Hürriyet'te yazması şaşırtıcı olmaz. Hasan Cemal'in Hürriyet'te yazması hem patronun işine gelir, hem de iktidarla ilişkileri dengeleme uzmanı yayın yönetmeni Enis Berberoğlu'nun. Hürriyet çoktandır AKP'ye 'erişimi' olan yazar sıkıntısı çekiyordu zaten.
- Gelin bir iddiaya girelim: Satış haberi açıklanır açıklanmaz ya da hemen birkaç dakika içinde Aydın Doğan'ın sekreterini arayıp anında randevu isteyen, hemen görüşme talep eden yazar kim olabilir? Badem bıyıkları, kösele ayakkabıları, 'colormatic' camlı gözlükleri ve yeşil hırkasıyla tabii ki Taha Akyol. Eminim, anında Aydın Doğan'ın başını şişirmeye başlamıştır. En iyi bildiği şey kapalı kapılar arkasında dolap çevirmek, insanların ayağını kaydırmak, koridor diplomasisi yapmaktır zaten. Keşke bu alandaki başarısını gazetecilikte de sürdürebilseydi, ama tüm yetersizliği ve vasatlığıyla bunca sene taşındı. 'Arabulucu' Akyol geçmişteki 'hizmetlerini' ve fedakarlığını hatırlatacaktır illa ki. 'Aman patronum beni ellere vermeyin' diyecektir. Ya Taha Akyol'a yer bulunacak ya da yıllardır tepesinde vıdı vıdı yapan Akyol'dan bu vesileyle kurtulunacaktır.
- Medya siteleri sınıfta kaldı. Yaklaşık bir yıldır Doğan Grubu'nun satışı üzerinde onlarca haber çıktı, olmadık spekülasyonlar yapıldı ve pek çok senaryo yazıldı. Ama bir tek medya sitesi bile Demirören-Karacan ortaklığını öngörmedi, bu satışı olmadan haber veremedi. Demek ki Türk medyasında hala Patronlar Katı'nın kapıları sıkı sıkıya kapalı, haber sızmıyor. Ya da medya sitelerinde Patronlar Katı'yla teması bulunan gazeteci eksikliği var.
- Doğan Grubu'nun parça parça satışı sürecektir. Bu küçülme Hürriyet ve Kanal D'ye kadar devam edebilir. Zarar eden kurumlarından kurtulmak bir anda Aydın Doğan'ın karını da arttıracaktır, ama en önemlisi baş ağrısı azalacaktır. Eğer satıştaki 'motif' sürerse sırada Star TV olacak. Star TV o diziler ya da magazin programları değil Uğur Dündar ve Yılmaz Özdil demektir. Ve bu ikili bir an önce susturulmalıdır!

Nedim Şener ne olacak
Ne değişecek kadrolar, ne gazetelerin alacağı seyir. Bütün bunlardan daha önemli bir konu var Milliyet'in satışıyla ilgili: Nedim Şener ne olacak? Türkiye'nin en başarılı gazetecilerinden Nedim Şener hapse girdiğinden beri Milliyet biraz korkakça da olsa muhabirine bir şekilde sahip çıkıyordu.
Her ne kadar yukarıdan 'Aman Nedim haberlerini fazla abartmayalım' diye telkin gelse de...
Öte yandan, tutuklu gazeteciler için yapılan yürüyüşlere, davayı izlemeye Milliyet yönetimi katılmamayı tercih etti. Künyedeki isimler arasında Nedim Şener için canla başla ilk günden beri mücadele eden, duruşmalardan cezaevine her yere koşturan tek kişi Murat Sabuncu...
Satış 'Nedim haberlerini abartmamak' için aranan fırsat olacak mı?
Milliyet, kendi yetiştirdiği ve Türk basınına yaptığı haberlerle damga vuran Nedim Şener'e sahip çıkmaya devam edecek mi?

Arkadaşımdan gurur duyuyorum
Okan Bayülgen benim arkadaşım. Öyle 'ünlüler dünyası'na ait yüzeysel bir arkadaşlık da değil bizimkisi. Bayağı dertlerimi de paylaştığım, gecenin herhangi bir saatinde 'Aman ayıp olur mu' diye aramaktan çekinmediğim, birbirimize her şeyi anlattığımız, zaman zaman kızdığım da bir arkadaşım.
Okan'ın arkadaşım olması bana onu kıyasıya eleştirmem, yüzüne söylediklerimi bu sütunda da dile getirme hakkı veriyor. Birbirimize bu hakkı tanımışız bir kere; aynı durum onun için de geçerli. Okan'ın eleştirileri beni yaralamaz, aksine bunlardan mutluluk duyarım, öğrenirim ve dikkate alırım.
Birbirimizi kıyasıya eleştiririz zaten.
Ama birbirimizi hiç kompleks duymadan yeri geldiğinde alkışlarız.
Bugün ben bu alkışlama hakkımı kullanmak istiyorum. Çünkü Okan Bayülgen bunu sonuna kadar hak ediyor. Hatta 'Arkadaşımdan gurur duyuyorum' demek istiyorum.
Farkında mısınız, programlarında ısrarla gençlerin sözcülüğünü yapıyor. Kendisine hiçbir katma değeri olmamasına rağmen şov programında YGS protestolarını duyuruyor, gençlere destek oluyor. Medyanın aşırı korkak, aşırı çekingen davrandığı konularda korkusuzca saldırıyor, kendisini öne atıyor.
Bu yüzden de Okan Bayülgen büyüyor, başkaları cüceleşiyor.
İyi ki Türkiye'de bir tane de Okan Bayülgen var. İyi ki Okan benim de arkadaşım.

<p>Dünyaca ünlü bir markanın eski modeli Adriana Lima ve saltbea hareketi ile popüler olan Nusret Gö

Haftanın Magazin Başlıkları... Fahriye Evcen, Kuruluş Osman'da

Niğde'de kaçak kazı yapan 4 kişi suçüstü yakalandı

Akkuyu Santrali'nde ikinci ünitenin konsol kirişinin kurulumu tamamlandı

Adıyaman'da ''Gastropod'' nesline ait hayvan fosili bulundu