• $7,4164
  • €9,0311
  • 442.517
  • 1542.45
13 Ocak 2011 Perşembe

Neredesiniz 'yetmez ama evet'çiler

Eğer bir parça utanma duyguları varsa kalkıp özür dilerler... İnsani duygulardan azıcık da olsa nasiplerini almışlarsa ayıplarıyla yüzleşirler, karşımıza geçerler ve 'Hata yapmışız, hepinizi yanıltmışız, kandırmışız' derler... Günah çıkartmaya çalışırlar...

Neredesiniz 'Yetmez ama evet'çiler? Neden sesiniz soluğunuz çıkmıyor?
Ey Halil Ergün: Hani 12 Eylül'le hesaplaşılacaktı, hani bir siyasi ilke meselesiydi bu? Bugün içkiyi yasaklayan zihniyet yarın öbür gün senin hayat tarzına da müdahale etmez mi zannediyorsun?

Hadi bakalım Kutluğ Ataman: Türkiye'ye demokrasi geliyordu, askeri vesayet yıkılıyordu ve sen de bundan çok memnundun... Bugün heykel yıkımını savunan bu düzenin öncüleri senin sanat eserlerini gördüler mi, haberin var mı? Çırılçıplak bir erkeği uyurken çektiğin 'Martin Sleeping'i izlettirdin mi Başbakan'a? İstersen bir davet et bakalım İstanbul Modern'e... Sence ne diyecek? Bence söyleyeceği en hafif sözcük 'Ucube' olur... Sen de ancak kendi başına gelince anlarsın, gider yabancı gazetelere 'Türkiye'de baskı var' röportajı verirsin. Hiç şikayet etme ama bu düzene sen onay verdin...

Neredesin Zeynep Tanbay: Hiç 'kıvırma' rica edeceğim... Neden hiç sesin soluğun çıkmıyor? Neden Tophane Baskını'ndan sonra hiç ortalarda görünmedin? Üstelik siyasetçi sevgilin Ufuk Uras'ın bisiklet parkuruna çok yakın bir yerdeydi Tophane'deki sanat galerisi... Beraber Cihangir kahvelerinde oturup Türkiye'yi kurtarıyorsunuz ama en basit tepkiden bile korkuyorsun...

Ya sen Lale Mansur: Sana ne desem boş zaten...
Acaba oğlu gece kulübü açmaya hazırlanan Sinan Çetin ne düşünüyor yeni içki düzenlemesiyle ilgili?

Bakın, dün heykeltıraş Mehmet Aksoy'a destek veren, basın toplantısı düzenleyen, sesini yükselten isimlere...

Bedri Baykam, Rutkay Aziz, Tarık Akan, Ataol Behramoğlu, ressam Ekrem Kahraman, ressam Bubi, tiyatrocu Orhan Aydın, Muazzez İlmiye Çığ... Hepsi görüşlerini daha önce de belirtmiş, istikrarlı bir şekilde Türkiye'nin gidişatından duydukları endişeyi dillendirmiş isimler... Muhalefetleri yeni değil kısacası... Durumdan pay çıkarmıyorlar...
Tabii ki Mehmet Aksoy'a da bir tek onlar sahip çıkıyor... 'Yetmez ama evet'çilerse ortalarda yok...

Şaşırıyor musunuz?
Çok severlerdi televizyonlara çıkmayı, gazetelere demeç vermeyi...
Ama bu aralar evlerindedirler... Fırtınanın dinmesini bekliyorlardır. Sokağa çıkacak, insanlarla karşılaşacak yüzleri yok ki...
'Bu tartışmalar bitsin ve bu arada kendimizi unutturalım' diyorlardır... Sonra hiçbir şey olmamış gibi kaldıkları yerden hayatlarına devam etmek için. Böyle de pişkindirler...
Aynen de böyle olur zaten... Bir süre kaybolup, konu kapanınca hemen 'büyük sanatçı' olarak yine ortalarda dolaşmaya başlarlar. Kimse de hesap sormaz, kimse de yüzlerine vurmaz ayıplarını.

Ne de olsa Cihangir'den 'mahalle' arkadaşları Murathan Mungan onların durumuna en uygun sözü zamanında sarf etmişti: Türkiye'de her şey olabilirsiniz ama rezil olamazsınız.


Nazlı Ilıcak'ın başarısızlığı
Geçen gün Nazlı Ilıcak'ın Beylerbeyi'ndeki köşküne İstanbul Belediye Başkanı Kadir Topbaş ziyarete gelmiş. Gündüz mesaisi içinde belediye başkanlarının ev ziyaretleri yaptığını da böylece öğrenmiş oluyoruz. Nazlı Ilıcak da bu ziyarete karşılık nezaket göstererek köşesinde Topbaş'ı övmüş de övmüş...

'Kadir Topbaş'ın başarısı' yazısının başlığı... Ama bu yazı olsa olsa Nazlı Ilıcak'ın başarısızlığı olabilir...

Belli ki Ilıcak şehirde çok kapalı çevrede, sınırları belli bir hayat yaşıyor... Ve şehri yaşamıyor. İstanbul'un özellikle kışları artık adeta kustuğunu, bu kalabalığı taşıyamadığının, altyapısının hiçbir açıdan yeterli olmadığının farkında değil...
Belli ki çok uzun zamandır İstiklal Caddesi'ne çıkmamış: Hem gece hem gündüz oranın nasıl yok edildiğini, bu yönetim tarafından kentin en kıymetli cadde ve bağlandığı meydanının varoşlaştırıldığının farkında değil. Caddenin taşları skandalını hatırlatmaya gerek var mı?

Gündüzleri genelde evinde olan Ilıcak artık günün her saatinde İstanbul'da trafik olduğunun, çok ufak ve sıradan bir iş yapmanın (mesela bankaya para yatırmak, süpermarkete gitmek gibi) bir koca günü aldığının da farkında değil herhalde.
Nazlı Ilıcak tek başına yaşıyor ama gündelik işlerine koşturacak yardımcıları olduğundan bu şehrin eziyetleri ona dokunmuyor. Özellikle hem çalışan hem tek başına yaşayan birinin hiçbir şeye yetişemeyeceğini de görmüyor. Giderek ağırlaşan yaşam şartlarının (özellikle trafik) pek çok kişiyi evine kapadığını göremiyor...
Sonra da Kadir Topbaş'a övgüler düzüyor...
Oysa kanunda böyle bir suç olsa Kadir Topbaş 'şehircilik cinayeti'nden yargılanacak kadar sabıkalı...

Hadi ben hiçbir şey demiyorum...
Yıllardır İstanbul'u yere göğe koyamayan yabancı gazeteler, dergiler bu seneki seçmelerinde İstanbul'u görmezden geldiler, sıralamaya bile almadılar.
Kim başarılı kim başarısız Nazlı Hanım?


Bir hatırlatma
Sevgili Can Dündar... Diyorsun ki 'Mustafa filmini çektiğim için benim başıma gelenler şimdi Muhteşem Yüzyıl'ın başına geliyor...'
Oysa yanılıyorsun...
'Mustafa' bir belgeseldi ve belgeselin tanımı gereği gerçeklere bağlı kalma şartı var... Ne yazık ki 'Mustafa' gerçeklerin sadece 'bir kısmını' gören, en başta da konu ettiği kişinin diğer adı 'Kemal'i görmezden gelen çarpık bir yapımdı.
'Muhteşem Yüzyıl' ise bir dizi, gerçek olaylardan yola çıkarak kurgulanmış bir yapım... Burada gerçeklik sadece senaristin hayal gücüne kalmış...
Elma-armut hesabı yapmayalım.


Telefonu açmama özgürlüğümü geri istiyorum

Cep telefonlarında 'callwaiting' özelliğini devreye sokanlar farkındadır. Bir süredir, aradığınız kişi bir başkasıyla konuşuyorsa eskiden olduğu gibi sadece telefon meşgul çalmıyor, buna ek olarak operatör devreye girip 'Aradığınız kişi bir başkasıyla görüşüyor' diye uyarıyor.

Aradığım numaraların karşı tarafta meşgul çalmasından, aradığım kişiye ulaşamamaktan nefret ediyorum.
Ama bu uyarı da hiç hoşuma gitmedi.

Biriyle konuşurken arama geldiğini anlıyorsunuz bir kere, ama karşı tarafa uyarı gittiği için siz ona yanıt verene kadar kapatıyor. Hadi bu sorunu geçtik.
Daha vahimi var...

Karşı taraf sizin telefonla konuştuğunuzu öğreniyor... En kötü durum bu! Yani telefonunuzu kullandığınızı, aradığınız fark ediyor. 'Görmemişim, farkında değilim, duymamışım, telefonun yanında değilim' gibi bahaneler artık geçerli değil. Operatör resmen gammazlıyor...

Oysa telefon kullanan insanın telefona cevap vermeme, arayan kişiyle o an konuşmama özgürlüğü var. Bu özgürlükten faydalanmak için illa ki karşı tarafı kırmak, gücendirmek, kendisiyle konuşulmak istenmediğini bir şekilde bildirmek gerekmiyor.
Bekletmelerde verilen bu uyarı kimin fikriydi bilmiyorum ama çok kötü bir uyarı.

<h3>Aşıda ikinci parti ne zaman gelecek?</h3><h3>BAŞKAN ERDOĞAN AÇIKLADI</h3><p>Başkan Erdoğan, Çin'

22 Ocak 2021 Güncel Haberler

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Kafese giren adam ayıya yem oldu

Gaziantep'te tır kazası! Yol trafiğe kapandı