• $7,52
  • €8,9983
  • 409.369
  • 1538.04
29 Nisan 2011 Cuma

Hepimiz patron olabiliriz

Meşhur satış olduğundan beri rakamlara bakıp düşünüyorum: Milliyet ve Vatan'ı 'biz' alamaz mıydık? Biri 46, diğeri 26 milyon dolara satıldı. Daha önce Milliyet üç haneli bir rakamla anılıyordu, yanına yaklaşılacak gibi değildi. İlla ki bir büyük sermaye, ciddi bir patronun desteği gerekiyordu.
Ama şimdi öyle mi?
Bu rakamlar kendini kabul ettirmiş, kadrosu, sistemi oturmuş, belli bir tiraja ve okur kitlesine sahip gazeteler için çok mu?
O kadar param olduğu için söylemiyorum, ama pekala bir gazeteciler konsorsiyumu kurulabilirdi ve Milliyet'le Vatan'ın patronu 'biz' olabilirdik. Keşke Aydın Doğan satışı Patronlar Katı'nda sürdürürken, bir yandan da yazıişlerine bilgi verseydi. O zaman bambaşka bir düzen kurulabilirdi.
'Açık Radyo' veya Cumhuriyet modelini düşünün mesela. 100, 200 ortaklı bir yapıyı, hiç kimsenin patron olmadığı, belli hissedarların olduğu, çalışanların da gazetenin sahibi olduğu bir yapıyı. Herkes belli ölçüde hissedar olacak, gerekirse bazı işadamları ortak yapılacak, şirket halka açılıp hisseleri satılacak...
'Gazetecilerde o para nerede' demeyin. Türk basınında yıllar içinde servet yapmış, patronların çok iyi baktığı, bu meslekten epey bir şey almış gazeteciler var. Onlar bir anlamda bu meslekten kazandıklarını, tekrar bu mesleğe yatırabilirdi.
O zaman bugünkü basın düzeni de değişirdi, 'Gazeteler babamın malıdır' tezi de büyük ölçüde çürürdü.
Sonradan mali darboğaza düşse de İngiltere'deki The Independent gazetesi tam da böyle bir ihtiyaçtan ortaya çıkmıştı. Türkiye'de her ne kadar 'Sabah'ı batıramadığı' için başarısız bir model olarak görülse de Vatan da aslında kısa sürede bir başka kulvarda marka oldu, adından bahsedilen, saygın, ağırlığı olan gazetelerden biri arasına girdi.
Düşünsenize Güneri Cıvaoğlu'nun, Hasan Cemal'in, Zafer Mutlu'nun da, muhabirin de, sayfa sekreterinin de, muhabirin de ortağı olduğu bir gazeteyi. Herkesin canla başla sahibi olduğu gazeteyi yaşatmak için çalıştığı bir ortam.
Doğru uygulandığı zaman buradan ne kadar dinamik bir gazetecilik çıkabilir aslında. Hiç kimseyle bağı olmayan bir gazeteciler birliği ne haberler, ne manşetlerle ülkeyi sarsar.
Gerçek anlamda bağımsız bir gazetenin başarıya ulaşması için yeterli bir ortam değil mi?
Son yıllarda Sözcü'nün başarısı, Aydınlık'ın çıkar çıkmaz 60 binlik tiraj bandına oturması yeteri kadar cesaret verici ayrıca.
Belki bir ütopyadan bahsediyorum... Ama bunun uygulanabilir olduğuna da sonuna kadar inanıyorum.
Keşke hayallerimizi hayata geçirebilseydik.

Beyaz iPhone'a dikkat
Telefonumuzun bulunduğumuz konumu içinde gizli bir yerlere kaydettiği iddiasıyla yine başı ağrıyor Apple'ın. Bir yandan bunları çürütmeye çabalıyor, diğer yandan da 'gündem değiştirme' hamlesi gibi kokak bir hareketle beyaz iPhone 4'ü piyasaya sürüyor. Geçen sene çıktığında iki renkli açıklanmıştı beyaz iPhone 4 ama bu çeşitlilik hiçbir zaman raflara yansımadı.
Hatta beyaz versiyonun hiçbir zaman çıkmayacağı, bir efsane olarak kalacağı bile tahmin edilmeye başlanmıştı.
Dün nihayet kullanıcılar beyaz iPhone alma fırsatına kavuştular. Ama zamanlama çok ilginç.
Çünkü haziran ayında iPhone 5 bekleniyordu. Apple, geçtiğimiz yıllarda her haziran hiç şaşmaksızın yeni bir iPhone modeli piyasaya sürmüştü. Bu yıl da beklentiler aynı yöndeydi. Tabii ki İnternet'e sızdırılan görüntüler, tahminler, telefonun neler yapabileceğine dair senaryolar da havada uçuşuyordu.
Dün, teknoloji haberleri veren gizmodo.com sitesinde Apple'ın bu hamlesinin iPhone 5 beklentisi içinde olanları hayal kırıklığına uğratabileceğine dair bir yorum vardı. Haziran ayında yeni bir model çıkartacaksa neden şimdi beyaz iPhone piyasaya sürülsün?
Gerçi Apple bu, ne yapacağı belli olmaz. Yine de haziran sonuna kadar almamakta fayda var. Bir anda elinizdeki alet 'eski teknoloji' kalabilir.

Bu haber ne diyor
Akraba Seçme Yerleştirme Merkezi. Kastedilen ÖSYM. Çalışanların 58'i birinci, 100'ü ikinci ve üçüncü dereceden akraba. Emekli olan akrabalardan seçilip Meteksan'a yerleştirilenlerin sayısı 50...
Bu bilgiler Yeni Şafak'tan.
Sınav skandalları sonrasında aşırı ikna olmuş olan Yeni Şafak önceki gün manşetinden ÖSYM'ye ve Başkanı Ali Demir'e ilk kez bu kadar sert yüklendi. ÖSYM'nin skandallarla gündeme geldiğinin altını çizdi.
Bunlar güzel gelişmeler. Basın pek çok kişi için hayati önem taşıyan bir konuda nihayet ortak tepki veriyor, itirazlar kayda geçiyor demektir.
Ama bir de haberin arka planı var.
Yeni Şafak böyle bir manşeti durup dururken atmaz. Belli ki seçime kadar ÖSYM Başkanı Ali Demir'in kellesi verilecek. Herkesin beklediği bir hamle bu. Hepimizi rahatlatacak bir adım. Belli ki Başbakan Erdoğan da sıkıntıların farkında. AKP hükümeti sırtlarında Ali Demir gibi bir şaibe yüküyle seçime girmeyecek. Demek ki şimdi bu sürecin psikolojik altyapısı hazırlanıyor.

<p>Bomba arama köpekleri 'Ban' ve 'Tim', Barış Pınarı bölgesindeki sivil halka yönelik büyük bir sal

Barış Pınarı bölgesinde 'Ban' ve 'Tim' büyük saldırıyı önledi

Kahramanmaraş'ta 3 mahalle karantinaya alındı

Türkiye'deki yaban hayatı fotokapana yakalandı

Güneş patlamalarının kaynağı ilk kez belirledi