• $7,4179
  • €8,9899
  • 446.269
  • 1569.35
20 Ocak 2011 Perşembe

Güle güle Altan Ailesi elveda Başbakan

Yer: Aya İrini... Tarih: 1 Şubat 2009... 'Kültür Sanat Büyük Ödülü'nü Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın elinden alan isim Çetin Altan. Töreni, oğlu Ahmet Altan da izliyor. Kardeşi Mehmet'le beraber babalarının onurlandırılmasından gurur duyuyorlar.
Ertesi gün Ahmet Altan bilgisayarının başına oturuyor ve 'Çetin Altan ve başbakan' başlıklı yazısını yazıyor. İlk kez bu ülkenin kaderinin değiştiğini hissettiğini, umutlandığını anlatıyor. Bunun da tek sebebi Başbakan'ın babasına ödül vermesi.
İki sene önce her şey ne kadar güzel, tablo ne kadar muhteşemmiş değil mi?
Çetin Altan'ın büyük bir yazar olarak onurlandırıldığı günlerde, onu onurlandıran otorite başka yazı emekçilerine düpedüz zulüm uyguluyordu oysa. Altan'ın da dostu olan İlhan Selçuk sabahın köründe evinden alınıyordu mesela.

Çetin Altan ise ne bu zulüm hakkında bir çift söz ediyor, ne de bu ödülü almasının zamansızlığını sorguluyordu.

Ne ilginç ki oğulları da değişik kanallardan bu zulüm ortamının fikri altyapısını hazırlıyordu. Ahmet Altan'ın gazetesi birinci sayfasından insanları hedef göstermekten, iktidar sofrasına yem yapmaktan hiç mi hiç çekinmiyordu.

***
Başbakan'ı Çetin Altan'a ödül verdiği için yere göğe koyamayan Altan Ailesi bugün aynı Başbakan'ı yerin dibine batırma yarışı içinde. Başbakan da tepkisiz değil bu şiddete. En son Ahmet Altan'a açtığı 50 bin TL'lik tazminat (artı ceza) davası ipleri kopardı.
Çok net bir kırılma yaşanıyor şimdi.

Çetin Altan söz konusu oğlu olunca ortalığı birbirine katıyor.
Dava haberinin ardından Ahmet Altan'ın 'çok ağır' yazısını okudum; baktım hala araya ustaca serpiştirdiği cümlelerle zeytin dalı uzatmanın, uzlaşmanın, bir şekilde barışmanın peşinde. 'Bildiğimiz, sevdiğimiz, tanıdığımız Erdoğan'ı geri istiyoruz' gibi cümlelerle.
Ne yazık ki o güzel günler geri gelmeyecek.

***
Başbakan Erdoğan benim için basındaki pek çok kişiye kıyasla çok daha dürüst ve açık sözlü: En azından nereden geldiğini, kim olduğunu, amacını, niyetini hiçbir zaman gizlemedi. O hep aynı Erdoğan, hep çok net.
Zaten Altan Ailesi'ne ya da diğer liberal yazarlara hiçbir zaman özel bir ilgisi yoktu. Bana kalırsa hayatında bir tane bile Ahmet Altan kitabı almamıştır eline; alsa bile beğeneceğini düşünmem.

Birliktelikleri zoraki ve dönemseldi... Çünkü AKP'nin liberal yazarlarının fikri desteğine ihtiyacı vardı o dönem. Kendi yandaşları kalitesiz ve ikinci sınıf olduğundan, toplum önünde daha etkin görünen, televizyonlara çıkan, adlarını duyuran, o zaman bu kadar yıpranmamış isimlerin AKP'ye desteği bir PR stratejisiydi. Bu isimler de belli çıkarlar ve hesaplar karşılığında bu çalışmaya ortak oldu.

Şimdi buna ihtiyaç yok. Çünkü yüzde 58 her şeyi değiştirdi.
AKP yaptırdığı araştırmalarda 'yetmez ama evetçi' liberallerin aritmetik olarak hiçbir ağırlığı olmadığını bir kez daha fark etti. Dahası, 'Alevi korkusu' yaratılarak MHP'lilerin oylarını çekebileceğini gördü.

Anayasa'yı değiştirmek, başkanlık sistemine geçmek için liberallerdense MHP'ye daha fazla ihtiyacı var artık. Giderek muhafazakarlaşan ve sertleşen söylemin karşılığını da alıyor.
'İslam'a sahip çıkalım, karşımızda dinsiz CHP tehlikesi var, Aleviler devleti ele geçiriyor' propagandası Mehmet Altan destekli 'AB yolu, insan hakları, ileri demokrasi'den daha fazla iş yapıyor.
Liberaller istedikleri kadar Ahmet Altan'a destek olmak için birleşsin, seslerini yükseltsin. Çankaya Yolu'nda bir 'vızıltı' bu toplum için. AKP'nin bu isimlerle işi bitmiştir, bu aşk buraya kadarmış işte.
***
Bu arada, Çetin Altan da samimiyse önce o ödülü iade etsin.


Ali Sami Yen'e geri dönüş

Bugün Galatasaray taraftarları arasında bir anket yapılsa eminim yüzde 99 gibi iddialı bir rakamla 'Ali Sami Yen'e dönelim' sonucu çıkar.
Ali Sami Yen'in adı bir türlü verilmeyen TT Arena'nın üzerine yıllarca daha çıkmayacak bir lanet düştü. Açılış, tepkiler, yönetimin kıvırtması, Galatasaray'a edilen hakaretler, Başkan'ın kifayetsizliği bir çuval inciri berbat etti. Arena hiçbir zaman Galatasaray'ın kalbinde yer almayacak; daha doğumu sancılı oldu.
Diyorum ki keşke Ali Sami Yen'e geri dönebilsek hep beraber... Hiç değilse kusurlarıyla, iyisiyle kötüsüyle orası evdi Galatasaray için... Dahası kimse bu evi başımıza yıkmaya, 'Bakın bu evi size ben verdim, bana biat edin' demeye kalkışmıyordu.
Ali Sami Yen'de Galatasaray eğreti durmuyordu, diken üstünde tutulmuyordu, 'Atarım bak' tehdidi atında yaşamak zorunda değildi...
'Oz Büyücüsü'ndeki gibi 'Ev gibisi yok.'
Arena bu andan itibaren istese de hiçbir zaman Galatasaray'a ev olamaz.
Bırakalım Arena'yı da bir yandaş takıma, Biatgücüspor'a falan... Bize Ali Sami Yen yeter...


Çok etkileyici
Epeydir uğramıyordum Changa'ya; artık Sıraselviler'e gitmek bir eziyete dönüştüğü için. Önceki akşam bir iş yemeği vesilesiyle hasret gidermiş oldum.
Changa'yı, yemeklerini, Tarık ve Savaş'ın vizyonunu övecek halim yok. Zaten bilenler biliyor.
Peki hala şaşırtabiliyorlar mı, hala yenilikçi ve devrimciler mi?
Yemek bittikten sonra sofraya incecik rulolar geldi... Bir ısırdım, hiç beklenmedik, şaşırtıcı, sürprizli bir tat... Baklava hamuruna sarılmış 'lime' aromalı lokummuş meğerse! Her şey Changa yapımı tabii ki...
Changa hiç eskimiyor ve hep şaşırtıcı.


Sevmek günahsa Guilty pleasure

- Samanyolu TV'deki asker temalı dizilerin bağımlısı oldum... Ortam motif: Türbanlı karakterler iyi insan, başı açık herkes düşman gibi gösteriliyor. Cemaat'in Güneydoğu projesinin yansımaları... Özellikle de 'Şefkat Tepe' vazgeçilmez: Pazartesi akşamları kaçmaz.
- Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı İ.Melih Gökçek'in twitter hesabını takip etmek... Bana hiç yüz vermiyor ve sorularımı yanıtlamıyor ama olsun. 'Başka bir hava getireceğim' demişti, harbiden de öyle oldu. Gece yarısı aniden yemeğe çağırabilir ya da 'Hemen arayın 15 dakika bu telefondayım konuşalım' diyebilir.
- İslami eşcinsellik sitesi gayoloji.net... Sadece duayla ve İslami yöntemlerle, üstelik de ücretsiz tedavi ediyorlarmış: Tabii ki 'bir hastalık olan' eşcinselliği. Üstelik tedaviyi başarıyla tamamlayan 300 arkadaştan biri üç gün sonra hayatının aşkını (kız) bulmuş ve şimdi çok mutluymuş. Vay be...
- Tabii ki 'Yemekteyiz' ve hep 'Yemekteyiz.' Özellikle birbirinden kötü aşçıların yarıştığı 'Şefler özel' haftası. Sushi'yi çatalla yiyen mi istersiniz, yemek seçen mi? 'Ay ben hiç sevmem, yiyemem' diyen de var. Yanlış anlamayın, bunların hepsi güya aşçı!

<p><span>Niğde'nin meşhur patatesi dondurmaya da lezzet katacak. 'Patatesli dondurma olur mu?' demey

Patatesli dondurma hem şaşırtıyor hem de tadanları kendine hayran bırakıyor

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Türksat-5A'nın alt sistem testleri tamamlandı

Çanakkale Savaşları Araştırma Merkezi ve Kütüphanesi açılıyor