• $7,3592
  • €8,9573
  • 436.522
  • 1536.11
02 Ağustos 2011 Salı

Ben sana McLuhan'ı anlatayım

Woody Allen ve sevgilisi sinema kuyruğunda. Sessizce kendi meselelerini tartışıyorlar. Aynı anda tam arkalarında duran 30'lu yaşlarında akademisyen görünümlü genç adam bağıra bağıra ne kadar bilgili olduğunu yanındaki kadına kanıtlamaya çalışıyor. Fellini'den giriyor Samuel Beckett'ten çıkıyor, sonunda da ünlü iletişim bilimci Marshall McLuhan'a gönderme yapıyor.
Woody Allen zaten gergin, daha fazla dayanamıyor 'Bir kuyrukta böyle bir adama mahkum kalırsanız ne yaparsanız' diye isyan ediyor.
Adam 'Ne diyorsun sen, burası özgür bir ülke, ben de düşüncelerimi açıklayabilirim' diye karşı çıkıyor.
'Tabii ki açıklamakta özgürsün ama bu kadar yüksek sesle konuşmak zorunda mısın? İşin daha da acısı Marshall McLuhan'dan bahsediyorsun ama onun hakkında hiçbir şey bilmiyorsun!'
Onuru incinen adam son bir hamle yapıyor ve 'Öyle mi? Ben Columbia Üniversitesi'nde 'TV, medya ve kültür' diye bir ders veriyorum, dolayısıyla McLuhan hakkındaki görüşlerimin epey geçerliliği var' diyor.
Woody Allen bu sefer de 'Pekala, ne tesadüf ki Bay McLuhan şu anda burada, gel ona soralım' diye adamla ünlü profesörü karşı karşıya getiriyor.
Bir anda posterin arkasından beliren Marshall McLuhan 'Benim işlerim hakkında hiçbir şey bilmiyorsun, senin herhangi bir konuda ders veriyor olman bile şaşırtıcı' diye son noktayı koyuyor.
'Annie Hall' filminin en meşhur sahnesinin sonunda Woody Allen izleyiciye dönüyor,  gözümüzün içine bakarak o muhteşem sözü ediyor: 'Hayat keşke filmlerdeki gibi olsaydı.'
Hrant Dink'in katilinin savunmasında McLuhan'a gönderme yapıp, en meşhur tezinin özeti 'Araç mesajdır' cümlesini 'Beni medya yönlendirdi, o yüzden öldürdüm' diye kendi cinayetini aklamak için kullanmasını okuyunca... Hayat keşke filmlerdeki gibi olsun demek istedim.
Bir panonun ardından McLuhan çıksa ve 'Ne diyorsun sen lan, benim adımı nasıl ağzıma alıyorsun, benim işlerim hakkında hiçbir şey bilmiyorsun' diye haddini bildirseydi keşke.
Marshall McLuhan bizde katillerin ağzına sakız oladursun, 100. doğum yılı dolayısıyla bu aralar dünyada pek çok etkinliğe konu oluyor. 1980'de bu dünyaya veda eden McLuhan'ın işleri de çoktandır unutulmuş, TV kültürünün bitimiyle beraber artık iletişim öğrencilerine bile öğretilmez olmuştu.
İnternet'le, sosyal medyayla beraber McLuhan yeniden gündeme geldi ve onun 'İletişim çağının peygamberi' unvanı bir kez daha telaffuz edilmeye başlandı. Hakkında paneller, tartışmalar yapılıyor, kitaplar, gazete yazıları yayımlanıyor.
Teorisi çok yüzeysel bir şekilde 'Takip ettiğimiz medya bizi şekillendirir' diye özetleyeceğimiz McLuhan'ın yazdıkları hala bugüne ışık tutuyor.
Tabii içinden çıkabilene. McLuhan popüler olduğu kadar karmaşık, hatta yer yer kafası karışık bir iletişim bilimci. Bırakın bir katili, bunca yıldır akademi bile tam anlamıyla içinden çıkamadı.
Geçen sene bir McLuhan biyografisi yazmak için çalışmaya koyulan ünlü yazar Douglas Coupland onun eski kitaplarını okurken her iki sayfada bir durduğunu, üzerinde düşündüğünü, anlamaya çalıştığını söylüyor. McLuhan'ın yaşı ilerledikçe değeri bilinmeyen, pek de önemsemeyen işlerindeki karmaşayı beyin tümörüne de bağlıyor.
Coupland, kendisi gibi pek çok kişinin McLuhan'ı anlayamadığından yola çıkarak kitabın adını da 'Annie Hall'daki o meşhur replikten yola çıkarak koymuş: 'You Know Nothing of My Work.'
Bir katilin yaptığı McLuhan göndermesini nereden bildiğini soracak bir yargıç bile yok ne yazık ki Türkiye'de... Asıl katil bu isimleri ona ezberleten kukla ustaları değil mi?
Katile birtakım isimleri ezberleten, onun ipini tutanlar da Türkiye'deki genel cehaletten kurnazca faydalanıyor.
Onlara kötü bir haberim var ama: Herkes zannettikleri kadar aptal ve cahil değil.

Tecrübe rafa kalktı
Kendilerine gazeteciliğin dışında misyon biçen iki gazetecinin ego patlamasını takip ediyoruz ne zamandır. Hasan Cemal'le Cengiz Çandar birlikte Türkiye'yi kurtarmaya soyundu! Hem de en karmaşık meselelerde. İstiyorlar ki herkes onları dinlesin, onların dediği olsun ve sundukları öneriler yerine getirilsin.
Kürt meselesinin çözümü de onlarda, Ermeni Soykırımı tartışmalarında izlenecek yol haritası da... Tabii ki Kıbrıs hakkında da 'Ver kurtul' diye özetleyeceğimiz fikirleri var.
'Tecrübe konuşuyor' diye pazarlıyorlardı kendilerini.
İkisine de 'Sen neymişsin be abi' demek istiyorum öncelikle.
Bir süre öncesine kadar hakikaten de fikirleri 'iktidarda' gibi görünüyordu, onlar da çok keyifliydi. Kendi tezlerinin kabul gördüğünü düşünüyorlardı.
Ama şimdi işler biraz tersine dönmüşe benziyor.
Kürt sorununda 90'lı yıllar söylemine dönüldü, Hasan Cemal'in 'Kürtler' kitabının yüzüne bakan kalmadı Ankara'da artık.
Ermeni Soykırımı derseniz, çoktandır çekmecede.
Kıbrıs'ta da Başbakan Erdoğan sonunda Denktaş çizgisini benimsedi ve kendi muhaliflerinden bile büyük alkış, destek aldı.
Hasan Cemal'le Cengiz Çandar da ortada kaldı...
Ne ilginç ki bu politika değişimine dair ağızlarını açmıyorlar, seslerini yükseltemiyorlar bile.
Ne tecrübeymiş meğerse ikisi, bir anda rafa kalktılar.

Demodelikle savaşma raporum
Çok yakın bir arkadaşım 'Bizim kuşağımızdan 'Lord of the Rings' ve 'Harry Potter' fenomenin dışında kalan biri daha bulduğum için çok mutluyum' diye mesaj atmış önceki gün.
Popüler kültürden geri kaldığımı, yaşlandığımı, demode olduğumu anlatıyordum geçen haftaki bir yazımda.
Meğerse kendisini 'dışarıda bırakılmış' ne çok kişi varmış.
İçine düştüğüm bu açmazdan kurtulmak için kendimi hızlı güncelleme kursuna aldım.
Hemen Eminem'le Royce da 5'9'' ortak ürünü Bad Meets Evil'in 'Hell: The Sequel' albümlerini aldım, dinlemeye başladım.
'Breaking Bad'e başladım ve şimdiden izlediğim en iyi 'pilot'a sahip olduğunu gördüm. Bir-iki haftaya geride kalan bütün sezonları bitiririm ve fanatiklerine yetişirim diye umuyorum.
'Entourage' da son sezonuna girdi, saygıdan onu da izleyip beynimin 'Tamamını izlediğim diziler' kategorisine yerleştireceğim.

<p>İki ülke arasında gerçekleştirilen istikşafi görüşmelerin 61. turu tamamlandı. Bir sonraki turun

Atina ile hangi konular masada?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Herkes memleketinde yaşasaydı illerin nüfusu kaç olurdu?

Sosyal medyada en çok paylaşılan mantık soruları