• $8,8429
  • €10,3729
  • 496.363
  • 1384.68
13 Eylül 2021 Pazartesi

Kültürel iktidarın 12 Eylül anlatımı

Dün 12 Eylül Darbesi'nin yıldönümüydü. Amerika'nın 'bizim çocuklar'ı önce darbe için ortamı hazırlayıp düşük yoğunluklu bir iç savaşı tetiklemişler ve sonrasında da 'bozulan devlet otoritesini yeniden tesis etmek için' darbe yapmışlardı.

Esas olarak da Kıbrıs Barış Harekâtı neticesinde izole edilmeye, ambargolarla çökertilmeye çalışılan Türkiye'nin ABD ve Batı Bloku'nun baskılarına karşı verdiği bağımsızlık mücadelesini içeriden sabote etme girişimleri bulunuyordu.

Çok anlatılmaz. Kıbrıs Harekâtı'nın hemen sonrasında Süleyman Demirel'in Başbakan, Necmettin Erbakan ve Alparslan Türkeş'in Başbakan Yardımcıları olduğu 1. Milliyetçi Cephe Hükümeti 1975 yılında İncirlik ve Zincirbozan dâhil 21 Amerikan üs ve tesislerini kapatmıştı. Bu ve benzeri bağımsızlıkçı politikaların intikamını 12 Eylül 1980'de askeri darbe yaparak almakla kalmadılar. Başbakan Demirel'i kendi kapattığı Zincirbozan ABD üssüne hapsettiler.

12 EYLÜL NASIL ANLATILIYOR?

Edebiyattan akademiye, dizilerden sinema filmlerine kadar her fırsatta soğuk yüzüyle karşılaştığımız bir kültürel iktidar meselemiz var. Bu kültürel iktidarın küresel ve yerel boyutları var. İslâm karşıtlığı ve Türk karşıtlığı; küreselci kültür söylemi gibi özellikleriyle Batı-merkezci sömürgeciliğin iktidarı tüm dünyanın sorunu. Yerel düzeyde de bunun izdüşümü olan Batıcılık ve mandacılık kültürel iktidarın esas politik kimliği olarak öne çıkıyor.

Türkiye'de kültürel iktidar mensuplarının kendilerini sol, liberal, sosyalist, Kemalist veya feminist gibi sıfatlarla tanımlamaları çok bir anlam ifade etmiyor. Neticede ana kültürel eksen olarak kültürel iktidarın Batıcı-mandacı karakteri karşımıza çıkıyor ve küresel düzeydeki İslâm ve Türk karşıtlığının bir tezahürü olarak bu kimlikleri bayrak yapan milliyetçi ve muhafazakâr kesimlere karşı açık bir nefret söylemi kullanılıyor.

İşte kültürel iktidarın dizi ve filmlerinde de bunun izlerini görmek mümkün. Nitekim hem 12 Eylül'e giden süreci hem darbeyi hem de sonrasını anlatırken 12 Eylül Darbesi'nin Amerikancı karakterini unutturmaları ve darbe sadece solculara karşı yapılmış bir darbeymiş gibi pazarlamaları en bilinen özellikleridir.

DİZİLER, FİLMLER VE MİLLİYETÇİ DÜŞMANLIĞI

Bu dönemi anlatan dizilere ve filmlere baktığımızda ilk gördüğümüz şey kalitesiz, tarihten kopuk, berbat bir hamasete bulanmış bir arabesk anlatım. Sanki 12 Eylül'e giden süreçte binlerce milliyetçi genç şehit edilmemiş gibi bu yapımlarda bütün solcular şair, romantik, sanatçı ve aydın; bütün sağcılar da köylü, cahil, katil ve çirkin resmediliyor.

Siyasal vesayet çökertilip demokratikleştirilmesine rağmen bu kültürel hayat maalesef hâlâ demokratikleştirilememiş durumda. Tek taraflı, çoğulculuğa yer bırakmayan, ötekileştirici bir nefret söylemine sahip bu kültürel vesayetin dengelenmesine yönelik çabalar da öyle hemen sonuç alacağa benzemiyor. Bu öyle zannedildiği gibi devletin tek başına yapabileceği bir şey de değil zaten. Zira devletin kültürü tek başına belirlediği 1930'ların Türkiye'sinde yaşamıyoruz.

Bu tek taraflı, mandacı kültürel vesayetin dizi ve filmlerdeki yansımaları 12 Eylül temalı filmlerden ibaret de değil elbet. Dindar karakterlerin aşağılanması, vatanseverlik temasının karikatürize edilmesi, toplumdan kopuk bir Batıcılığın empoze edilmesi... Düşünsenize Vecihi Hürkuş gibi bir vatan kahramanının adı bile Türk filmlerinde dalga geçilecek bir karikatür tipe verilerek itibarsızlaştırılıyor.

Sonuç olarak 12 Eylül gibi tarihi hadiseler beyazperdede işlenirken savcı katilleri, banka soyguncuları kahramanlaştırılıyor ama namaz kılarken darbeciler tarafından şehit edilen Hüseyin Kurumahmutoğlu, mektubunda "Mustafalar ölür, Allah davası ölmez, milliyetçilik yaşar" diyen Mustafa Pehlivanoğlu, şehit bakan Gün Sazak ve nice tarihe iz bırakan kahramanlar görmezden geliniyor.

Bu durum 27 Mayıs, 28 Şubat ve 15 Temmuz için de geçerli. Bu milletin kendi hikayesini kendi dilinden, aklından anlatacak özgüven sahibi organik aydınlara, bağımsız bir kültür ve sanata ihtiyacı olduğu çok açık.

Bu konuya devam edeceğiz.

<p class='MsoNormal'>Gelecekte yer alması beklenen yerli ve milli üretim araçlar  da TeknoFest'te ha

Ayakları Yere Basmayan Festival: TeknoFest

''Yola çıkmalı'' dedirten 5 film

Mezarlıkta toprağa yarı gömülü halde bulundu!

Kilo vermek isteyenler dikkat! Limon diyetiyle ayda 10 kilo vermek mümkün