• $32,2053
  • €35,1156
  • 2500.7
  • 10643.6
6 Ekim 2022 Perşembe

“Burası devlete meydan okunacak yer değildir!”

Böyle diyordu eski Başbakan Bülent Ecevit. Milletin oyuyla seçilerek gelen başörtülü milletvekilini Meclis Genel Kurulu'na almamak için Gazi Meclis'te "dışarı" sloganları eşliğinde bunları söylüyordu. Sonra askerî darbeler, darbe girişimleri, muhtıralar, parti kapatma davaları, yargı darbeleri ve en son 15 Temmuz... Askerî vesayetle ve bu vesayetin ipini tutan Batı vesayetiyle çarpışıp Türk milletinin önemli bir kısmının desteğiyle onları mağlup eden kişi Cumhurbaşkanı Erdoğan olmuştu.

Vesayetin tüm biçimlerinin kesin olarak ezilmesi 15 Temmuz gecesi vuku bulmuştu. Bununla küresel vesayetin yerli darbeci unsurlarında öyle bir yenilmişlik psikolojisi hâkim oldu ki AK Parti ve MHP'nin Meclis'ten birlikte geçirdiği üniversitelerde başörtüsü özgürlüğü yasasını alıp Anayasa Mahkemesi'ne götürüp iptal ettiren başörtüsü düşmanları bugün artık başörtüsünü savunmaya başlıyor.

Bu öyle bir yenilmişlik psikolojisi ki PKK ile ittifak yapan, 6-8 Ekim'de çocukları katleden terörist elebaşının serbest bırakılmasını seçim vaadi olarak duyuran, belediyelerinde tescilli teröristleri işe alıp canlı bombalar için "tutuklu gazeteci" diye kampanyalar düzenleyen Türk düşmanlarına bile "Türkçülüğün Esasları" kitabıyla poz verdiriyor.

Öyle bir yenilmişlik hâli ki Menderes'i asan zihniyeti Menderes'in kabrinin başında hizaya sokuyor.

İşte bu yenilmişlik hâli siyasal ve askerî vesayetin bitirilmesi kadar kültürel vesayete karşı verilen mücadelenin de bir neticesi. Benim kültürel hegemonya tartışmalarında çok tekrarladığım bir durum var: Kültürel hegemonya kırılamasa bile yukarıda örnekleri verilen başörtüsü meselesi, 27 Mayıs gibi konularda artık milliyetçi-muhafazakâr-demokrat kesimlerin argümanlarına, fikirlerine karşı tükenmiş hâle gelmiş; argüman üretemeyip teslim olmuş bir mandacı-darbeci kültürel vesayet olduğu da ortada. Yani kültürel hegemonya yıkılamamışsa bile milliyetçi-muhafazakâr karşı-kültürel hegemonya kurma girişiminin belli bir aşamaya geldiği ve karamsar olunmaması gerektiği aşikâr. Zira daha düne kadar 27 Mayıs'a "darbe" bile denilemediği, başörtüsü kelimesinin bile zikredilemeyip yerine 'türban' dendiği ve Gökalp şiirinin hapse girme sebebi olduğu günlerden Gökalp kitaplarıyla poz verilen günlere gelindiği bir noktada ümitvar olmak gerekiyor. Rüzgâr dönmüş durumda.

Peki, rüzgârın döndüğünü fark edip ona göre pozisyon almak zorunda kalanlar olduğu gibi bunu hâlâ fark etmeyip dalgaya karşı kürek çekmeye çalışan vesayet artıkları yok mu? Hem de nasıl var!

Geçtiğimiz 30 Ağustos'ta devletin valisinin verdiği resepsiyona gelip valinin yüzüne bile bakmadan geçen bir canlı türü sürüsü kameralara takıldı. Meselenin valinin şahsıyla ilgili değerlendirilemeyeceği açık. Hep tartıştığımız ordunun demokratik denetimi ve gözetimi meselesi de askerin devletin ve sivillerin karşısındaki konumunun askerî eğitimdeki yetersizliği de disiplinsizlik de burada tartışılabilir.

Lâkin bir vilayetteki en yüksek amir vali olduğuna göre ona karşı yapılan terbiyesizlik sadece bunlarla ilgili meselelerden veya eksikliklerden ibaret değildir. Zira her hadise içinde yaşanılan ülkenin tarihsel bağlamında değerlendirilir ve Türkiye'nin tarihi darbelerle, darbeci vesayet unsurlarının yaptığı buna benzer meydan okumalarla doludur.

Hatırlanacağı üzere 28 Şubat'a giden günlerde Başbakan Erbakan'a onun memuru olan ve o sırada görevde olan bir albay hakaret etmişti. Yine bir başkası Başbakan Erbakan'a omuz atma cüretini göstermişti. Dahası 2012 yılında bir komutan Başbakan Erdoğan'ı görüp bir metre ötesinde ayağa kalkmamış, yalnızca terbiyesizlik yapmamış aynı zamanda da Türk Devlet geleneğine de açıkça baş kaldırmıştı. Neticede de bunların hepsi malum askerî vesayet kafası ile ilgiliydi ve süreçler darbeler ve darbe girişimleriyle paralel gelişmişti.

İşte hâl böyleyken, küresel vesayetin ülke içindeki yerli askerî, kültürel ve siyasal vesayet unsurlarının önemli bir kısmı Türk milleti karşısında ağır bir yenilgi aldığının ve ona göre konum alması gerektiğinin farkındayken hâlâ yenildiklerinin farkında olmayıp ilkel, arkaik vesayet reflekslerini sergileyenlerin de kaldığı görülüyor.

Bilsinler ki burası devlete meydan okunacak yer değildir!

<p>Ekranınızın çatladığını düşündüyseniz merak etmeyin...</p><p>Telefonunuz kırılmadı.</p><p>Logo te

X'in logosu neden değişti?

60 KPSS puanı yetiyor: İlan resmen açıklandı! Onlarca personel alımı yapılacak…

Türk Yıldızları'ndan nefes kesen gösteri!

Soykırımcı İsrail on binlerce Filistinliyi katletti... Ez-Zeytun mahallesi yerle bir oldu!