• $32,4929
  • €34,9238
  • 2405.52
  • 10391.9
22 Eylül 2022 Perşembe

Bir Hıristiyan DEAŞ'ı olarak Ermenistan

Ne devlet geleneği ne kurumsallaşması ne siyasal kültürü ne de bağımsızlaşamayan bir uydu-devlet olmasıyla aslında Ermenistan'ın gerçek bir devlet olmadığından bahsetmiştim. Ermenistan geçtiğimiz yüzyılın başında Türkiye ile Türk Dünyası arasına bir Hıristiyan proje-devlet olarak icat edilmişti. Bu projenin sahipleri de hâlâ bu 'devletimsi' yapıyı bir vekil-devlet olarak Türkiye ve Azerbaycan aleyhine kullanmaya devam ediyorlar. Tıpkı daha önce vekil terör örgütleri olan PKK, DEAŞ ve FETÖ'yü kullandıkları gibi.

İşte bu devlet daha 2 sene evvel Vatan Muharebesinde Azerbaycan ordusu tarafından ezilmişken, ordusunun büyük kısmı imha edilmişken 12 Eylül günü sınır hattında Azerbaycan kuvvetlerine yaptığı saldırı güçlü bir şekilde püskürtüldü ve Ermeni saldırısı hezimete uğratıldı. Arada bu kadar açık güç farkı varken Ermenistan'ın yaptığı saldırı adeta bir intihar saldırısıydı. Bu saldırının azmettiricisi ise daha sonra tabii ki cinayet mahalline gelecekti.

Hem 1. Karabağ Savaşı'nda hem 2. Karabağ Savaşı'nda hem de en son 12 Eylül'deki saldırıda bir kez daha görüldü ki Ermenistan ne devlet rasyonalitesine ne de ahlakına sahip. Bu satırları kaleme aldığım Bakü'de bulunan bir sivil toplumu örgütü olan "Cultural Network House"da konuyla ilgili yapılan akademik etkinlikte Ermeni işgalinden kurtarılan bölgelerde Ermenilerin sadece insanlara yönelik Hocalı'da yaptıkları gibi büyük katliamlar yapmadığı aynı zamanda da medeniyet eserlerine yönelik de büyük katliamlar yaptığı yüzlerce örneğiyle gösteriliyordu.

O kadar ki bin sene Türklerin egemenliğinde kalmış, daha yüz sene öncesine kadar Revan (bugünkü Erivan) başta olmak üzere Türklerin çoğunluğu oluşturduğu, Türk eserleriyle dolu bugünkü Ermenistan topraklarında Türklere ait yüzlerce okulu, camiyi, kütüphaneyi, türbeyi yok etmiş Ermeniler benzerini işgal altında tuttuğu Azerbaycan topraklarında da yapmıştı.

Onlarca camiyi yıkması, bazılarının üzerine asfalt döküp yol yapması, türbeleri yıkması, medreseleri, mescitleri ahır yapması ve hatta Türklere ait mezarları bile yakıp yıkması gibi hadiselere imza atan Ermenistan'ın yaptıkları ise bize bir yerden tanıdık geliyor.

Hatırlanacağı üzere Suriye ve Irak'ta ele geçirdiği topraklarda yaptığı ilk şey türbeleri ve tüm medeniyet eserlerini yok etmek olan bir terör örgütü vardı: DEAŞ. Bu terör örgütünün eylemleri bu tarz eserleri büyük bir şovla yok etme üzerine kurulu olduğu gibi büyük sivil katliamlarını da bir gösteri havasına sokuyordu. İşte tıpkı DEAŞ gibi ele geçirdiği topraklardaki eserleri yakıp yıkan; bunu da marifet sayan bir Hıristiyan DEAŞ'ıyla karşı karşıyayız.

Bugün ise Ermenistan'ın yıktığı, tahrip ettiği pek çok medeniyet eserinin tamir ve restorasyon işlemlerine savaştan sonra hemen başlanmış. Üstelik Azerbaycan hiç ayrım yapmadan Ermenilerin kiliselerini bile restore ediyor. İşte barbarlarla medeniyet arasındaki fark bu. İşte Türk medeniyetinin büyüklüğü de bu.

Dahası savaş esirlerine yapılan muameleden sivillere yönelik saldırılara kadar da Ermenistan DEAŞ'ı aratmıyor. Sivilleri katletmekten, sivil yerleşimlere saldırmaktan, savaş esirlerine ve hatta yaralı Azerbaycan askerlerine bile işkence yapmaktan geri durmayan Ermenistan bir terörist devlet gibi davranıyor. Ermenistan bunu yaparken diğer tarafta en son 12 Eylül'deki Ermeni saldırısı sonrasında bile Azerbaycan askerlerinin yaralı Ermeni askerlerini nasıl tedavi etmek için çırpındığı medyaya ve sosyal medyaya yansımış durumda. Bu da Türk kültürünün büyüklüğü.

Ermenistan'ın bütün Batı medyasının ve İran ile Rus medyalarının desteğini alıp her türlü dezenformasyona giriştiği; kendi sivil katliamlarını bile sanki Azerbaycan yapmış gibi gösterdiği bir ortamda Ermenistan'ı bizzat Batı'nın kendi çıkarları için işlevsel olarak inşa ettiği bir kodlama biçimiyle yani bir Hıristiyan DEAŞ'ı ve terörist devlet olarak kodlamak, bunu da uluslararası kamuoyunda sık sık tekrarlamak gerekiyor.

Neticede savaşın askeri boyutu olduğu kadar siyasal, kültürel ve ekonomik boyutları da var. Kahraman Azerbaycan askerleri canını ortaya koyarak görevini yaptığına, başta Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Cumhurbaşkanı Aliyev askeri mücadeleye önderlik edip aynı zamanda da büyük bir siyasal mücadele yürüttüğüne göre bu mücadelede görev artık biraz da Türkiye'nin ve Azerbaycan'ın aydınlarına, yazarlarına ve medya mensuplarına düşüyor.

<p>Erbil - Guyer yolu üzerindeki yakıt dağıtım işletmesi ve zift deposunun da yer aldığı rafineride

Erbil'de petrol rafinerisinde patlama! Alevler geceyi aydınlattı

4 bin 299 hakim ve savcının görev yeri değişti | Sıralı tam liste

Ve beklenen transfer açıklandı! Dünya yıldızı sonunda imzayı attı

Yaprak Dökümü ile ünlenen oyuncu ters kelepçeyle gözaltına alındı