• $7,4703
  • €9,055
  • 423.307
  • 1472.37
23 Nisan 2011 Cumartesi

Sürdürülemez 'büyümemiz'

İktidar partisinin devasa yapı ve konut şirketinin gelecek projeksiyonundan aşağı kalmayan seçim beyannamesi açıklanırken, DİSK-AR raporuna göre işsiz sayımız 25 ilin nüfusuna erişmişti.
Raporda 'güvencesiz ve kuralsız çalışma hayatının' işsizliği daha da tırmandırdığı, işsiz kalmanın öteki adı olduğu ortaya çıkmıştı.
Geçici bir işte çalıştığı için işsiz kalanların oranı yüzde 44'ü bulmuş ve son üç yılda istihdama katılanların 1 milyon 130 bini kayıt dışı istihdam edilmişti. Ekonomik büyüme saplantılı ülkenin hızla ürettiği resmi işsizlerin sayısına umudunu kesenleri eklediğinizde 'Kayseri, Manisa, Hatay, Samsun' gibi büyük şehirlerin nüfusu toplamı çıkıyordu.
'Büyük ekonomimiz' İstanbul merkezli rant projeleriyle büyüme iştahını giderirken, son 9 yıldır bir tek büyük sanayi tesisi kurulmamıştı.
İstanbul'un iki yanına planlanan yeni şehir projesine ilaveten 'mülksüzlüğün ve yoksulluğun' tutunduğu, megapol saçaklarına yığılacak 'kalabalık' nüfuslarla 5 şehir daha çıkardı...
Ve işin hazin tarafı da bu 'istihdam düşmanı ve üretimsiz modele' devam edileceği müjdelenmişti.
İthalata, tüketime ve iyi getirisi olduğu için oluk oluk giren sıcak paraya bağımlı çarpık 'ekonomik büyüme' hedefini yükseltmek, cari açığın milli gelirin %6.5'in üstüne zıplamasıydı...
2010 yılında 53 milyar dolarlık yabancı sermaye girişiyle cari açığımız 49 milyar dolara varmıştı.
Oysa bir ülkenin 'gerçekten büyümesinin' bilimsel tek göstergesi 'cari fazla' vermesiydi... 
Eğer illa 'sıcak para girişiyle ülkede oluşan parasal şişmeye' ekonomik büyüme diyeceksek, insani ve toplumsal kalkınma verilerimiz neden baş aşağı çakılıyordu?
Aşırı ileri demokrasi ajitasyonunun karşılığı olması gereken 'gelişme', ne bireysel özgürlüklerde, ne sosyal haklarda, ne de katılımcı demokrasi kriterlerinde görülüyordu.
Ekonomi Forumu'nun Küresel Bilgi Teknoloji Raporu'nda 'Basın Özgürlüğü' sıralamasında Zimbabwe, İran ve Libya'yı anca geçebilmiş Türkiye, 138 ülke arasında 135. olmuştu.
Şili 13., Bangladeş 28., Gana 36., Kuveyt 37., Namibya 46., Pakistan 58., Botswana 74., Fildişi Kıyısı 91., Fas 94. sıradaydı, say say 138. sıradaki Türkiye'ye sıra gelmiyordu!    
Öte yandan OECD'nin 'Bir Bakışta Toplum' raporunda ise Türkiye, işsizlik ve yoksullukta ilk sıralardaydı.
Türkiye, OECD listesindeki en yoksul üç ülkeden biriydi ve birinciliğini Meksika ve Şili'yle paylaşıyordu.
OECD ülkeleri arasında en yüksek gelir eşitsizliği ve en düşük istihdam oranına sahipti, bebek ölümlerinde birinciliğimiz değişmemişti.
Yine OECD ülkeleri arasında en yüksek çocuk yoksulluğunun olduğu ülkemizde toplam çocuk nüfusunun %24.6'sı yoksulluk içinde yaşıyordu...
Ve Türkiye nüfusunun yüzde 31 çocuk olduğu halde çocuğa sağlık, sosyal hizmetler, sosyal yardım harcamalarının GSMH'da oranı %1.31 idi...
Velhasıl kadınlara, gençlere, engellilere hiç ulaşamadan bizim büyümemiz, 'işte böyle bir şey'di! 
Böyle büyümenin alemi yoktu!

<p>ABD Başkanı Joe Biden'ın talimatı ile Suriye'deki İran destekli gruplara hava saldırısı düzenlend

ABD'den Suriye'ye hava saldırısı: Suriye'deki İran destekli gruplar vuruldu

Taksim'deki Atatürk Kültür Merkezi'nde son durum havadan görüntülendi

Dünyanın en büyük tam panoramik müzesi 1 milyon ziyaretçi ağırladı

Mavi vatan nöbetinde geçen yıl 12 bin 655 hayat kurtarıldı