• $7,3975
  • €8,9853
  • 445.521
  • 1569.35
08 Kasım 2011 Salı

Kilisenin kırılan işletmecilik 'ruhu'

Londra'daki görkemli kubbeli dört asırlık St. Paul Katedrali'nin önündeki meydana 'Londra'yı işgal et' hareketinin kamp kurmasıyla Anglikan Kilisesi karışıverdi...    
Katedral, eylemin ilk günlerinde 'insanların barışcıl protestolarını' destekleyen beyanatlar verse de 15 Ekim'de başlayan hareket 200 çadıra varınca göstericilerin birkaç günlük 'ajitasyon' için gelmediklerini anladı...
Çünkü İngilizler, 2008 yılından beri hilekar/parazit-finansın devasa borçlarını kendilerine yükleyerek, bütün ücretlerini, emekli maaşlarını, kamu harcamalarını on yıllarca ipotekleyen egemen sistemle hesaplaşmak niyetindeydi.
Hal böyle olunca, kapitalizm karşıtlarının meydanı mesken tutmalarıyla Katedral de günlük 18.300 euroluk 'turistik' hasılatını kaybetme noktasına geldi.    
Ve II.Dünya Savaşı'ndan beri Katedral 'sağlık ve güvenlik' gerekçeleriyle ilk kez  kapılarını ziyaretçilerine kapatmak zorunda kaldı.
Oysa St.Paul Katedrali yıllık 820 bin ziyaretçisiyle aynı zamanda karlı dev bir işletmeydi...
Kapılarını müşterilerine büyük 'görsel seyirlik mekan' gibi açan Katedral'in epeyce 'dünyevileşmiş' kimliği, şimdi karşısındaki meydana 'zenginlerin ve arsız finansın tahakkümüne son' diyen çadırlar kurulunca şaşalamıştı... 
Katedral 'işletme karlılığımız mı' önemli, yoksa 'işsizlik, yoksulluk ve eşitsizliğe karşı çıkan halkı mı' desteklemeliyiz tartışmalarıyla 'varoluşuna' dair çelişkilerle dolu bir 'krizle' sarsıldı.
Bu arada meydandaki büyük pankartta 'kapitalizm krizin kendisidir' diye yazıyordu...  
Yoksulları koruyucu/kollayıcı 'merhametli' varlığıyla kendini tarif eden kilisenin tarihine inat Londra'nın finans merkezinde yükselen St.Paul Katedrali yönetimindeki 'görüş ayrılığı' gerekçesiyle üst üste papazlar istifa ediyordu...
Elbette yakıcı ahlaki soru şuydu; Katedral'in bir haftalık kapanma bedelinin mali faturası 80.000 euro tutarken kilise 'kimlerin 'yanında olmalıydı...
HSCB, UBS ve Goldman Sachs gibi Katedral'in büyük bağışçılarını gözden çıkartmalı mıydı?...
Katedral geçtiğimiz yıllarda Londra finans piyasalarından yaklaşık 40 milyon sterlinlik büyük bağışları 'ruhani yatırım' olarak kabul etmişti...
Göstericiler ise kutsal kitaptan aldıkları 'hem Tanrı'ya hem de zenginlere hizmet edemezsiniz' sözlerini sloganlaştırarak, Katedral yetkililerine 'sizi yoksa bağışçılarınız mı yönetiyor' sorusunu sordular...   
Ayrıca Cantebury Başpiskoposu Rowan Williams, üstelik Financial Times'ta çıkan 'Finans Aleminin Putlarına İtiraz Etmenin Zamanı' adlı makalesinde 'Kilisenin' görevinin göstericileri meydandan kovmak değil, finans sisteminin ahlaki bir yola sokulmasını talep etmek olduğunu söylüyordu...        
Sonunda Katedral 'kendi özel alanlarındaki yani Tanrı'nın gösterişli evinin' önündeki mütevazı çadırları kaldırtmak için mahkemeye gitmeyeceklerini açıkladı...
Böylece 'sosyal adaletsizliği ve açgözlülüğü' protesto eden kapitalizm karşıtları finans sektörünün sponsorluk yaptığı Anglikan Kilisesi'nin 'işletmecilik ruhunu da' şimdilik kırmayı başarmışlardır...

<p>ATV'nin reyting rekorları kıran başrolünde Burak Özçivit'in rol aldığı Kuruluş Osman dizisi Türk

Ahmet Yenilmez 'Kuruluş Osman'ı' anlattı: Demirci Davut'un sahnelerine dikkat edin!

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Ankara buz kesti

Kızılırmak buz tuttu