• $7,39
  • €8,986
  • 442.59
  • 1541.68
03 Mayıs 2011 Salı

Kanal İstanbul'la tarihe geçmek

Görgüsüz tapınak kent Dubai, şişirdiği gayrimenkul balonunun patlamasıyla faniliğini iliklerine kadar idrak etmişti.
Disneyland estetiği, naylon palmiye adası, spekülatif finans bağımlılığıyla, küresel kent olma hırsı ve hadsizliğinin 'dünyevi faturasıyla' bir anda göçüvermişti.
Şimdi bu trajik sıraya İstanbul'u yerleştirme telaşı büyüyor.
Çünkü sıcak parayla büyüyebilen ülke ekonomisinin elinde küresel piyasalara sürebileceği tek kart, 8 bin yıllık İstanbul şehri kalmıştı...
Ama bu defa karşımıza 'imaj kent projelerinin' bütün ölçü, sınırlarının kaybolduğu ve fizik dünya bilgilerinin reddedildiği 'Kanal İstanbul' projesi çıktı.             
Projeye göre doğal ve tarihi varlıkları onanmaz derecede yitmiş İstanbul, ekonomimizin can damarı gayrimenkul ve inşaat sektörüne arsa katmak için 'kentimsi havzası' daha da esnetilecekti.
Ülkeye 'yüzyılın projesi, hizmet, kalkınmanın şahikası' vs. türlü gerekçelerle takdime çalışılan 'Kanal İstanbul'un' amacı aslında İstanbul'un karşılamadığı azgın arsa talebine Avrupa yakasında şehir büyüklüğünde alanlar katmak...  
Çünkü önümüzdeki dönemde sıcak para ve dış krediyi çekmeye ne 'kentsel bölüşüm' projeleri ne de 350 milyar dolarlık rantlı 3. hatta 4. Köprü bile yetmeyebilir.
Bu nedenle Marmara Denizi'nde kırılmamış 160 km'lik fay hattının dibindeki dev beton çanak İstanbul'un yaz yağmurunda boğulması ya da dünya yaşama endeksindeki 121. sırası konumuz değildi.
Şimdi yükselen ekonomilerde uluslararası finansın akışı megapollerin 'sermayeye varını yoğunu' açmasıyla mümkün.
Eğer yeni kapitalizmin üretim biçiminde bilişim teknolojileri ve Ar-Ge'de yaya kalmış tedarikçi bir ülkeyseniz tüketiminiz ve köpürttüğünüz inşaat sektörünüzle rol kaparsınız.  
Ayrıca Kanal İstanbul PR'cılarının yere göğe koyamadığı heyecandan kalplerinin sıkıştığı proje bırakın İstanbul ve Türkiye'yi bütün bölge ülkelerinin, Karadeniz ve Marmara'nın binlerce yıllık eko sistemlerine derin müdahale cüretine sahipti.  
Tabii ki doğa ve kamu varlığı üzerindeki bu geriye dönüşsüz yıkım kibrini 'büyük hayaller kuran zihinle' karıştırmayacak kadar 'doğa tüketicisi kapitalist mantığı' yakından tanıyorduk.
Görünen o ki Dubai'de ilahi gösterişe kalkışan göğü delen ifrat mimariyle yarışan 'imaj/finans' düşkünü projelerle İstanbul'un üzerine abanılacak.
Avrupa ve Anadolu yakasına iki şehir kurularak 'buyurun depreme dayalı satılık konutlar yaptık' denilecek İstanbul kent merkezi  'zorla' boşaltılarak tamamen 'özel atraksiyon alanı' haline getirilerek yeniden pazarlanacak.
Ve kent 30 milyonluk nüfusu ve gettolarıyla 'neoliberalizmin kalesi' ve şişkin konut balonlarıyla sahiden tarihe geçecek, göreceğiz...

<p>Aşı olan vatandaşlarımızın sayısı 1 milyon 250 bini geçti.  Aşılama yapılacak grupları Sağlık Bak

6,5 milyon doz aşı Türkiye'de... Aşı planlaması nasıl olacak?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Haftanın yalanları

Kimyasal tuvalet, bomba gücü göstergesi, radyasyon ölçüm cihazı... Nükleer sığınak açık artırmaya çıkarıldı