• $7,4246
  • €9,0376
  • 439.708
  • 1527.8
10 Eylül 2011 Cumartesi

Gerze'de ve Tortum'da neler oluyor?

'Doğa, sadece sermayeyi bekleyen ölü ve atıl kaynaktır' ideolojisi, dereleri betonlayıp, tarım, sit alanları, milli park ve meraları çitleyip, 'özelleştirmekle' de kalmayıp yerel halka gaz bombası atıp kelepçeliyor.
Sinop Gerze Yaykıl Köyü sakinleri ve Erzurum Tortum Bağlarbaşı Beldesi köylüleri, birbirlerinden yüzlerce kilometre uzakta 'yaşam alanlarını' bedava kaynak diye sermayeye katmaya kalkanlara topluca direniyorlar.
Girişimci kutsayıp, dolu dolu sayfalarını finans ve konut sektörüne güzelleme için ayıran medyamıza küçücük haber olamadılar...
Erzurum Tortum'da üç HES yapımına karşı 1500 kişi toplandı, köylüler iş makinelerinin önüne oturunca aralarında engellilerin de bulunduğu topluluğa polis biber gazıyla müdahale etti, 4 kişi yaralandı...
Gerze'de termik santral kurulmak istenen sit alanı, tarım arazisi Yaykıl Köyü'nde 'ÇED'siz', sondaj izni olmadan sondaj yapmaya gelen yatırımcı Anadolu Grubu, polis ve jandarmayı halkın üzerine sürdü.
Göz yaşartıcı bombalar, havaya sıkılan silahlar ve bombalardan çıkan orman yangını ve olayların sonunda 25 kişi yaralandı, bir kişi tutuklandı.
Elbette paraya çevrilemeyen hiçbir şeyin kalmadığı günümüzde 'sade yaşamanın ve başka canlılara zarar vermemenin bilgeliğine' sahip bu insanlarımızın etrafı üç otobüs jandarma, polis, özel güvenlikçi ve robocoplarla sarılıveriliyordu...
Ama bu defa yerel halkı kökü dışarıda karanlık odaklar ya da mihraklarca kandırıldığı, kışkırtıldığı iddiası da pek tutmazdı.
Çünkü onlar Sinop'ta büyük büyük dedelerinin topraklarında tarım yapan Gerzeliler ve iki dağın arasındaki vadiye meyve ve sebze eken Tortumlulardı...  
Tüketim fetişizmine katılmadan, doğanın etik değerlerine saygılı, insanın doğaya dahil olduğu kadim bilgisine sahip hayatlarına arkadan dolanarak girmiş iş makinelerinin önüne yatarak, çadır nöbetleri tutarak gerçek sivil mücadele veriyorlar...
Tortumlu kadın elindeki kıpkırmızı elmaları gösterip 'bunları yetiştiremezsem çocuklarımı büyütemem ki!' diyor.
Onların derelerini ve meyve bahçelerini, tarlalarını sözde 'üstün kamu yararı' diye 'kalkınmamıza' katmanın, o çoraklaşacak topraklardan evladiyelik sürülmek olduğunu gayet iyi biliyorlar.
Günlük hayatlarında bir saç kurutma makinesi kadar enerji tüketmeyen insanların sularını hapsedecek beton tüneller, çocuklarının ciğerlerine yerleşecek kükürtdioksit, sökülen binlerce meyve ağacını ceviz ağacından sonra topraklarının üstüne yüz binlerce ton kül çökünce ülkemiz 'kalkındı mı' sanacağız?
Ya da kim, kimi, kimin toprağından güvenlik güçlerini üzerlerine sürüp kovmaya kalkıyor?
Gerze'de yapılacak Termik Santral ya da Tortum'da HES projeleri bu bölgede yaşayan insanların söz hakkı, su hakkı, yaşam hakkı gasp edilerek mi yapılacak?..
Hopa'da başlayan yerel halkı 'eşkıyalaştırma' süreci bütün derelere, vadilere mi yayılacak yoksa... 
Valilik ve Emniyet Müdürlüğü, 'Burası devlet arazisidir, vatandaşın arazisi değil' diye köylüleri kovalarken, aslında bütün 'devlet arazilerinin' kamu varlığı olduğunu yani hepimize ait olduğunu bilmiyorlar mı?    
Simsiyah kükürtlü kömür dumanlarının yükseleceği, günde 1102 ton külün üzerinize boca edileceği termik santralı siz yaşadığınız beton konutlarınızın yanına ister misiniz?
Belki de isteriz, ne de olsa doğaya boyun eğdirmiş olmakla böbürlenen ama yaptığı aletlerin önünde diz çöküp kölesi olmuş tüketicileriz...

<p>Merakla beklenen Bayraktar AKINCI Taarruzî İnsansız Hava Aracının (TİHA) 3'üncü prototipine PT-3ü

Selçuk Bayraktar bu sözlerle paylaştı: Yuvadan uçmadan önce son selfie

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (22 Ocak 2021)

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, yarıyıl tatili zilini çaldı