• $7,3619
  • €8,9081
  • 410.83
  • 1528.82
16 Nisan 2011 Cumartesi

Eşitsizliği test ve tescilleme sınavı: YGS

Hem sindirilmiş toplum mühendisliğine hem de eğitimin piyasalaşmasına yıllardır hizmet veren ÖSYM'nin YGS şifre kriziyle gençleri sürüklediği 'güven kaybının' telafisi mümkün gözükmüyor.
Bütün adil olmayan sistemler gibi sürekli eşitsizlik üreten devlet organizasyonu sınav, her yeni gelişmeyle kendini imha ediyor...
Şimdi tartısı bozulmuş devlet adaletinden 'çiğnenmiş hakkını isteyen' muhataplara binlerce liseli öğrenci daha katıldı.
Gençler çocukluklarını 'rehin almakla' yetinmeyip geleceklerine 'ipotek koyan' bu 'sahte umut dağıtan' sınav cenneti ülkenin adaletiyle yüzleşiyorlar...
Devlet büyüklerinin telkinleriyle bu defa teskin olmayan öğrencilerin meydanlarda hak arayışları büyüyor.
Gençler zihinlerini kemiren kuşku ve aldatılmışlık duygularıyla milli eğitimin nasıl olup da totaliter bir sınav sistemine dönüştüğünü sorguluyorlardı...  
Ama sınırları muğlaklaşan tüm hak ve hukuk taleplerini 'ideolojik' bulan ve 'teröristlikle' suçlayarak bastıran siyasi erk, gecikmeden liselilere de provokatör gömleğini biçiverdi.
Kamu adaletine ve hak eşitliğine fazlasıyla yabancılaşmış devlet, piyasalaşmış hayatın karlı ihtiyaçlarına odaklanmıştı.       
Elbette ÖSYM Başkanı'nın soru kitapçıklarında sehven 'şifre olduğu' itirafıyla birlikte sınavın adil, doğru yapıldığı ısrarı ve şifreli kitapçığın sınav öncesi basıldığı gerçeği bir ÖSYM sorusu gibi zor değildi cevabı malumdu...   
Devlet- özel sektör-kamuoyu işbirliğiyle yıllardır sürdürülen, meşruiyet üzerine meşruiyet kazandırılan sınav sisteminin ne yazık ki görünürde 'adil' olduğu, sonuçta dağıttığı 'adaletsizliğini' yıllardır tabii ki su götürmezdi.
Her yıl Güneydoğu'da tarlada çalışan ya da çobanlık yapan genç üniversite kazanınca medyada patlatılan 'çoban kazandı' manşetleri bile bu eşitsizliği maskeleme çabası değil miydi?
Ya da YGS birincisi Fen Lisesi öğrencisine dershanesinin hediye ettiği 'otomobil'  haberleri kimde etik kaygı yaratıyordu ki.
Dershane tişörtleriyle poz veren kazanan çocuklarımızın 'ticari starlığını' rekabetçi dünyanın performans ödülü diye mi değerlendirmeliydik.
Eşitsizliği teyit eden sınav sonuçları açıklanınca Karadeniz, Güneydoğu Anadolu ve Doğu Anadolu'dan bir tek lisenin bile başarı listesine girmemesini olağan kabul ediyorduk.
Yüz bin öğrencinin sıfır puan almasını da...
Elbette Dünya Bankası tüm raporlarında 'Yüksek eğitim kamusal değil özel bir maldır' diyordu.
O zaman nitelikli kamusal hizmetten çıkartılmış 'piyasalaşmış eğitimin' sınavını niye hala ÖSYM, yani devlet üstleniyordu ya da şifreli, kopyalı sınav angaryalarına ne gerek vardı.      
Devletin her yıl eşit eğitim veremediği milyonlarca genci iddia ettiği gibi 'fırsat eşitliği' ilkesiyle denkleştirme ideolojisinin vardığı yerde garabet sistemin enkazı yatıyor şimdi.
Ayağa da pek kaldırılacak gibi görünmüyor ne de olsa 'adalet toplumun değil mülkün temeliydi'...

<p>'Yıl 1908... Osmanlı topraklarında ikinci Meşrutiyet ilan edilmişti ve Meclis'i Mebusan o günkü a

Bunlar kimin milletvekili?

Düzce'de altyapı çalışması sırasında şans eseri bulundu!

Her yerde uyuyabilen vurdum duymaz insanlar

Endonezya'nın Sinabung Yanardağı'nda hareketlilik