• $7,3926
  • €8,9981
  • 441.288
  • 1551.57
25 Ocak 2011 Salı

Ekonomik olan insani midir?

'Kar ve zarar' ölçülerine endeksli ahlaki tartımızda her geçen gün insan onuru daha da hafif çekmeye başladı.

Bütün insani değerlerin üzerine yerleşen ekonomik olan 'aklidir' hükmü işletildikçe, 'insana' karşı soğuk, kayıtsız ve insafsız mantık tüm hayatı kuşatıyor.

Ama henüz haysiyetini yaraladığımız, öz saygılarını incittiğimiz, piyasa alanında 'fazlalık' diye kovaladığımız insanlardan daha itibarlı olamayacağımızın farkında değiliz.  

Duble karayolları, kentsel dönüşüm furyası, HES projeleri, üçüncü köprü rantı, iştahlı konut sektörüyle büyük bir yapım ve inşa faaliyetiyle 'kalkınma' histerisiyle kasılan ülkede, bu kadar 'yapımın'  ne kadar ' bozum' getirdiğini de konuşmak lazım.
Ekonomik çıkarcılık/akılcılığın her türlü ahlaki sorumluluktan kaçmakla kalmayıp aksine övünerek meşrulaştırıldığı günümüzde insanlık 'zararımızı' tartacak ölçümüz bile yok. 
1956 yılında yapılmış, engelli merdiveni ve asansörü 2011 yılı itibarıyla bulunmayan Adana Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde göz muayenesi olmak için gelen yaşlı engelli teyzenin ikinci kata emekleyerek çıkışını ekranlardan izledik.
Yaşlı teyze ağlayarak üst kata varmaya çabalarken ne bir sedye ne bir tekerli sandalye ona ulaşabilmişti.

Cep telefonuna kaydedilen görüntüler ekranlarda gösterilince de İl Sağlık Müdürlüğü olayın 'provokasyon' olabileceğini belirtti ve şimdilik olayın arkasında 'karanlık ve organize güç' iması yapmadı.

Yaşlı ve felçli teyzenin gözyaşlarıyla emeklerken hepimizin 'onurunun' diz üstü yere çöktürüldüğünü bal gibi anlamıştık...

Hastane yönetimi bu skandal görüntüleri geçiştirmeye uğraşırken bir başka gerçeklik, aynı hastanenin bahçesine kurulan direniş çadırında ortaya çıkıyordu.
Bu çadırda 3 Ocak'ta işten atılan 107 taşeron işçinin de 'hak' mücadelesi sürüyordu. 
Emeklerini ucuza devralan taşeron firmaya karşı 'öz saygılarını' ucuza mal etmeyeceklerini söylüyorlardı.    

2011 yılıyla sözleşmeleri dolan işçilerin çalıştığı taşeron firma ihaleyi kaybedince yeni ihaleyi kazanan firma işçilere 'geçmişe yönelik hak taleplerinden' vazgeçtiklerini beyan eden ibranameyi imzalamasını istedi.

Ortalama 6-8 yıldır Adana Numune Hastanesi'nde çalışan işçilerden 'çalıştıkları yıllara ait haklarından' vazgeçmeleri dayatılmıştı.

İşçiler imzalamayınca da hastane yetkilileri 30 güvenlik, 40 yemekhane, 37'si otomasyon bölümünden 107 işçiyi kapı dışarı etti.

Aralarında emekliliğine 1 yıl kalan işçilerin de olduğu 107 kişiye yöneticiler, 'istediğiniz mahkemeye başvurun' diyerek görüşmeyi kabul etmediler. İl Sağlık Müdürü de 'taşeronluk böyle bir şey kabul edin' dedi.

Hastane mekanında dizleri üzerinde sürünerek 'hizmet almaya çalışan' yaşlı teyze ya da bahçedeki çadırda 'emek ve haklarına' el koyulmuş 'hizmet verenler' aynı ekonomik sistemce reddedilenlerdi.         

Hafta sonu Devlet Bakanı Egemen Bağış da emek sömürüsü üzerinden para kazanan taşeron sistemin hizmet alımında 'ekonomik' olduğunu söyledi.  

Bakanlığına ait birimlerde taşeron hizmet alımının daimi personel istihdamına göre daha 'ekonomik' olduğunu belirtirken 'ekonomik' olanın insani ve ahlaki olup olmadığına değinmedi.

Oysa sosyal haklarını kullanamayan, ihale teklifleriyle satılığa çıkan, devredilen, sömürülen insan emeğinin 'ekonomikliği', yaşlı engelli kadını hastanede süründüren ya da 'boş ibranameyi' kayıtsız şartsız imzalamayan 107 işçiyi işten kovan ahlaki normsuz hayatta bizi sadece daha da fazla utandırıyor.     
            
Hakikaten kim boş ibranameyi imzalar, siz imzalar mısınız?
Kendinizden vazgeçebilir misiniz?

<p>Samsun'da arazide ağzı tel ile bağlı başıboş eşek kurtarıldı. Eşeğin ağzındaki teli kırarak çıkar

Ağzına demir teli bağlayıp ölüme terk ettiler... Zavallı eşeği, baba ve kızı kurtardı

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Ankara'nın en yaşlı iki kadınına koronavirüs aşısı yapıldı

Yol kenarında biriken kardan araba yaptı