• $9,262
  • €10,7921
  • 526.391
  • 1409.56
11 Aralık 2010 Cumartesi

Toprak anaya saygı haftası

Tüm dünya Slow Food Hareketi'nin başlattığı Terra Madre Haftası'nı kutluyor. Türkiye'de de düzenlenen etkinliklerde neler yok ki!

Slow Food hareketinin tüm dünyadaki 100 binden fazla üyesi, içinde bulunduğumuz haftayı Terra Madre (İtalyancası'ndan çevirirsek Toprak Ana) Haftası olarak kutluyor. Şenlikler, Slow Food Merkezi tarafından resmi 'Toprak Ana Günü' ilan edilen 10 Aralık itibarıyla zirveye çıktı, önümüzdeki günlerde de devam edecek.
Beş kıtada bulunan 1300'den fazla Slow Food Birliği'nden gelen ve sayıları 950'ye ulaşan etkinlik duyuruları arasında neler yok ki? Bosna-Hersek'te 'Yerel Yiyecekler ve Sevda Müzikleri'; Bulgaristan'da 'Üç Kıtanın Ekmekleri-Asya-Avrupa-Afrika'; Norveç'te 'Kuşaklararası Aşçılık Çalıştayı'; Güney Afrika'da 'Kayıp Kabile Tatları'; Filistin'de 'Batı Şeria ve Gazze Şeridinde Eski Mutfaklara Dönüş'; Macaristan'da 'Özgün Patateslerin Keşfi' gibi türlü çeşit etkinlik... En çok etkinlik İtalya'da düzenleniyor doğal olarak; ikinci sırayı ABD alıyor.
Türkiye'de de ilginç etkinlikler var: Adapazarı'nda 'Yavaş Pişir Yavaş Ye'; İzmir'de 'Unutulmuş Balkan Yemekleri'; Foça'da 'Foça Karası Üzümlerinden Şarap Yapanlara Şükran ve Saygı Günü'; Urla'da 'Toprak Ana'ya Saygı Yemeği'; Erdek'te 'Güneşin Sofrası' gibi... Bir araya gelinecek, söyleşiler eşliğinde güzel lezzetler tadılacak. Daha da önemlisi, 'Slow Food Gönüllüleri' 'Yerel Toprak Ana Toplantıları'nda üreticileri, aşçıları, araştırmacıları ve tüketicileri bir araya getirecek; bu toplantılarda yerel, temiz, iyi ve adil gıda ağını güçlendirmek üzere kamuoyuna ve hükümetlere gelecek için bilgiler verilecek; mevcut fikirler paylaşılacak.

HAYATI DOĞAL AKIŞINA BIRAK!
'Toprak Ana' Haftası vesilesiyle biraz Slow Food bilgisi de aktaralım: Slow Food sanıldığı gibi 'ağır ağır pişirilmiş bir yemeği, tadına vara vara, yavaş yavaş yemek'ten ibaret bir keyif anlayışı değil sadece. Geçici 'zevk' odaklı bir akım olmanın ötesinde önemli bir felsefesi var. Amaçları arasında, hayatı doğal akışına bırakarak yavaşlatmak da var. İnsanoğlunun asırlar boyunca damıttığı lezzetlerin tadına varmak; küreselleşen dünyada bu tatların kaybolmasını önlemek ise bu hareketin tam kalbinde yatar. Lezzet dünyasını hiçe sayarak tat zevkini aynılaştıran, yerel lezzetlerin giderek yok olmasına yol açan 'Fast Food' (Hızlı Yemek) zincirlerleriyle mücadele etmek de kuşkusuz bu hareketin başlıca hedefleri arasında. Slow Food'un kurucusu ve lideri Carlo Petrini, sadece doymanın değil, lezzet almanın da bir insan hakkı olduğunu savunuyor. Üretici haklarının korunmasını ve yaşam koşullarının iyileştirilmesini, gastronominin bir parçası olarak görüyor.

BİR SLOW FOOD COĞRAFYASI OLARAK ANADOLU...
Slow Food'un temel felsefesi ve gönüllülerin yaşam biçimi haline getirdikleri temel ilkeler iyi, temiz ve adil gıdaların peşine düşmek...  Uygarlıklar beşiği Anadolu'nun zengin kültür mozaiğini bozmadan, parçalamadan, farklılıklarıyla, sevgi-hoşgörü temelinde bir araya getiren ve bu öğretiyi tasavvufla yoğuran Hacı Bektaşı Veli gibi düşünenlerin hiç de az olmadığını düşünürsek, Slow Food'un evrensel felsefesi en çok da Anadolu'ya yakışmaktadır...
Anadolu, Carlo Petrini'nin 'Lezzet insan hakkıdır.' düşüncesine de uygun bir coğrafya. Hepimizin çok iyi bildiği gibi tam bir lezzet yelpazesi. Unutulmuş yiyecekleri gün yüzüne çıkarmak, kataloglamak, tanımlamak ve tanıtmak için 1996 yılında Slow Food tarafından başlatılan bu proje, bugün hala varlığını sürdürmekle birlikte endüstriyel tarım, çevresel bozulma ve standartlaşmanın tehdidi altında bulunan lezzetleri de kataloglamayı hedefliyor.

ÜRETİM ORTAĞI
Anadolu'nun 'lonca' geleneğinin içinde zaten var olan 'üretim ortağı' ilkesi, Slow Food'un Anadolu'da yaygınlaşmasıyla birlikte güvence altına da alınmış olacak. Slow Food Hareketi de tüm dünyada 'üretim ortağı' kavramını ileri sürmüş. Anadolu pazarlarına son derece uygun bir anlayış olan 'üretim ortağı' diye, tüketicinin edilgen rolünden çıkıp soframıza gelen ürünleri üretenlerin işlerini nasıl yaptıklarını ve bu süreçteki sorunlarını merak eden kişiye diyoruz. Biz tüketiciler de gıda üreticilerini aktif olarak destekleyerek, üretim sürecinin bir parçası haline gelmiş oluyoruz böylelikle.

BİR SÜRE ÇİNEKOP YEMESENİZ OLMAZ MI?
Slow Food'un Türkiye'deki en etkin birliklerinden biri olan 'Fikir Sahibi Damaklar' (FSD) grubunun başlattığı 'İstanbul Lüfer'e Hasret Kalmasın!' kampanyası, sekizinci ayında... FSD üyeleri 'Çinekop Yemeseniz Olmaz mı?' diye soruyor. Medyadan hayli destek bulmasına, basında çıkan onlarca makaleye, haber ve röportaja, hal ve pazar baskınlarına, Ankara ziyaretlerine, yüzlerce-binlerce dilekçeye ve kamuoyunu bilgilendirme- ye yönelik tüm bültenlere rağmen, yok olmakta olan lüferin henüz yumurta bile bırakamamış yavrusu olan çinekop ve sarıkanatı bugün hala satmaya devam eden işletmeleri şiddetle kınıyorlar.

RAKI HAFTASI KUTLU OLSUN
Yarın sona eren lezzetli bir etkinlik Rakı Haftası... Ulusal içkimize saygı anlamına gelen hafta boyunca çeşitli ekinlikler düzenlendi. Rakının hakkı teslim edildi... Rakıya yaşamının her alanında değer veren bir milletiz biz. Araştırmacılar üzerine şarkı yazılan, türkü yakılan başka bir içkiye dünyanın herhangi bir yerinde rastlamadıklarını söylüyorlar. Antakya yöresinin bir türküsü olan Kuyu Başında Bakır'ın nakaratıyla selamlayalım haftayı: 
Aman da Fatmam / Canım gülüm Fatmam/ Ben rakıya su katmam/ Sen katar isen ben içmem
Ben Fatma'mdan vazgeçmem...

<p>İstanbul Altınbaş Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Eray Güçlüer, terör örgütü DHKP-C operasyonuna i

Kılıçdaroğlu'nun iddiası yeniden gündemde

Fenerbahçe, Trabzon'a ayak bastı

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (16 Ekim 2021)

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Angela Merkel ortak basın toplantısı düzenledi