• $13,7194
  • €15,5684
  • 786.53
  • 1910.41
21 Eylül 2013 Cumartesi

Kardeş lezzetler ülkesi: İspanya

İspanya, dünyanın en çok ‘Michelin’ yıldızına sahip ülkesi… Bu unvan da kolay kazanılmıyor; ‘farklılıkları kendi özgün yanlarıyla buluşturma ve yaşatma’ konusunda gerçekten çok başarılılar. “İspanya mutfağı dediğin, paella ile tapas işte” diyenlerin çok yanıldıklarını en başından söyleyerek buyurun İspanya yemekleri yazımıza…

Bu yıl çeşitli nedenlerle İspanya’nın birbirinden farklı bölgelerine seyahat etme olanağım oldu. Gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki İspanya’da tek bir mutfaktan söz etmek, özgün lezzetlerini yaşatan ve mutfak kültürlerini koruyan bölgelere büyük haksızlık olur. 

Ancak Paris’i ve Londra’yı sollayıp Avrupa’nın neredeyse lezzet başkenti haline gelmiş olan Bask Bölgesi’ni, özellikle de San Sebastian kentini ise başlı başına bir yazı konusu yapmak istiyorum müsaadenizle…
Hakkını yemeyeyim ve başkent Madrid’den başlayayım. Bu güzel kentin baş döndürücü kültür trafiğinden vakit bulduğunuzda, Akdeniz beslenme kültürünün izlerini açık açık her yerde görürsünüz. Akşam yemeğine oldukça geç otururlar ve daha geç saatlere kadar da sohbeti bol masadan kalkmak bilmezler. 
Madrid’de bu yılın en ‘trend’ aşçısı, eski bir matadorun da adaşı olan Juan Carlos Ramos… Hem restoran sahibi hem de aşçıbaşı olan adamımız, deyim yerindeyse tam bir ‘bol kepçe’… Başlangıç tabakları bile doyurucu ama keçi etini böyle güzel kullanan bir aşçının her yemeğinden tatmadan olmaz. Bu yüzden bir iki kez uğramakta yarar var derim. Eğer ıstakoz, boğa kuyruğu gibi pahalı ve az bulunur lezzetlere yönelmezseniz, Alaçatı’daki bir restorandan daha ucuza kalkacağınızı söyleyebilirim. Ayrıca Kuzeybatı’dan gelmiş Galiçya usulü etli ya da balıklı börekler, Asturias’tan gelen ve ‘fabada’ denilen meşhur fasulyeyle yapılan yemekler de bu yaz Madrid’in gözdelerinden olmuş.  
Valencia’da doğmuş bir yemek olan ve deniz ürünleriyle yapılanının makbul olduğu ‘paella’yı, Madrid’de tavuk eti ya da kırmızı etle de yapıyorlar. Paella, aslında deniz ürünleriyle yapılmış safranlı pilavdan başka bir şey değil… Unutmadan, paellanın en iyisini Valencia’da bulacağınızı söylemeliyim. Mutfak tarihçilerinin bu ülkenin yemek tarihini paella üzerinden okumalarına da saygı göstermek lazım; çünkü tarihçiler, “Paella, tarih içinde İspanya’da uygarlıklara imza atmış olan Romalılar ve Arapların yemek kültürünü birleştiren bir lezzettir” diyorlar.  Bana sorarsanız asıl ulusal lezzet, kahvaltıdan başlayıp akşam yemeğine kadar her öğün çıkan tortilla. Yani patatesli omlet…
Meşhur Katalan şef Ferran Adria’nın Barselona yakınlarındaki Girona’da bulunan ‘El Bulli’ adlı restoranını iki yıl önce kapattı. Bu yaz duyduk ki, Adria, 2014’te bambaşka bir restoranla karşımıza çıkacakmış. Hatta Katalanca ‘La Llibertat, La Creativitat, El Risc’ (‘Özgürlük, Yaratıcılık ve Risk’) adıyla Barceleona’da açılan ve bu ünlü şefin yaşamına tanıklık eden bir sergi, bu yeni restoranına ilham kaynağı da olmuş. 
Yeni, yaratıcı ve dahi şaşırtıcı yemeklerin bu yaz Barselona’daki adresi Tickets adlı lokanta olmuş. Gastronomik büyücülük meraklıları için müthiş şovlar hazırmış. Benim gibi dünyanın en farklı zeytinlerini tattığını zannedenleri bile şaşırtacak zeytinli lezzetler, balık etiyle benzersiz sunuşlar ve ille de dondurmaları olağanüstüymüş. Bir de Ferran Adria’nın kardeşi Albert Adria, ‘41’ diye bir yer açmış. Belli bir saate kadar 41 çeşit lezzet tadılıyor, sonra da mekân bara dönüşüyormuş. Fiyatları ne siz sorun ne ben söyleyeyim.  
Barselona’da her keseye uygun lezzetli yemek bulmak mümkün aslında… Tapas barlar bu iş için son derece elverişli… Yeter ki turistik kalabalıklardan uzaklaşıp gerçek Katalan tapaslarını bulun ve yerli ahalinin tercihlerinden şaşmayın derim…  
‘Gazpacho’ ise bizleri pek açmayan ama Endülüs ve Katalanların kuzeyli konukları gibi pek severek içtikleri geleneksel bir tür soğuk çorba... 

PEYNİR BİENALİ!

Uluslararası peynir bienali Slow-Cheese dün İtalya’nın Bra kentinde başladı. Bu yıl 20 Eylül’de başlayan şenliği Slow Food organize ediyor. Sütün tüm form ve hallerine adanan bienal; peynir üreticilerini, zanaatkarları bir araya getiren uluslararası bir ağ yaratmasının yanı sıra, üreticilerin ürünlerini sergiledikleri, tüketicilerle buluştukları, ticaretin eski ve güncel sorunlarını tartıştıkları, mevcut yasa ve uygulamaların yanı sıra pazarın görünümü hakkında konuştukları bir platform. Bu yılki bienalin başkahramanları ise ESSEDRA Projesi’nde yer alan Balkan ülkeleri (Arnavutluk, Bosna Hersek, Bulgaristan, Hırvatistan, Makedonya, Romanya, Sırbistan) ve Türkiye olacak.
Balkanlar ve Türkiye’deki yerel peynirleri konu alan konferans, Cheese 2013’ün kaçırılmaması gereken bölümlerinden biri. 

<p> </p>

Parasosyal etkileşimi çocuklarımıza neden anlatmalıyız?

Güvenlik güçleri teröristlere göz açtırmıyor!

Keykubadiye Sarayı'ndaki kazılarda ortaya çıktı! 1220'li yıllarda yapıldı

2021'in en etkili kadınları seçildi! İşte listede yer alan isimler