• $7,4289
  • €9,0369
  • 440.696
  • 1529.28
29 Mayıs 2012 Salı

Selim İleri'nin Cevizli Köşk'ü

Nagehan Alçı
Nagehan Alçı
YAZARIN SAYFASI

Yazın bir türlü gelmek bilmediği mayısın şu son günlerinde, bir pazartesi sabahı gri bulutlar kaplamış yine gökyüzünü. Fonda Nat King Cole çalıyor. Uzaklara yıldırım düşüyor. Gök gürültüsünün sesi... Böyle puslu günlerde ruhum da pek bir puslu oluyor. Parça parça sanki. Bir oraya gidiyor, bir buraya... Yeni bir hafta başlamış, dün İstanbul'da AK Parti görkemli bir kongre yapmış. Ama aklım öncelikle hafta sonu yeniden okuduğum Selim İleri'de. İleri'nin Oburcuk Kitapları bir hayat mucizesidir bana göre. Tekrar tekrar okunur, her seferinde mutlu olunur. Madem  öyle, parça parça, biraz ondan yazayım, biraz bundan bugün... Öncelikle 'Rüyamdaki Sofralar'dan beni büyüleyen, başka dünyalara götüren  birkaç satır...
***
İleri'nin ince zevki ve hikayeciliği bambaşka dünyalara götürür insanı. Bakın mesela bir köfteyi nasıl anlatıyor Rüyamdaki Sofralar'da: 'Cevizli Köşk bir köftenin adı... Ayvalık'ta yemiştim. 20 yıl oldu herhalde. Ayvalık'a 'Kırık bir Aşk Hikayesi'nin çekimi için gitmiştik... Sonbahardı, güneşli sıcak sonbahar... Bir küçük lokanta vardı ki ev yemeklerinin lezzetiyle donanmıştı... Cevizli Köşk'ü orada yedim. Tadı damağımda kalınca tarifini istemekten kendimi alamadım... Kıymayı ve çekilmiş soğanı tencereye koyup...' diye detaylarıyla nefis bir köfte tarifi veriyor Selim İleri. Okurken kendimden geçiyorum her sefer. Ve devam ediyor: 'Şimdi top top köfteleri yazarken yine cevizli eski köşklere dalıp gittim. Ama çocukluğumun köşklerine, bahçelerine değil. Selçuk Baran'ın bir öyküsündeki bahçeye: Ceviz Ağacına Kar Yağdı. Haziran adlı öykü kitabındaydı... Hüzünlü öyküler, ince öyküler yazdı Selçuk Baran. Sessizce öldü. Bir yerde daha söylemiştim: Belki kurtuldu... Kara düşünceden hemen cayıp gözlerimi kapatıyorum. Ayvalık 20 yıl öncesinin sonbaharına hazırlanıyor. Hümeyra, Halil Ergün, Kamran Usluer, Ali Utku, Mehmet Esen... Önce gazinoda çay içeceğiz, sonra ya balık lokantasına ya da cevizli köşke... Ne yaparsam yapayım, Hümeyra'nın sesinden İlhami Bekir'in dizeleri: 'O beni unuttu-ben onu unuttum-unuttum, unuttum'...
Selim İleri 20 yıl öncesinin Ayvalık'ını hatırlayarak yazmış bu satırları. Ben ise geçtiğimiz yaz Mehmet-Canan Barlas'ların Bodrum'daki evlerinin iskelesinde İleri'ye rastladığımız o sıcak günü hatırlayarak okuyorum. O nazik, kitaplarından hayran olduğum ve tam da kafamda canlandırdığım gibi bulduğum yazar ile yaptığımız uzun sohbeti düşünerek...

Erdoğan'a zarar veren maskeler
Gelelİm biraz da dün yapılan kongreye. AK Parti'nin İstanbul TT Arena'da gerçekleştirdiği dev organizasyonun başarısına söyleyecek hiçbir şey yok. Görkem, coşku, destek... Hepsi 'işte iktidar burada' diyor. Ancak benim o görüntüler içinde canımı fena halde sıkan bir fotoğraf var. Başbakan'ın da hoşuna gitmeyeceğini düşündüğüm, kraldan çok kralcılık kokan bir fotoğraf...
Bir grup, zannediyorum partili, yüzlerine 'Erdoğan maskeleri' geçirmişler. Yan yana duruyorlar. Güya 'hepimiz Erdoğan'ız' demek istiyorlar. Aynı görüntü beni birkaç sene öncesine götürdü. Hani bir 19 Mayıs töreninde çocuklar da kocaman Atatürk maskeleri takmışlar ve önlerini göremez hale gelmişlerdi. Hatta bu görüntüyü daha sonra akademiysen Esra Özyürek 'Modernlik Nostaljisi' adlı değerli çalışmasına kitap kapağı yapmıştı. İşte TT Arena'da gördüğüm Erdoğan maskesi de aynı zihniyetin ürünü. Tam bir kültleştirme, kutsallaştırma, bireyi yok edip, liderde eritme güdüsü... Oysa AK Parti tam da bu kült toplumunu yıkmak için bunca yıldır mücadele veriyor. Tabuları kırıyor, dokunulmayanlara dokunuyor. Şimdi itiraz ettiği bir refleksi ona yaranmak için, yağcılık yaparak ona uyarlayarak kullananlara ne demeli?
Sanırım 'putlaştırma' eğilimi öyle bir iliklerimize işlemiş ki bir puttan kurtulup yerine diğerini koyma yanlışlına kolaylıkla düşülüyor. Oysa nasıl ki çocuklara Atatürk maskesi taktırıp, onların kimliklerini yok edenlere karşıysak Erdoğan maskesi takanlara da öyle karşı olmamamız lazım. Bunların birbirinden farkı yok! AK Parti'nin bunlarla arasına mesafe koyması şart. Yoksa verdiği mücadelenin ne anlamı kalır?

<p>Merakla beklenen Bayraktar AKINCI Taarruzî İnsansız Hava Aracının (TİHA) 3'üncü prototipine PT-3ü

Selçuk Bayraktar bu sözlerle paylaştı: Yuvadan uçmadan önce son selfie

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

İğneada'da 250 tekne hamsi peşinde! Kasalar dolusu hamsiyle dönüyorlar

Bülent Turan, 1915 Çanakkale Köprüsü inşaatında incelemelerde bulundu