• $8,1507
  • €9,7412
  • 454.245
  • 1375.91
28 Haziran 2011 Salı

Fatih Altaylı şakası

Nagehan Alçı
Nagehan Alçı
YAZARIN SAYFASI

Fatih Altaylı, Serdar Turgut'a öykünüp mizah yazarı olmaya soyundu anlaşılan. Öyle bir Ertuğrul Özkök yazısı döktürdü ki pazar günü... Epeydir bu kadar gülmemiştim! Özkök'ün kişiliğini analiz etmeye girişip, Ahmet Kaya'nın mezarını ziyaret edişini eleştiriyor yazıda. Utanmadan sıkılmadan, absürt komedi örneği ortaya koymak için olsa gerek Özkök'ün fotoğrafına 'utanç fotoğrafı' diyor!
***
Sayın Altaylı,  bir ironiye imza atmak istemişsiniz de... Biraz da gerçek dünyaya dönelim. Herhalde şu koskocaaa medyada o ziyaretle ilgili en son kalem oynatacak kişi zat-ı aliniz. Zamanında Kaya'ya demediğinizi bırakmamışsınız, onu linç edenlerin başında yer almışsınız. Şunları bile yazmışsınız onun hakkında: 'Kaya yalancı haysiyetsizin biridir. Avantayı nereden buluyorsa ona göre bağırır. Bugün PKK'nın para dağıttığını görünce PKK'lı, yarın travestiler dağıtsın, onlardan.'
***
Özkök defalarca bu konuda günah çıkardığı halde sizden 'çıt' çıkmamış, ben bir yazımda kibarca 'o konuda bir özeleştiri yapacak mısınız' diye sorunca cevap olarak bana 'yavşak', 'şerefsiz' diye hakaret etmişsiniz. Kısacası Ahmet Kaya meselesinde sabıka dosyanız kalın mı kalın... Siz mi Ertuğrul Bey'i masaya yatırıyor, onu mercek altına alıyorsunuz? Özkök o mezara gitti mi? Gitti. Ahmet Kaya ile ilgili yazdıklarından ve attığı manşetlerden dolayı üzgün olduğunu söyledi mi? Söyledi. Peki ya siz? Hakikaten, kötü bir şaka yaptığınızı mı düşünüyorsunuz? Yoksa... Yoksa hakikaten utanç, insanlık, ahlak  ya da pişmanlığa dair hiçbir şey mi kalmadı içinizde?

Vandalizm ve biber gazı
Pazar günü içlerinde Sırrı Süreyya Önder, Sebahat Tuncel, Levent Tüzel ve Ertuğrul Kürkçü'nün bulunduğu bir grubun Şişli'den Taksim'e yürümeye çalışırken ortaya çıkan fotoğraflarını gördük. Kargaşa, gürültü, biber gazı... O fotoğraflar 'Bu kadar da olmaz' dedirtiyor. Ama...
***
Yukarıda saydığım dört ismi de destekliyor ve BDP içinde siyaset yapmalarını önemsiyorum. Bunu defalarca da yazdım ve söyledim ancak acaba bu isimler kendi inisiyatifleri dışında şiddet ve kaosa dolaylı olarak alet mi oluyorlar? Bakın pazar günkü o eylemde neler yaşandı:
***
Yaklaşık 2500-3000 kişilik bir grup Şişli Camii'nin önüne gelip basın açıklaması yapmak istiyor. Aradan 1-1,5 saat geçtikten sonra grup Taksim yönünde tüm trafiği kapayacak şekilde hareket etmeye başlıyor. Ön saflarda milletvekilleri var ama arkada en az 150-200 kişilik yüzleri maskeli, ellerinde molotofkokteyli ve ses bombası olan bir grup mevcut. Bu grup bir anda taşlar ve molotoflarla saldırmaya başlıyor ve o anda ortalık karışıyor. Polis önce su, etkisiz kalınca da biber gazı ile karşılık veriyor.
***
Bunun üzerine ortaya çıkan tablo korkunç: Zarar gören vekiller ve vatandaşlar, yaralanan polis memuru, karmakarışık sokaklar... Görüntülere bakınca kendime şu soruyu sormadan edemiyorum: BDP'li vekiller kendilerini neden o maskeli-molotoflu gruptan ayırt etmiyor? Neden trafiği kapatmamak için biraz gayret gösterilmiyor? Polisin müdahalesi çok sert. Bu sonuna kadar eleştirilmeli.  Ancak eldeki veriler o grubun içindeki bazılarının amacının polisi kışkırtmak ve arbede çıkarmak olduğu yönünde. Önder, Tüzel, Kürkçü ve Tuncel'in bu amaçla yürümediğini biliyorum ama lütfen onlar kendileri ile bu eli sopalı ve derdi karışıklık çıkarıp şiddeti legalize etmek isteyen gruplar ile aralarına mesafe koysunlar.
***
Polis o gruba BDP'ye düşmanlık etmek için müdahale etmiyor. Grubun içinde çevredeki vatandaşlara, işyerlerine ve arabalara zarar verenler olduğu için müdahale ediyor. Benzer bir 'yakıp-yıkmalı' eylem 19 Nisan'da da yaşanmıştı, hatırlayalım. YSK'nın kararının ardından Taksim'den Aksaray'a yürümeye kalkan BDP'li grup 60'tan fazla işyeri ve birçok araca zarar vermiş, yolda bayraklı, devleti hatırlatan ne varsa taş atmaya girişmişti. Böyle bir tablo karşısında emniyet güçlerinin sıkıntısını görmek lazım.  BDP mağduriyetini yeni mağduriyetler yaratarak çözemez.  Şiddete karşı durduğu ve sistemdeki bozukluklarla hukuk düzeyinde mücadele ettiği sürece demokrasi ve vicdan mücadelesi veren hepimiz onların yanındayız. Ama işi tamamen duygusal boyuta taşıyıp, ergen tepkileri verir, şiddete de göz kırpar hatta şiddeti hak görürlerse bu, ifade özgürlüğü değil Vandalizm olur...

<p>Peki, kod 29 olarak bilinen fedih kodunun kaldırılması ne  anlam ifade ediyor? Çalışma hayatından

Kod 29'un kaldırılması ne anlam ifade ediyor?

Sahur sofranızda bunlar olsun!

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Libya Başbakanı Dibeybe'yi resmi törenle karşıladı.

Düzce'de denizin bir kısmı kahverengiye dönüştü