• $8,4705
  • €10,2921
  • 501.151
  • 1441.33
13 Nisan 2021 Salı

Ukrayna'nın bir şansı var: Erdoğan

Sovyetler Birliği'nin sözüm ona 'sosyalist' yönetimlerinin en önemli işlerinden biri, bütün cumhuriyetlerde Rus nüfusu artırmaktı.

Bugün Ukrayna'nın Kırım yarımadasının Rusya tarafından ahlakı ve doğusunda Donbass bölgesi sorununun arkasında da bu var.

Kırım'da çoğunluğu oluşturan Tatar Türk nüfusu sürgünlerle dağıtılırken, yerine Rus nüfus yerleştirilmişti; aynı şey Donbas için de geçerli.

Ve bugünkü Rusya, Sovyetler'in yerleştirdiği Rus nüfus üzerinde 'nüfuz' kullanarak yeni sonuçlar elde etmeyi sürdürüyor.

Sovyetler'in dağılmasından sonra ilk 15 yıl boyunca Batı, Rusya'daki krizlerden yararlanarak eski Sovyet cumhuriyetlerini kendi tarafına çekti, AB ve NATO üyesi yaptı.

Ancak son 15 yıldır bu kez Moskova, Batı'nın krizlerinden yararlanıyor.

Kırım'ın Rusya tarafından ilhaki de böyle oldu.

2014'te AB ve ABD'nin desteklediği, Moskova'ya yakın cumhurbaşkanına karşı 'turuncu devrim' başlatıldı. Cumhurbaşkanı Viktor Yanukoviç 21 Şubat 2014'te Rusya'ya kaçtı.

Görünüşte turuncu devrim başarılı olmuştu.

Ancak Rusya'nın karşı harekatı birçok şeyi değiştirdi.

Rusya Kırım'a girdi, ardından Rus nüfusu harekete geçirerek bir ay içinde referandum yaptırdı ve Kırım'ı ilhak etti.

Aynı zamanda Doğu Ukrayna'daki Donbas bölgesinde de yüksek orandaki Rus nüfusu örgütledi, silahlandırdı.

Devrimde göstericilere sandviç dağıtan Batılı diplomatlar soluğu kendi başkentlerinde aldılar.

Dönemin ABD Başkanı Barack Obama, kimi Ukraynalı ve Rus yetkililere yaptırım kararı açıkladı, Rusya'nın G8 üyeliği askıya alındı, BM 'yasadışı' dedi, hiçbir ülke referandumu tanımadı...

Ama bunlar bir sonuç yaratmadı...

Bugünün ABD Başkanı Joe Biden, o günlerde Başkan Yardımcısı'ydı.

Ve bugün de "Avrupa'ya geri dönmek"ten söz ediyor!

Hem Ukrayna'nın arkasında durduğu mesajını verirken, bir yandan da Rusya'ya yönelik sert ve tehditkar adımlar atıyor.

Karadeniz'e göstermelik savaş gemisi çıkarıyor.

Bunun tek sonucu olur, Rusya daha da saldırganlaşır...

Peki Rusya'nın saldırganlaşmasına karşı Ukrayna'ya kim yardım edebilir?

Bu sorunun cevabının 'hiç kimse' olduğunu en iyi Ukraynalılar biliyor.

Batı Rusya'yı kınar, şuna buna yaptırım uygular vb... Ancak sahadaki gerçeklik şu olur; Rusya Ukrayna'nın doğusunu da ilhak eder.

ABD bundan ne kazanır?

Rusya'nın saldırganlığı ve genişlemesi tehdidinin Avrupa'ya iyice yaklaşması nedeniyle, Avrupa'nın kontrolünü daha çok eline alır.

Yani Biden'in dediği gibi "Avrupa'ya geri döner"...

Avrupa'da da bu sürecin sonunda "Rusya'nın Ukrayna'nın doğusunu alıp kalan kısmını Avrupa'ya bırakması"nı bekleyenler var.

Yani "Kılçıksız bir Ukrayna"...

Ancak Avrupa gerçekten buna yatırım yaparsa, yakın gelecekte bir 'nüfus mübadelesi'ni de düşünüyor olmalı. Zira Baltık ve Balkan ülkelerindeki Rus nüfusu da "Rusya yanlısı tehdit" olarak görmeye başladıklarına dair ciddi emareler var.

Rusya, bu haberler ve destek açıklamalarına rağmen, örneğin Ukrayna'ya müdahale ettiğinde karşısında bir AB veya ABD askeri varlığı görmeyeceğinden emin olarak, 'gel gel' yapıyor.

Batı'nın Suriye ve Ukrayna'daki tutarsızlıkları ve yarattıkları boşluktan gayet iyi yararlanmış olan Rusya lideri Vladimir Putin'in bu tehditlerden endişelendiğini değil, ellerini ovuşturduğunu düşünüyorum.

Burada gerçekten kaygılanan ve çözüm üretmeye çalışan bir ülke ve lider var.

Zira bir Rusya-Ukrayna savaşının 'adil' olmayacağı aşikar.

Ve bu hem haksız hem adaletsiz savaş olasılığını ortadan kaldırmak için sadece Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan çaba gösteriyor.

Putin'le telefon görüşmesi ve ardından Ukrayna Cumhurbaşkanı Zelensky'yi ağırlaması bu çabaların başlangıcı.

RAMAZAN, VİRÜSÜ YAYMAKTAN DA TUTSUN BİZİ...

Salgının başından beri, bir yılı aşkın süredir medya kuruluşları da yarı evden çalışıyor. AKŞAM'da da geçen sonbaharda bir süre 'tam evden çalışma'ya gittik; sonra yazı işleri ekibinden benimle birlikte 5 kişi ile sınırlı bir işyerinden çalışma sürecine döndük.

Kurtulduk mu, maalesef hayır.

Çalışma arkadaşlarımızı virüs bir yerden yine yakaladı.

Tesellimiz virüsün dışarıda bulaşması ve işyerinde yayılmaması...

Maske, mesafe ve temizlik kurallarına uygun yeme içme önlemlerinin alındığı işyerlerinde vaka görülse de bulaşın önü kesilebiliyor.

Ancak işe gidiş gelişte toplu taşım araçları, kalabalık mağazalar ve ev ziyaretleri için aynı şeyi söyleyemiyoruz.

Bir yılda yakın çevresinden koronavirüs geçirmemiş, yakın uzak bir tanıdığını kaybetmemiş kimse kalmadı.

Geçen yıl korktuğumuz hemen her şeye başımıza veya yakınımıza kadar geldi.

Birçok kişinin de ayakta veya kısa süreli tedaviyle atlattığını gördük.

Ve maalesef işin korkutucu tarafını kabullendik ama iyi tarafına göre yaşamaya başladık.

"Herkes ayakta atlatıyor, virüs daha kolay bulaşıyor ama daha az öldürüyor" anlayışı daha çok "işimize geldi".

Ama öyle değil...

Evet bazılarımız hafif atlatıyor.

Ama o hafif atlatanlar ikinci kez virüs bulaştığında hayati riskle karşı karşıya kalıyorlar.

Kurtulanlarda akciğer, beyin ve diğer organlarda hasarlar kalıyor.

Ve gelecek 5-10 yıl içinde bu hasarların nelere sebep olacağını bilmiyoruz!

Ramazan ayı elimizdeki en önemli fırsatlardan biri.

Yüzdük, kuyruğuna geldik.

Burada hataya yer yok.

Lokantalar zaten kapalı. Bize düşen marketlerde, mağazalarda kalabalığa karışmamak, ramazan soframızı 'uzaktan görüntülü katılım'la bereketlendirmek...

Ve mutlaka aşı sırası gelenin randevusunu alarak aşısını yaptırması..

Çalışma hayatını düzenlemek, denetlemek de devletin, belediyelerin ve ilgili kamu kurumlarının görevi.

İftar saatlerinde kalabalıkları azaltmak için valiliklerin mesai düzenlemelerini yeniden ele alması, belediyelerin toplu taşıma araçlarının sayısını ve temizliğini artırması gerekiyor.

Ramazan bu yönüyle de hayırlar getirsin inşallah...

Ve bayramı hakkıyla kutlamak nasip olsun...

GEÇMİŞ OLSUN YAŞAR HOCA ATLATACAKSIN TURGAY...

Prof. Yaşar Hacısalihoğlu AKŞAM ailesinin koronavirüsle başa çıkan son üyesi odu. Geçen hafta yakayı kaptıran Turgay Güler ve ailesinin tedavisi evde sürüyor. Turgay, tıp ve özellikle geleneksel tedaviler konusunda ilgisi ve hatırı sayılır bilgisiyle tanınır. Güçlü yapısı ve tedavi süreciyle yazılarının eksikliğini daha fazla çekmeyeceğinize inanıyorum.

Ve elbette dua desteklerinizle...

<p>Bedir Acar: </p><p>'Kur'an'da iki yerde geçen ve Hz. Ya'kūb'un ikinci adı veya lakabı olan İ

Vicdan öldüğünde geriye ne kalır?

Milli Eğitim Bakanı Selçuk, emekli öğretmenlerle çevrim içi bayramlaştı

İşgalci İsrail, içlerinde hamile bir kadınında bulunduğu ailenin tüm fertlerini öldürdü

Mehmetçiğin dikkati Doğu Akdeniz'de faciayı önledi