• $32,207
  • €34,9983
  • 2506.57
  • 10895.3
11 Ekim 2022 Salı

Türkiye Yüzyılı vizyonu

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2023'ten itibaren Cumhuriyetin ikinci yüzyılı için 'Dünyada Türkiye Yüzyılı' hedefini açıkladı.

Vizyon, sadece bir 'yaş günü' hatırlatması olarak 'başlık koymak' değildir.

Gelecek yüzyıla dair öngörülerde bulunmayı, Türkiye Cumhuriyeti'nin 'nerede olacağı'na dair hedefler koymayı, planlamalar yapmayı, politikalar üretmeyi gerektirir.

Arkasından bu geliyor.

'Türkiye Yüzyılı' ana başlığı altında, hedefler ve yol haritası 'Cumhurbaşkanlığı Devlet Politika Vizyonu' adıyla hazırlandı.

Erdoğan, planlamaya göre 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'ndan bir gün önce, 28 Ekim'de 'Cumhurbaşkanlığı Devlet Politika Vizyonu'nu açıklayacak.

Açıklama çok geniş katılımlı bir toplantıyla yapılacak.

Bütün sosyal, dini, ekonomik, kültürel toplum kesimleri, sivil toplum kuruluşları, aydınlar, kanaat önderleri ve akademisyenlerin katılımı planlanıyor.

Bu, cumhurbaşkanlığı seçim kampanyasının bir parçası değil.

Erdoğan, Cumhur İttifakı adayı olarak seçim kampanyasını 22 Ocak 2023'te başlatacak.

***

Türkiye Yüzyılı'nda hedef, içeride sosyal barışını, ekonomisini, modern ve yeni teknoloji odaklı üretim kabiliyetlerini, güvenlik kurumlarını ve savunma sanayiini güçlendirmiş; enerji ve hammadde arz güvenliğini sağlamış, ihracat pazarlarını güçlendirmiş; ekonomik büyümesini halkın refahına yansıtabilen; kendi iç sorunlarına boğulmayan;

Dışarıda, çevresinden gelen tehditlerle başa çıkabilen; küresel ittifaklarıyla olan güçlü bağlarını sürdüren ancak milli politikalar da geliştirebilen; bölgesindeki ve etki alanındaki çatışmalarda arabulucu, barış yapıcı rolüyle 'küresel çapta daha çok konuşulan' bir Türkiye...

***

AK Parti'nin ilk 10 yılında Türkiye, ekonomik büyüme, demokratikleşme, reformları, Avrupa, Asya ve Afrika'ya yönelik ekonomik ve siyasi açılımlarla konuşuldu.

İkinci 10 yılında ise darbe girişimleri, terör, göç ve kara propagandayla mücadele etmek zorunda kaldı.

Bu dönemde Türkiye, dünyada hak etmediği eleştirilerle karşılaştı.

Ancak Türkiye, bu sürecin içinden terörü içeride ve sınır ötesinde bitirerek, göçü durdurarak, yerli milli teknoloji geliştirerek, savunma sanayiini güçlendirerek, siyasal ve ekonomik istikrarını koruyarak çıkmayı başardı.

Ve bu başarısına dayalı olarak, Ege ve Akdeniz'deki milli çıkarlarını, Kıbrıs Türk halkının haklarını korudu; Libya'da meşru yönetimin ülkesini korumasını, Azerbaycan'ın Ermenistan işgalindeki Karabağ topraklarını geri almasını sağladı.

Türkiye, bu konularda da, 'göç' hariç Batı nezdinde yine eleştirildi.

***

Ancak Türkiye, 'eleştiriyorlar' diye durmadı...

Müttefiklerinin, 'önemli komşularının' ve iç muhalefetinin karşı çabalarına rağmen, milli çıkarlarına uygun başarılı sonuçlar aldı ve bu sonuçlarla 'pozitif gündem' yaratmaya başladı.

***

Örneğin;

Suriye'den kaynaklanan terörü 'yerinde' önledi, göçü durdurdu, geri dönüşü başlattı; Libya ve Karabağ'da barış sürecine geçişi sağladı.

BAE, Suudi Arabistan ve İsrail ile ilişkilerin normalleşmesinin yolunu açtı.

Türkiye'ye yönelik kara propaganda odaklarının etkisizleşmesi de bu döneme denk gelmesi bakımından önemlidir!

Rusya-Ukrayna savaşında da, Türkiye Ukrayna'nın yanında durmakla birlikte, arabulucu kimliğini de korudu, bu kimlikle 'tahıl koridoru' açılmasını sağladı.

Türkiye yine aynı süreçte 'normalleşme' dışında kalan Mısır ve Suriye'ye yönelik pencereler açtı.

Bu normalleşme ve pencerelerin açılması, Türkiye'nin 'sahada' aldığı sonuçların ürünüdür; muhatapların talebidir. Bu kesin bilgidir...

'Geri adım attık' yorumu ise 'sığ siyasetçi' zırvasıdır...

Aynı şekilde, Mısır ve Suriye'ye açılan 'pencerelerin' de 'kapı'ya dönüşüp dönüşmeyeceğini bu iki ülke belirleyecek.

***

Şimdi Türkiye, üçüncü bir döneme giriyor.

2023'le başlayacak yeni yüzyılda, Türkiye hem kendi içinde hem dünyada 'pozitif gündem' konusu olarak daha fazla konuşulacak, daha fazla 'konuşulacak işler' üretecek.

Güvenlikte, sağlıkta, bilimde, teknolojide, sanayide, ticarette, yeni nesil girişimcilikte, uluslararası diplomaside...

Elbette sanat, kültür ve sporda da...

'Cumhurbaşkanlığı Devlet Politika Vizyonu' bunun için tarihi öneme sahip.

Kılıçdaroğlu, Erdoğan'ı dinlese, Varank'ı izlese...

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, önceki gün ABD'ye gitti.

Partiden verilen bilgiye göre, 'ülkemize seviye atlatacak, yeni nesil altyapı, yeni nesil beceriler, yeni nesil finans ve teknolojileri öğrenecek; dünyanın en parlak beyinleri ile tartışacak, dünyada ve ülkemizde süren adaletsizliğe karşı insanlığın ortak vicdani itirazını dile getirecek'.

***

Kılıçdaroğlu'nun ABD üniversitelerindeki Türk ve yabancı bilim insanlarıyla görüşmesinden umutluyum.

Zira programında yer alan isimler, birikimlerini Türkiye'de de paylaşan kişiler.

'AK Parti iktidarında' Türkiye'de çeşitli toplantılara katılmış, seminerler vermişler.

Türk bilim insanlarının zaten bir ayakları Türkiye'de; üniversiteler, ilgili devlet kurumları onlarla yakın çalışıyorlar.

MIT ve Harvard gibi üniversitelerde de çok sayıda Türk öğrenci var. Türkiye'de gördükleri eğitimle oralardan kabul almışlar. Çoğu Türkiye'nin lisans, yüksek lisans, doktora ve araştırma burslarıyla sağladığı yurt-dışı eğitim desteklerinden yararlanıyor. Önemli bir kısmı da eğitim sonrası araştırmalarını, bilimsel çalışmalarını veya teknoloji geliştirme girişimlerini Türkiye'de veya Türkiye ile bağlantılı sürdürüyor.

Kılıçdaroğlu, Türkiye'nin konumunu, fırsatlarını ve fırsatları değerlendirme çabalarını onlardan öğrenebilir...

***

Kılıçdaroğlu elbette bütün bunları Türkiye'de de öğrenebilir, 'vizyonunu' tartışabilirdi.

Mesele 'vahşi kapitalist sisteme baş kaldırma' ise 'yapılmışı' vardı.

Amerikan sosyal demokratı Bernie Sanders'tan daha gür ve daha fazla uluslararası arenada sistem eleştirisi yapan bir cumhurbaşkanı var ülkesinin, Türkiye Cumhuriyeti'nin.

Erdoğan'ın sadece BM Genel Kurul konuşmalarını izlemesi yeterliydi.

***

Mesele bilim ve 'yeni nesil teknoloji' ise Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank'ın programlarını takip edebilirdi.

Bakan, her gün birden fazla teknoloji ve yazılım şirketini, üniversiteyi, araştırma geliştirme merkezini veya teknoparkı, kuluçka merkezini ziyaret ediyor. Ya da bir devlet projesini ya araştırmacılar için yeni bir desteği ya da bu desteklerle elde edilmiş yeni bir başarıyı açıklıyor.

O çalışmalara imza atanlar da Kılıçdaroğlu'nun ziyaret ettiği isimlerle aynı üniversitelerden mezun olmuş, kimi bizzat onlardan ders almış öğrenciler, yeni nesil bilim insanları, araştırmacılar ve girişimciler...

***

Ama yine de ABD ziyaretinden umutluyum Kılıçdaroğlu'nun.

Eğer gerçekten Türk Milleti'ne açıkladığı gündemle oradaysa; Türkiye'yi 'dışarıdan' görmesi yararlı olacaktır.

Gözü kulağı dışarıda olanlar için belki de hayırlısı budur.

***

Ayrıca, 'Kılıçdaroğlu icazet almaya gitti' diyenlerden biraz ayrılıyorum.

İcazet, Arapça 'cevaz'dan gelen 'izin, yol verme' sözcüğünden gelir.

ABD Başkanı Biden, Kılıçdaroğlu'na desteğini daha önce açıklamıştı zaten.

Mesele icazet verilmesi değil.

Ama geri alınması olabilir.

Zira dün İyi Parti ve SP nezdinde HDP'ye milliyetçi-muhafazakar meşruiyet kazandıracak, 'Erdoğan karşıtı koalisyon' kuracak bir CHP Genel Başkanı'na destek veriyorlardı.

Bugün ise karşılarında İyi Parti ile görünen, HDP ile görünmeyen ittifaklarını, Altılı Masa'yı, parti içindeki grupları bile yönetemeyen bir genel başkan var.

ABD'liler, "Kılıçdaroğlu Türkiye'yi bizim istediğimiz yola çekebilir mi" diye sorguluyor olabilir.

Belki ziyaret buna mani olmak içindir.

<p>Kadıköy'de ağızlıksız gezdirilen Pitbull cinsi köpek, sokak kedisine saldırdı. Kedi uzun çabalar

Kadıköy'de Pitbull dehşeti

Kayseri'de kamyonetler çarpıştı! 1 kişi yaşamını yitirdi, 4 kişi de yaralandı

''Türkiye'de Yılın Otomobili'' yarışmasının test sürüşleri gerçekleştirildi

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (21 Mayıs 2024)