• $32,2053
  • €35,1156
  • 2500.7
  • 10643.6
21 Ekim 2022 Cuma

İyi Parti ABD'ye ne söyledi?

Millet İttifakı'nın büyük ortağı CHP'den sonra ikinci ortak İyi Parti de ABD'ye heyet gönderdi.

Önceki gün belirtmiştim; CHP'ye göre daha 'prosedüre uygun' bir heyet İyi Parti'ninki.

Genel Başkan Meral Akşener'in Dış İlişkilerden Sorumlu Yardımcısı emekli büyükelçi Ahmet Kamil Erozan gitti ABD'ye.

CHP'nin ABD programını ise İstanbul'dan bir CHP'li 'belediye meclisi üyesi' yapmış, yönetmiş; partinin dış ilişkiler sorumlusu ve ABD temsilcisi programlara alınmamıştı.

***

Erozan'ın sosyal medya paylaşımlarına baktım.

Türk Festivali'ni ziyaret etmiş, bazı sivil gruplarla fotoğraflar paylaşmış.

Resmi temasları konusunda da 'Kongre danışmanları' ile bir araya geldiğini, bunlardan bazılarının zaten kendilerini Ankara'da da ziyaret ettiğini belirtti.

Washington Institute for Near East Policy ve Carnegie Endowment for International Peace adlı kuruluşların kendileri için düzenlediği toplantılara katıldı.

ABD Dışişleri Bakanlığı'nı da ziyaret etti, "ikili ilişkiler ve yakın coğrafyamızdaki (Suriye ve Irak) gelişmeleri" görüştüklerini belirtti.

Erozan 'şeffaflık' vurgusuyla bunları paylaşırken, 'icazet' eleştirilerine de, "Kimse öküzün altında buzağı aramasın" cevabını verdi.

***

Esasen 'şeffaflık' nerelere gittiği kadar ne dediğini de kapsar ama bu 'ayrıntıları' bilmiyoruz.

Örneğin, Türkiye'nin, NATO üyeliği için İsveç ve Finlandiya'ya 'terörle mücadele' şartı koymasını, 'bu ülkelerden turist gelmez' diye eleştirmiş biri, Suriye ve Irak konusunda ABD Dışişleri Bakanlığı'nda neler söylemiş olabilir?

(Bkz: Erozan'ın 17 Mayıs tarihli tweet'i: "Geçen sene İsveç'ten ülkemize 175.846; Finlandiya'dan 29.723 turist gelmiş. Sizce bu sene İsveç ve Finlandiya'dan kaç turist gelir?")

Ya da Ermenistan'ın Azerbaycan'a saldırılarını başlattığı günlerde, "BMGK'nın gerekli kınamaları yapmasını" yeterli gören biri, Karabağ'ın kurtarılmasını sağlayan Türkiye'nin askeri desteği; terör ve göçü sınır ötesinde önleyen Suriye ve Irak'taki harekatlar için, bütün bunlara karşı çıkan ABD'lilerin yanında nasıl konuşmuştur?

***

Erozan, ABD'ye gitmeden önce 'diplomasi dışından' büyükelçi atamalarını alaycı bir dille eleştirmiş, 'sivil' büyükelçiler kadar Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'na da göndermeler yapmıştı.

Diplomatların onlara 'koridor notu' verdiğinden bahsetti.

O konuyu bilmem ama akademiden, diplomasiden siyasete girenler için de bir 'kulis notu' vardır.

Bu not, siyasi demeçlerden, polemiklerden, tutum ve davranışlardan oluşur.

Yukarıda değindiğim konular bu notu düşürür; 3 yanlış bir de doğru götürür.

***

Örneğin, iki yıl önce, 14 Aralık 2020'de Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'na "Bütçeyi iktisatlı kullanın, yılın ikinci yarısında biz alacağız" demek ve Bakan'dan "Hayrola ne oluyor? Siz de mi Biden'dan umut bekliyorsunuz? Ülkede seçim yok. Darbe beklentiniz mi var? Bütçeyi kimden devralacaksınız?" karşılığını almak 'polemik dersinden çakmak'tır...

***

Erozan'ın profili, ittifak ortağı CHP'deki 'fiili mevkidaşı' dış ilişkilerden sorumlu başdanışman Ünal Çeviköz'le benzeşiyor.

O da Finlandiya'nın NATO üyeliğine şartsız onay verilmesinden yana tavır koymuş, Cumhurbaşkanı'nın NATO nezdinde 'terörle mücadele' şartı koymasını eleştirmişti.

Daha ilerisi, Karabağ için 'cihatçı' gönderildiğini iddia etmiş, Ege ve Akdeniz'de Türkiye'nin politikalarını eleştirmişti.

İki isim de kariyerlerinde NATO'da memuriyet ve eski SSCB coğrafyasında en kritik tarihlerde görev yapmışlar. Bir hatırlatma zihin açıcı olabilir: Türkiye, SSCB'nin dağlıma sürecinde ve sonrasında Balkanlar'da, Kafkasya ve Orta Asya'da varlık gösterememiş; Karabağ ve Bosna'daki soykırımları öngörememişti.

***

Erozan'ın 'liyakatsiz' bulduğu, 'koridor notu' verdiği 'diplomat olmayan' dışişleri bakanları ve büyükelçilere gelince...

ABD ve Avrupa'da dışişleri bakanları kariyer diplomatı da oluyor, siyasetçi de, akademisyen de, gizli servis mensubu da...

En çarpıcı örneklerden gideyim:

ABD'nin eski dışişleri bakanlarından Mike Pompeo, asker, avukat, dergi editörü, işadamı, CIA Başkanı ve milletvekilliği yaptıktan sonra bakan oldu. Colin Powell, genelkurmay başkanlığından sonra Dışişleri Bakanı oldu.

Halen ABD'nin Ankara büyükelçisi eski bir senatör. Önceki Ankara Büyükelçisi de sivildi, şimdi bir üniversitede öğretim üyesi.

İngiltere'nin iki önceki Ankara büyükelçisi Dış İstihbarat Servisi'nden (MI6) gelmişti, şimdi o kurumun direktörü.

Türkiye'den de istihbarat servisinden büyükelçiliğe atanan isimler oldu. Onları siyasetçiler, bürokratlar izledi.

Diplomasiye, 'sınıf şovenizmi' ile bakmanın bizzat kendisi yakışıksız.

Önemli olan, Türkiye Cumhuriyeti'nin haklarını ve çıkarlarını savunma makamındayken 'aman güçlü müttefiklerimiz kızmasın' kaygısıyla hareket etmemektir.

Yazık ki bu konuda CHP ve İyi Parti iyi örnekler sergilemiyor...

Dışişleri'ne laf ederken 'düşünmek' lazım

Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı, bölgesinde çatışmaların en üst düzeye çıktığı; küresel ölçekte gerginliğin yeni bir soğuk savaşa evrildiği bu dönemde, milli çıkarların korunmasında en büyük sınavlarından birini veriyor. Esasen bu coğrafya geçmişte de çok sakin olmadı. Türk Hariciyesi'nin kabiliyeti de buradan geliyor. Zira düz yolda yetenekli sürücüler yetişmez.

Bu sınamalardan, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın sivil liderliğinde başarıyla geçilirken, kariyer diplomatları da, siyasi görüşleri ne olursa olsun, göz-ardı edilmedi. Aksine, kariyer diplomatlarının birikimi ve diplomasi kültürü ile sivil diplomatların getirdiği bakış açısı ve yaklaşım zenginliği birleşti.

CHP ve İyi Partili iki emekli büyükelçinin de bu dönemin önemli bir kısmında görev almış olması, bunun göstergesi.

***

Bugün de Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu'nun yönetiminde, tarihin yeni bir kırılma anında Türkiye'nin çıkarlarını koruma adına kritik sorumluluklar alıyorlar.

Dikkat etmişsinizdir; Çavuşoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın tavır ve politikalarıyla son derece uyumlu bir zihin yapısına sahip. Dış politikayı, Lider Diplomasisi ile atbaşı yürütüyor.

Türkiye'ye karşı hasmane tavır içine giren kimi ülkelerle tavır koyarken; Türkiye hakkında haksız eleştirilerde bulunan mevkidaşlarını uyarırken sıkça gördük Çavuşoğlu'nu.

Ama aynı ülkeler ilişkileri normalleştirmeye yönelirken, aynı ülkelerin dışişleri bakanları ortak çıkarlara dayalı uzlaşma teklifleriyle gelirken de Türkiye'nin çıkarlarının gereğini yaptığına tanık olduk.

Suriye, Libya, Körfez ülkeleri, İsrail, AB, Almanya, Fransa, Yunanistan....

Yani herkese anladığı dilden...

Öte yandan bölgesel krizlerde Rusya ve İran'la, küresel krizlerde aynı anda diğer aktörlerle barış diplomasisi yürütülüyor.

***

Dışişleri Bakanlığı, kişisel donanım, insan ilişkileri ve diplomasi deneyiminin birleştiği, siyasi liderliğin politikalarını, devletin sahadaki sert gücünün gölgesini masaya yansıtan bir kimliğe sahip.

Erdoğan'ın, "Türkiye'nin dostluğu ne kadar değerliyse, gazabı da o kadar kahredicidir" ifadesi karşılığını bulmaya başladı.

Son yıllarda cümlenin ikinci kısmına muhatap olanların sayısı azalıyor.

Şimdi Yunanistan, ABD ve AB'deki 'büyüklerine' güvenerek tehditler savurdukça, cümlenin ikinci kısmına muhatap oluyor; cevabını alıyor. Atina'yı 'bağnazlıkla' destekleyen kimi AB ülkeleri ve ABD de bu cevaplardan nasipleniyor.

Bir dostumun Türk Hariciyesi'ni tanımlarken kullandığı şu ifadeyle bitireyim; "Şişedeki cin her zaman dilek hakkı sunmayabilir, gün gelir çarpar. Müttefiklerimiz bunu gözden uzak tutmamalı."

<p>Televizyonlarda hayatını kaybeden Filistinlilerin  görüntülerine yer verilmiyor. İbranice yayınla

İsrail televizyonları katliamı nasıl anlatıyor?

60 KPSS puanı yetiyor: İlan resmen açıklandı! Onlarca personel alımı yapılacak…

Türk Yıldızları'ndan nefes kesen gösteri!

Soykırımcı İsrail on binlerce Filistinliyi katletti... Ez-Zeytun mahallesi yerle bir oldu!