• $8,1749
  • €9,7391
  • 455.128
  • 1375.91
22 Aralık 2020 Salı

‘Dostlar' muhalefette görsün!

2021 yılı bütçesinin TBMM komisyonu ve Genel Kurul’daki görüşmelerinde iktidar ve muhalefetin ‘standartları’ bir kez daha ortaya çıktı.

İktidar sözcüleri ‘yapmak’la sorumlu oldukları için yaptıklarını ve sözkonusu bütçe ile yapacaklarını anlatmak zorundaydı;

Anlattılar.

Muhalefet sözcüleri ise ‘eleştirmek için bilmek’ zorundaydılar;

Ancak bilme zahmetine katlanmadıkları için eleştirmek yerine ‘ezber tepkiler’ gösterdiler’…

Haliyle ‘kabak tadı’ verdi...

En son yaşanan ‘kabak tatlısı’ tartışması da üzerine tüy dikti...

***

Dikkatimi çeken bir şey de, bütçe üzerinde hükümet adına konuşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın ‘daha siyasi’ bir dil kullanmasıydı.

Oktay, ABD otomotiv sektörünün merkezi Detroit’te işletme ve endüstri mühendisliği alanlarında yüksek lisans ve doktora; Beykent Üniversitesi’nde İşletme Bölüm Başkanlığı ve Dekan Yardımcılığı; THY’nin büyüdüğü yıllarda Stratejik Planlama, İş Geliştirme ve Bilgi Teknolojilerinden sorumlu Genel Müdür Yardımcılığı yapmış, AFAD Başkanlığı ve Başbakanlık Müsteşarlığı görevlerinde bulunmuş bir isim.

Bu nedenle daha çok teknokrat kimliğiyle tanınır.

Türkiye’nin ilk cumhurbaşkanı yardımcısı olarak atandığında da dijital dönüşüm, e-devlet ve Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin kurumsallaşmasına yönelik çalışmalarda gündeme geldi.

Bütçe görüşmelerinde de bu birikimin yansımalarını gördük.

Ancak, muhalefetin ‘herşey yalan, dünya yalan’ ezberi Fuat Oktay’a şu sözleri söyletti:

“Biz anlattıkça aynı sorular tekrar tekrar yeniden soruldu. Çoğunlukla cevaplara kulaklarını tıkayarak milletimizi yanıltmaya çalışanlar oldu. Kamu-Özel İşbirilği dediniz anlattık, Tank Paleti Fabrikası dediniz açıkladık, Katar’dan gelen yatırımı eleştirdiniz tane tane ifade ettik. Ama amacınız üzüm yemek değil, bağcıyı dövmeye meraklısınız. Komşuda düğün var; siz ‘çağırsalar da gitmeyek, çağırmasalar da küsek’ diyorsunuz. Laf üretenle eser üreteni milletimiz ayırmayı bilir.”

“Küçücük çocukları anaların bağrından koparıp kalleş PKK’ya verenlere niye sesinizi çıkarmıyorsunuz? Diyarbakır annelerinin gözlerindeki yaşları bir gün olsun sildiniz mi? Yakalara rozetler takmayla, klavye delikanlılığıyla olmuyor bu işler.”

“CHP ‘iktidara geldiğimizde tüm yatırımları kamulaştıracağız’ diyor. Hesap kitap bilmediğiniz için yönetemediğiniz, bitirdiğiniz KİT’leri, kamu bankalarını milletimiz unuttu zannediyor musunuz? Z kuşağı gençlere sesleniyorum. İnternette girin ‘KİT görev zararı’ diye yazıp tarayın, ne demek istediğimi çok iyi anlayacaksınız.”

“Borçları ödeyen Türkiye’yi IMF’den kurtaran Recep Tayyip Erdoğan ve AK Parti’dir. IMF ile otel lobilerinde gizli görüştüğünüzü milletimiz çok iyi biliyor.”

(Fuat Oktay, dün siber güvenlik konulu bir toplantı sırasında kürsüde rahatsızlandı; tansiyonunun düştüğü, iyi olduğu bilgisini aldım; geçmiş olsun.)

AÇLIK, EKMEK, SORUMLULUK!

TBMM Genel Kurulu’nda ‘ezberci muhalefet’ kadar, ‘ezberci hazırcevaplık’ da kayda geçti.

Kastettiğim; CHP Grup Başkanvekili Engin Altay’ın “Millet aç, evet herkesin midesine bir şey giriyor, kuru ekmek giriyor” sözüne, AK Parti Denizli Milletvekili Şahin Tin’in verdiği “O zaman aç değiller demek” cevabı!

Muhalefet yoksulluğu ‘kullanma’ eğiliminde olabilir.

Ama yoksulluk hassas bir konudur ve ülkede ‘tek bir yoksulun varlığı’ düşünülerek konuşulmalıdır.

Bu konuda benim örneğim, halen TBMM Bütçe Komisyonu Başkanlığını yapan eski Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz’dır.

DPT kökenli olan Yılmaz, ‘ezber’ cevaplardan ve ‘aklına ilk gelen parlak fikri’ söylemekten kaçınır.

2012’de şöyle demişti: “Türkiye’de günlük 1 doların altında geliri olan kimse kalmadı; 2 dolarla yaşamak zorunda olanlar yüzde 3’lerden binde 20’lere, 4,5 dolar geliri olanlar da yüzde 30’lardan yüzde 3,7’lere geriledi. Hedefimiz bu durumu da ortadan kaldırmak.”

Dolardaki yükselişle birlikte son veriler ne oldu, henüz bilmiyorum.

Ama 2002’de 1,3 milyar lira olan devletin sosyal yardım bütçesinin, salgından önceki yıl (2018) 48 milyar lirayı aşmış olması, zaten yoksulluğu azaltma çabasını gösteriyor.

Dersine çalışmak sadece bakanların, muhalefetin değil, iktidar partisi milletvekillerinin de sorumluluğudur.

Aynı şekilde; her şeyi sadece rakamlardan, oranlardan ibaret görmeden; sosyal yardımların adil dağıtılıp dağıtılmadığını araştırmak; parti teşkilatlarından, ‘partisiz’ seçilen muhtarlardan, yani ‘tabandan’ zor durumdaki vatandaşların durumunu araştırmak da iktidar ve muhalefetin ‘ortak’ sorumluluğudur.

MUHİTTİN BÖCEK ‘SİYASİ ANTİKOR’ DA GELİŞTİRDİ

Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı CHP’li Muhittin Böcek, zorlu geçen 4 aylık koronavirüs mücadelesinden galip çıktı.

Geçmiş olsun.

Ancak bu 4 ayda belediyede yaşananlara dair söyledikleri ibretlik: “Ben ölüm döşeğindeyken, ölüm haberleri yazanlar, koltuk sevdasına düşenler... Sayısı çok azdır onların. (CHP’den mi?) Başka hiçbir partiden böyle bir şey duymadım. Yapılanlar ahlaki yönden veya nezaket kurallarına çok aykırıydı.”

Muhittin Böcek, sadece koronavirüse karşı değil, partili çalışma arkadaşlarına karşı da ‘siyasi antikor’ geliştirdi.

2020 DÜNYA HEMŞİRELER YILI’YDI

Koç Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Sevilay Şenol Çelik’in mesajını görmeseydim yıl bitecek, ihmal etmiş olacaktım.

2020 ‘Dünya Hemşireler Yılı’ydı.

Hemşirelerimiz birçok keyifli etkinlikle kutlayacak, çalışma hayatlarını rahatlatacak taleplerini daha çok dile getirebileceklerdi.

Ama aksine, Kovid salgını hemşireleri karantinada çalışmaya mahkum etti.

Belki tek iyi tarafı, belki ‘etkinliklerle’ yeterince hissedemeyeceğimiz hemşireliğin öneminin artık ‘belleğimize kazınmış’ olması.

Prof. Çelik, hemşirelikle ilgili bir ankete katılmamı rica etmiş.

Hocam, bu bir rica değil, borçtu, katıldım.

Hemşirelik yılınız kutlu olsun.

<p><b >'ORUÇ BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİ  ZAYIFLATMAZ GÜÇLENDİRİR'<br></p><p>Orucun  bağışıklık sistemi

Koronavirüs oruç tutmaya engel mi?

Sahur sofranızda bunlar olsun!

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Libya Başbakanı Dibeybe'yi resmi törenle karşıladı.

Düzce'de denizin bir kısmı kahverengiye dönüştü