• $8,3169
  • €10,1193
  • 498.942
  • 1454.25
27 Nisan 2021 Salı

Bir kitap bin ders…

Osmanlı köhne ve geri kalmış; hilafet karanlığı ve Sultan'ın baskısı altında fenni terakkiden nasibini almamış, kadının yerinin öküzden sonra geldiği bir devletti ya!..

İşte o 'karanlık' dönemde şöyle şeyler de oldu:

1912'nin Temmuz'unda, 'köhne Osmanlı'nın köhne sarayının beceriksiz yöneticileri (!), ilk uçaklarını almaya, ilk pilotlarını yetiştirmeye başladı.

Wright Kardeşler 59 saniye ve 260 metrelik uçuşunu yapalı 11 yıl olmamıştı.

Osmanlı, uçakların savunmada ne anlama geldiğini, Trablusgarp'tan (Libya) biliyordu. Zira uçakları askeri amaçla kullanan ilk devlet İtalya'ydı ve Trablusgarp'ta Osmanlı ordusunu havadan bombalamıştı. (Tarihte düşürülen ilk uçak da, Trablusgarp'ta Osmanlı askeri tarafından tüfekle vurulan İtalyan uçağıdır.)

Genç gemi mühendisi Yüzbaşı Mehmet Fethi, İngiltere'de hava okuluna gönderildi, uçak mühendisliği ve pilotluk eğitimi aldı. Döner dönmez 1913'te, dönemin devlet adamları Cemal ve Talat Paşa'yı, sonra da gazeteci Osman Vehbi Bey'i uçurarak ilk VIP uçuşlarını yaptı.

Ardından da 1 Kasım 1913'te, Müdafaa-i Hukuk-ı Nisvan Cemiyeti kurucularından Belkıs Şevket Hanım ile birlikte bağış toplamak amacıyla uçaktan kampanya broşürleri attı.

Belkıs Şevket, ilk uçan Türk kadını oldu. Kendisi, 2. Mahmut'un vezirlerinden Ali Namık Paşa'nın torunuydu; müzik öğretmeniydi, derneğin Kadınlar Dünyası dergisinin yazarıydı ve iyi derecede İngilizce bilirdi.

Yani 'köhne Osmanlı'da, kadınlar kadın hakları derneği kurmuş, kendi dergilerini yayınlamış, devlete 'derginin adını taşıyan bir uçak armağan edebilmek' için bizzat uçaktan yardım kampanyası yapmış!..

Üstelik bu köhne devletin gerici hükümeti de Belkıs Şevket Hanım'ın uçma fotoğraflarını askerî müzede sergilemiş. Dahası, bir kadının adı 'Belkıs Kolonya Suyu' olarak 'marka' haline getirilmiş!

Konumuza dönelim...

Balkanlar'daki kayıplar nedeniyle moral arayan Osmanlı, güney toprakları boyunca İskenderiye'ye kadar bir uçuş gösterisi planladı.

Çünkü Fransa, Mısır Hidivliği ile birlikte iyice yerleştiği Doğu Akdeniz'de güç gösterisi için Paris'ten kaldırdığı bir uçağı 1 Ocak 1914 yılbaşı gecesi Kudüs'e indirmişti. Fransız pilotlar şehirde kahramanlar gibi dolaşmaya başlayınca, Kudüslü Müslümanların önde gelenleri başkent İstanbul'a bir telgraf göndererek, "Osmanlı tayyarelerini Kudüs semalarında görmek istediklerini" bildirdiler.

8 Şubat 1914'te, Fransız yapımı Bleriot cinsi Muavenet-i Milliye uçağı 27 yaşındaki Yüzbaşı Mehmet Fethi Bey ile gözlemci Üsteğmen Sadık Bey; Deperdussin tipi Prens Celalettin adlı uçak da Pilot Teğmen Nuri Bey ile gözlemci Yüzbaşı İsmail Hakkı Bey ile birlikte İstanbul'dan havalandı.

Fethi Bey, Eskişehir-Afyon-Konya

üzerinden Tarsus'a ulaştı ve Toroslar'ı aşan ilk Türk pilotu oldu. Ardından Halep ve Beyrut üzerinden Şam'a inmeyi başardı. Ancak 27 Şubat'ta Kudüs'e doğru havalandığında kanat kusuru nedeniyle uçak düştü ve iki cesur havacımız şehit oldu. Şehitler, Şam'daki Emeviye Camii'ndeki Selahattin Eyyubi Türbesi'nin yanına defnedildi.

Yola devam eden Nuri Bey de, 11 Mart'ta Yafa'dan (İsrail) kalkış sırasında uçağının denize düşmesi üzerine şehit oldu. Nuri Bey de aynı yerde defnedildi.

Osmanlı iki uçak ve 3 havacı kaybetti ama azmini kaybetmedi.

Yarım kalan seferi tamamlamak üzere Pilot Yüzbaşı Salim Bey ve gözlemci Yüzbaşı Kemal Bey görevlendirildi. Edremitlilerin yardımlarıyla alınan 'Edremit' adlı yeni bir Bleriot cinsi uçak gemiyle Beyrut'a gönderildi, buradan önce Kudüs'e, sonra da Kahire ve İskenderiye'ye uçtu. Seyahat 15 Mayıs 1914'te sona erdi.

Muğla'nın Meğri kasabasının adı 1934'te Şehit Pilot Yüzbaşı Fethi Bey'e atfen Fethiye olarak değiştirildi, anısına bir büst dikildi. 2001'de TRT, TSK işbirliği ile Altın Kanatlar adlı bir mini belgesel dizi ile dönemin uçaklarının benzerleriyle tarihi seferi tekrarladı.

Bugün de İletişim Başkanlığı şahane bir iş yaptı; Türk tarihinin ilk havacılık gösterisi olan 2 bin 250 kilometrelik İstanbul-Kudüs-İskenderiye hava seyahatinin ve şehit havacılarımızın etkileyici öyküsünü, o günlerin gazetelerinin tanıklığında kitaplaştırdı.

16 Şubat 1914 tarihli İkdam gazetesinin başlığı şuydu: "Osmanlılar, şu mukaddes toprakların yalnız zeminine değil, havasına da sahip olduklarını ispat ettiler."

Bugün Mavi Vatan'ı, Gök Vatan'ı, Uzay Vatan'ı konuşmamızı, korumamızı sağlayan mirasımız ve ruhumuz budur.

Neredeyse 110 yıllık gecikmeyle jet motoru, helikopter, uçak, İHA üretmeye başlayabildiğimiz için ne kadar hayıflansak ve ne kadar şükretsek azdır.

Dönemin bütün gazetelerini tarayan, orijinal kopyaları ve fotoğraflarıyla birleştiren Dr. Şefik Memiş'e hem bunları hatırlamamızı sağladığı hem de İstanbul İletişim'den sınıf arkadaşım ve kadim dostum olarak beni gururlandırdığı için teşekkür ederim.

Okurlarım Dr. Memiş'i, 'köhne ve geri Osmanlı'nın sanayisini dönemin fuarları üzerinden incelediği 'Osmanlı Ticaret Seferleri' kitabını konu ettiğim yazıdan hatırlayacaklardır...

Aslında konumuz pilotlardı...

CHP'NİN ADAYINI AKŞENER BELİRLEYECEK

Hürriyet yazarı Abdülkadir Selvi, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun 'cumhurbaşkanı adaylığı' hedefinin CHP'de rahatsızlık yarattığını, bu konuda CHP'nin ittifak ortağı İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener'in daha avantajlı olduğunu, kendisi aday olmasa bile ittifak adayını belirlemede etkili olacağını yazdı. CHP'nin cumhur-

başkanı adayını Akşener belirleyecekse, HDP'yi hoş tutma çabası pek iyi bir referans olmayacak.

KKTC İÇİN TAM BAĞIMSIZLIK VAKTİ

KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar'ı takip ediyor musunuz?

BM görüşmeleri için Cenevre'ye gitmeden önce dün Ankara'ya geldi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'la istişare etti. Uluslararası medyaya "Cenevre'de KKTC'nin tam bağımsızlığının tanınmasını isteyeceğini" açıkladı.

Ve gayet net bir gerekçe söyledi: "Şimdiye kadar Türklerin hep 'iyi çocuk' oldu da ne oldu? Annan planına, Crans-Montana'da, 1977'den bu yana federal temelli bir anlaşma için 8 plana 'evet' dedik, Rumlar 'hayır' dedi; ne oldu? Onlar AB üyesi oldular, üstünlüklerini daha da artırdılar, daha da güçlendirdiler. Biz ezildik kakıldık itildik. Dolayısıyla bu saatten sonra ben federasyon görüşmem."

"Ben Türkiye'nin de desteğiyle KKTC'yi güçlendireceğim. Kendi insanıma daha güzel, daha mutlu, daha fazla refah dolu ve güvenli bir gelecek vaat ediyorum. Bu güzel düzeni bozup da gidip Rum'a yama olmam, onun egemenliğinin altına girmem."

Suriye, Irak, Azerbaycan, Ukrayna, Balkanlar, KKTC ve Libya'da neler yaptığımızın farkında mısınız?

<p>24'de Esra Elönü moderatörlüğünde yayınlanan Arafta Sorular programının bu haftaki konuğu, Sanatç

Karaoğlu: İslam halklarının örgütlü mücadelesi çok önemli

Yer siyah, gök beyaz; şampiyon Beşiktaş!

Filistinlilerin evleri yerle bir oldu

Milli Eğitim Bakanı Selçuk, emekli öğretmenlerle çevrim içi bayramlaştı