• $7,3561
  • €8,9358
  • 438.252
  • 1544.65
29 Aralık 2020 Salı

AB içinde Borrell'in çabası önemli

AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell’i bu köşede sıkça konuk ettim.

Diğer birçok AB kurumsal lideri ve ülke liderinin ‘popülist’ söyleminin aksine, Avrupa’nın ‘birlik’içinde kalabilmesi ve çevresiyle ilişkileri konusunda gerçekçi düşünebilen birkaç liderden biri.

Borrell, zorlu 2020’den sonra AB-Türkiye ilişkilerinde önümüzdeki yol başlıklı bir blog yazısı yayımladı.

Yaklaşımı yine gerçekçi.

Türkiye açısından da olumlu sayılabilir.

Diğer bazı AB yetkilileri ve liderlerin düştüğü veya bilinçli tercih ettiği ‘Türkiye karşıtlığına/korkusuna rüşvet verme’ tuzağına düşse veya mecbur kalsa da, Türkiye’ye karşı adil olma çabası gösteriyor; ‘çıkarlardan’, ‘zorunluluklardan’ ve Türkiye’nin ‘başının çaresine bakabildiğinden’ bahisle ‘güçlü bir ilişki biçimi’ni öneriyor.

Ancak Türkiye’ye karşı Kıbrıs Rum Yönetimi’nin haksız engellemelerinden; Yunanistan’ın Ege ve Akdeniz’de hukuk dışı genişlemesinden, Fransa ve Avusturya’nın düşmanlığa varan politikalarından söz etmemesini;

İlerlemeyi ‘hafif vurgularla’ olsa da Türkiye’nin ‘atması gereken’ ve ‘vazgeçmesi gereken’ adımlara bağlamasını;

Aksi halde ‘yaptırım’ imasını, ‘rüşvet-i kelam’ kabilinden görüyorum.

Zira ‘şart’ ve ‘tehdit’ dilinden sonra “Elimizi uzatıyoruz, havada kalmasın” demek tutarsız olurdu.

Kanımca Borrell, bu konularda -AB ölçeğine göre- daha ‘radikal’ davranabilir;

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın aylar önce yaptığı gibi “AB’ye işbirliği elimizi uzatıyoruz, havada kalmasın” derken, “Türkiye’nin yönünün AB olduğunu” vurgulamasını örnek alabilirdi.

Borrell, yine Türkiye’nin doğru yerde durduğu Suriye’de terörle mücadele harekatları ve Libya politikasıyla ilgili ‘eleştirel’ ifadeler kullanmadı, ‘ölçülü’ ifadeler kullandı. Karabağ konusuna girmedi…

Aksine, Türkiye’nin birçok konuda ‘başarılı’ çözümler ürettiğini vurgulayarak, aslında bunları “AB’ye rağmen” yaptığını teyit etti.

Deyim yerindeyse, “Brüksel’de Oruç Reis’le yatıp Barbaros Hayrettin Paşa’yla kalkıyoruz” dedi.

Avrupa’ya; “Türkiye’den vazgeçemeyiz, aksine yeni ve güçlü bir ilişki kurmalıyız. Ancak bunu, bugüne kadar Türkiye’ye yapılan haksızlıkları teyit ederek ve gidererek yapmak istemeyeceğinizi biliyorum; ‘havuç-sopa’ politikasını çok dillendirmeden sürdürelim ama olumlu gündem bize lazım” mesajı verdi.

Türkiye’ye de; “AB’den kopmamanız için Avrupa’yı ikna etmemiz lazım, bana destek verin. Sözlerimden alınmayın. Şimdilik her şeyi yine Türkiye’den beklediğimizi söyleyelim ama biz de adım atacağız. Önce olumlu gündeme girelim” dedi.

AB ve dünyanın geri kalanıyla ‘pozitif gündem’e önem veren bir gazeteci olarak; Borrell’in mesajlarının olumlu yönlerini not ettim:

“AB, Türkiye ve Rusya ile ilişkilerde doğru dengeyi bulamadığı sürece kıtada istikrarı sağlayamayacak.”

“Türkiye’nin Doğu Akdeniz’e gönderdiği ‘Oruç Reis’ ve ‘Barbaros Hayrettin Paşa’ gemilerinin isimleri Brüksel’de her gün anılır hale geldi.”

“Türkiye, Doğu ve Kuzey Afrika’dan Batı Balkanlar’a kadar bölgesel ilişkilerini güçlendirdi, Suriye ve Libya’daki müdahilliği AB’nin çıkarlarıyla bağdaşmadığı şeklinde ‘yorumlandı’.”

“Türkiye dikkate alınacak bir bölgesel güç haline geldi ve inkar edilemeyecek başarılar elde etti. Maalesef bazı durumlarda Türkiye’nin uluslararası gündemi AB’nin çıkarlarıyla uyumlu değil ve yöntemleri de AB’ninki gibi değil.”

“Türkiye ile bu konularda dürüst ve derin bir diyalog kurmak için ciddi ilerleme sağlamamız, Türkiye’nin de buna cevap vermesi gerektiğine şüphe yok. (Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın) AB’nin stratejik hedef olduğunu ilan etmelerinden memnuniyet duyuyorum. İlişkiler tek yönlü olamaz; AB’nin de Türkiye’yi aile ferdi olarak kabul edeceğini göstermesi gerekir.”

“Kısasa kısas’tan çıkmalı, işbirliği ve güven esasına dönmeliyiz. Türkiye ile güçlü bir ilişki AB’nin istikrarına büyük katkı sağlayacaktır. Aynı şekilde Türkiye için de AB’den daha iyi bir ortak bulmak zordur. Buna sürdürülebilir başka bir alternatif yoktur.”

“İlişkilerimize yeniden yön vermek için hâlâ şansımız var. AB, tutması umuduyla Türkiye’ye elini uzatmaktadır. Türkiye ile olumlu gündem için tekliflerimizi konuşmaya hazırım.”

“Ya karşılıklı çıkara dayalı bir gündeme doğru ilerleriz ya da karşılıklı yanlış anlamaların sonuçlarına katlanırız.”

YUNANİSTAN DUVARA DOĞRU YÜRÜYOR

Türkiye’den AB’ye yönelik ‘pozitif gündem’ çağrıları yapılırken ve hem AB üst yönetimi hem de Almanya gibi arabulucu ülkelerde bu yönde bir anlayış oluşurken, Yunanistan ‘gerilim’ stratejisini sürdürüyor.

Geçen hafta, silahsızlandırılmış statüdeki adaları da kapsayacak şekilde Ege ve Akdeniz’de 15 bölgeyi ‘tatbikat sahası’ ilan etti.

Üstelik 26 Şubat’a kadar, yani bir ay boyunca…

Bu, Ege’yi boydan boya ve Doğu Akdeniz’de çok geniş bir sahayı ‘kapatmak’ demek.

Kapatabilecek mi, elbette hayır.

Ama girişim bu…

Sonra, İtalya ve Arnavutluk’un da hakkı bulunan batıdaki İyon Denizi’ndeki kıta sahanlığını 12 mile çıkardığını ilan etti!

İtalya, arada kara olmadığı ve orta mesafeyi de aşmadığı için sorun etmeyebilir.

Ancak Arnavutluk tepkili, zira Adriyatik’ten çıkışını engelleyecek!

Aynı şekilde Bosna-Hersek, Hırvatistan ve Sırbistan için de sorun bu.

Yunanistan şımarık yayılmacılığıyla giderek duvara yaklaşıyor.

SAĞLIK PASAPORTU

Yıllar önce ilk kez bir Afrika ülkesine seyahat ederken gündemime girmişti ‘aşı kartı’

Halen Afrika ve bazı Uzakdoğu ülkelerine seyahatlerde ‘sarı humma’ ve ‘sıtma’ gibi bulaşıcı hastalıklara karşı aşı olmak ve sarı renkli aşı kartını almanız istenir.

Bu kart o ülkelere veya daha sonra başka ülkelere girişte genellikle sorulmaz.

Ancak sorulduğunda göstermezseniz, girişinize izin verilmeyebilir.

Yani halihazırda belli ülkeler için bir ‘aşı pasaportu’ var denilebilir.

Koronavirüs salgını birçok bakımdan ülkeleri eşitledi, şimdi aşı kartı ‘küresel’ bir uygulamaya dönüşüyor.

Bunun için QR kod uygulaması başlatıldı bile.

Aşı bilgilerinin pasaporta işlenmesi de konuşuluyor.

<p>HDP’nin Esenyurt ilçe binasına düzenlenen operasyon  kapsamında terör örgütü elebaşı Abdull

HDP siyasette sona mı yaklaştı?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Başkan Erdoğan, Elazığ'da deprem konutları anahtar teslim törenine katıldı

Mutfakta işinizi yarayacak pratik bilgiler! Yumurtayı pişirirken içine buz atarsanız...