• $28,9208
  • €31,485
  • 1924.11
  • 8026.27
11 Kasım 2023 Cumartesi

Sahte savaşların ölümü

Bazıları Gazze'de korkunç bir soykırım yaşanırken Arap ülkelerinin umursamazlıklarına anlam veremiyor. Öyle ya, milyonluk Arap ordularının neredeyse tek varlık gerekçesi İsrail gibi bir düşmanlarının olmasıydı. Tüm Arap rejimleri halklarının fakirleşmesi pahasına ordularını milyarlarca dolarlık silahlarla donatırken kendilerini savundukları tek şey buydu.

Oysa bu büyük bir yanılsamadan ibarettir. Bu rejimler Suriye örneğinde olduğu gibi silahlarını daima kendi halklarını ezmek için kullandılar. Gerçekte ne kendine "Kabe'nin ve Mescid-i Nebi'nin hizmetkârı" diyen Suud yönetiminin, ne Mısır ne de körfezdeki petrol zengini emirliklerin İsrail diye bir düşmanı oldu.

Abdülnasır'ın Pan-Arabizm hülyâsının etkisiyle başlayan savaş sırasında dâhi Arap rejimlerinin bağımsız bir Filistin gayesi yoktu. Arap halklarını bir süre heyecanlandıran bu rüzgâr, 6 Gün Savaşı'nda ABD destekli Siyonizm duvarına çarpıp dağıldı. Böylece Filistin halkının özgürlüğü için değil, gerçekte "Arapçılık, Baasçılık, Sovyetçilik, 3. Dünyacılık" gibi çeşitli türedi ideolojilerin egemenliği için mücadele edenler bu "sahte savaşın" altında yok olup gittiler.

Aksa Tufanı'yla birlikte gerçek bir savaşın kapıları açıldı. Tüm ideolojilerden bağımsız olarak Filistin halkı şu anda kendi kurtuluş savaşını veriyor. Doğal olarak, politik sınırlarını ABD'nin belirlediği bu rejimler için Gazze'nin zaferi kendilerini ilgilendirmiyor. Hatta Suud'un Kâbe'ye imam olarak tayin ettiği adamın dediği gibi bu savaş kendileri için bir "fitne". Çünkü biliyorlar ki, Filistin direnişinin İsrail'e geri adım attırması halinde bugüne yaslandıkları tüm iddialar çökecek. Milyonluk orduların başaramadığını bir avuç direnişçi başarırsa, bu köhne rejimlerin gerçek yüzü tüm çıplaklığıyla ifşa olacak.

Türkiye'nin İsrail barbarlığına karşı, Katar, Cezayir ve Tunus gibi birkaç güzel istisna dışında bölgemizde güçlü bir duruş sergileyen tek ülke olmasının sebebi sahte değil, gerçek bir savaşın tarafı olmasından kaynaklanıyor. Mahmut Abbas'ın tahta silahlarla askeri geçit töreni yaptırdığı uyduruk bir yapı değil, başkenti Kudüs olan bağımsız ve gerçek bir Filistin Devleti'nin kurulması Türkiye için bir devlet politikası durumunda. Türkiye, Filistin davasına ne İran gibi yayılmacılık zaviyesinden, ne de kendi halkını zapturapt altına almak maksadıyla yaklaşıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, sahici bir kavga veriyor.

Yalnız Filistin'de mi?

1960 darbesinin ürünü olan Anayasa Mahkemesi'nin tüm yargı süreçlerini görmezden gelip bir terör hükümlüsünün tahliye edilmesi kararı vermesine yaptığı itirazda görüldüğü gibi Erdoğan, Türkiye'de hukuk adına da sahici bir kavga veriyor.

Erdoğan bu karara direnen Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin haklı duruşunun yanında yer alırken, karşı tarafta gezi terörüne destek veren tüm darbeci yapılar toplanıyor. Ömrü vesayete karşı mücadeleyle geçen Erdoğan'ın etrafından çıkan çatlak sesler ise şaşırtıcı değil.

Davos'ta İsrail'e "dur" dediğinde "şimdi yandık" diyenler kimse, İstanbul Gezi terörüne teslim olduğunda "eylemcilere kulak ver, anlayışla karşıla" diyenler kimse, bugün demokrasi ve insan hakları perdesiyle "Yargıtay'a dur de" diyenler de aynı kişiler. FETÖ'ye yönelik operasyonları etkisizleştirmek için "KHK'lılara zulüm var bayrağı" altında toplananlar çok geçmeden soluğu CHP'nin himayesinde kurulan particiklerde almışlardı.

Menderes'ten bu yana edindiğimiz en önemli tecrübe, vesayetçilerle korkarak, geri çekilerek ya da karşıtına öykünerek mücadele edilemeyeceğidir. Böylesi sahte kavgaların da artık sonu geldi.

<p>Şanlıurfa'da silah ve mühimmat kaçakçılarına yönelik operasyonda 5 şüpheli gözaltına alındı. İl J

Şanlıurfa'da silah kaçakçılığı operasyonu: 5 gözaltı

Filistinlilerin kefenleri Beyaz Saray önünde

70 bin TL'den başlıyor: Kaçıran pişman oluyor! İşte adeta kapış kapış giden otomobiller

Tokat'ta bir garaj alev alev yandı! 4 araç kullanılamaz hale geldi