• $28,8923
  • €31,2543
  • 1875.85
  • 8057.42
24 Haziran 2023 Cumartesi

İstanbul'un köpeklerine ne oldu?

Batılı seyyahların efsunlu bir zenginlik şehri olarak anlattığı İstanbul'a gemiyle ulaştığında şaşırdığını yazar İngiliz şair Julia Pardoe. Şehirde binlerce insanın sokaklarda hasır sepetler içinde yatacak kadar sefalet içinde olduğunu sanır. Bu sepetlere yakından baktığında ise hayreti bir kez daha artar. Bunlar İstanbul halkının çok sevdiği köpekleri için yaptıkları sıcak yuvalardır çünkü. Tarih 1835'tir.

Çocuk edebiyatının en önemli isimlerinden İtalyan öykü yazarı Edmondo de Amicis de Pardoe'den 40 yıl sonra geldiği şehirde benzer şeylere tanık olur. Ona göre İstanbul devasa bir köpek kulübesidir. Her mahallenin kendi köpeği bulunmakta, sokakta oynayan çocukları korurken, yabancılara karşı adeta bir muhafız gibi davranmaktadırlar. Köpeklerin bir vazifesi daha vardır: Temizlik. Ortalıkta çöp, meyve sebze artığı, kemik bırakmamaktadırlar.

İstanbul halkının bu köpek sevgisini Lamartine çok güzel özetler: "Türkler bütün yaratılmışlarla barış içinde yaşıyorlar. İster ağaç, ister kuş ya da köpek, Allah'ın yarattığı her şeye saygı gösteriyorlar. Bizim terk ettiğimiz hatta zulmettiğimiz bu canlıları Türkler merhametleriyle kucaklarlar."

Fransız siyasetçi Lamartine Türkiye'ye modernleşmenin zirve yaptığı II. Mahmut'un saltanatı zamanında gelmişti. Aslında iktidar tam da Batı'daki şehirlerde olduğu gibi sokak hayvanlarından kurtulmak istiyordu. Fakat Yeniçeri Ocağı'nı lağvetmeyi başaran sultan, İstanbul halkının köpek sevgisiyle baş edememişti.

İstanbul'un fethiyle birlikte Türklerin vefakâr bir dostu olarak şehre gelen köpekler asla bir sıkıntı kaynağı olarak görülmediler. Bilakis çocukların dostu, Allah'ın dilsiz kulu, sadık bir varlık olarak kabul edildiler. Bunda İstanbul köpeklerinin uysal, saldırgan olmayan ırklara mensup olmasının da etkisi var şüphesiz.

Belki de işin kırılma noktası budur. 1837'de İstanbul'a gelen Alman komutan Moltke, Türklerin sokakta sevgiyle besledikleri köpeklerin pudel, mops, daks gibi tanınmış özel ırklara mensup olmadığını, kurtlar ya da çakallara akraba tek bir cinsten ibaret olduğunu söyler.

Bugün İstanbul'da giderek büyüyen bir köpek sorunumuz var. Toplu halde dolaşıp çocuklara saldıran, hatta öldüren bu köpekler nasıl ortaya çıktı? İnsanoğlunun tükenmek bilmeyen hazları için genetiğiyle oynanmış, dövüştürülmek için üretilmiş yasak ırkların kırmaları sokaklarımızda.

İstanbul halkının merhametini suiistimal eden, arkasında büyük sermaye sahiplerinin olduğu bir çete sokaklarımızı terörize ediyor. Devasa bütçelere ulaşan mama satışıyla doğrudan ilişkili olduğu görünen bu yapılar bir yandan zarar gören insanları tehdit ederken, diğer yandan büyük servet sahibi oluyorlar. Bu çirkin savaşta en masum kalanlar şüphesiz köpekler. Kendilerinin pis bir servet savaşının figüranı olduğunu nereden bilecekler?

Bunun çözümü ne itlaf ne de sürgün. 1910'da Batılıların telkiniyle 60 bine yakın köpek adalara sürgün edilmek istendiğinde, köpekleri toplama işini hiç kimse üstlenmeyince serseri takımından ve azılı suçlardan hapis yatanlardan yardım istenmişti. İnsanlar haftalarca ağlamış, bazıları köpekleri evlerinde saklamıştı.

Çözüm gayet net: İnsan zorbalığının sonucu olan saldırgan ırklar sokaklardan toplanmalı. Artan popülâsyonu sınırlandırmak için kısırlaştırma yaygınlaşmalı ve servet avcılarına dur denmeli.

İnsan canını hiçe sayan bu gidişat durmalı. Kuşlar için ev, leylekler için vakıf kuran bir medeniyetin çocukları olarak sadık dostlarımızı geri istiyoruz.

<p>Olay, Üniversite Mahallesi'nde meydana geldi. İsmi öğrenilemeyen sürücü idaresindeki 78 AAN 796 p

Kontrolden çıkan otomobil dubaları kırdı...Kaza anı kamerada

İşgalci İsrail Batı Şeria'da ablukaya devam ediyor... Cenin Mülteci Kampı'na baskın

300 bin TL ile 350 bin TL arası! İşte adeta teklif yağan ikinci el otomobil modelleri…

Anadolu kökenli 41 eser Türkiye'ye dönüyor... Yurtdışına yasadışı yollarla kaçırılmışlardı