• $31,3879
  • €34,0706
  • 2100.98
  • 9097.15
25 Kasım 2023 Cumartesi

Daima Doğu'dan

"O'nun bir tek Allah'ından bu kadar güzel sözler çıkarken sizin 300 tanrınızın dili mi tutuldu" Müslümanların ilk hicret yurdu olan Habeşistan'da Kral Necaşi böyle cevap vermişti bir avuç insanı zincirleyip, Mekke'ye geri götürmeye gelen müşriklere. Çünkü Hz. Ali'nin ağabeyi Cafer'in dudaklarından dökülen her söz, çağlara meydan okuyan bir daveti duyuruyordu.

İşte bugün Rönesans, Aydınlanma ve Sanayi Devrimi'ni gerçekleştirmiş Batı'nın tüm tanrılarının dili Gazze'deki soykırım gerçeği karşısında tutulmuş durumda. Kant, Rousseau, Heidegger, Habermas, Troçki, Foucault, Camus, Zizek gibi Batı aklını oluşturan düşünürlerin 21. asrın insanına verebileceği çok az şey kaldı.

Guantanamo ve Ebu Garip facialarından sonra, Gazze'deki hastanelerin Batılı liderlerin desteğiyle yok edilmesi karşısında, insan hakları ve demokrasi mitinin dünya için bir kurtuluş reçetesi olduğuna artık kimseyi inandıramazlar. Çöken şey tam olarak budur. Kütüphaneler dolusu birikim, dedesinin kollarında kefenlenmeyi bekleyen küçük kız çocuğuna bir şey söyleyemiyorsa ne işe yarıyor?

Buna karşılık iki asırdır sömürülen, değerleri hallaç pamuğu gibi gökyüzüne savrulan Müslümanlar nasıl olur da, dirayetleri, adanmışlıkları ve her türlü ırkçılığa, ötekileştirmeye, aşağılamaya karşı insanlığın son adası olabilirler?

Tüm bu yozlaşmaya karşı umudu nasıl olur da hâlâ ayakta tutabildiler? Amerikan kasırgasını Mezar-ı Şerif'e, İngiliz kibrini Basra çöllerine nasıl gömebildiler? İşte Londra, Paris ve Stokholm'ün sokaklarını dolduran Batı insanının merak ve çoğu zaman hayranlıkla cevabını aradığı sorular bunlardır.

Nasıl olur da aydınlanma çağının temsilcilerinin dilleri lâl olmuşken, BM kürsüsünden "adil bir dünyanın mümkün" olduğunu iki asırdır örselenen Türkiye'nin lideri haykırabilir dünyaya?

Bu sorunun cevabını yalnız Batılılar değil, bizim dünyamızın zihni sömürgeleşmiş insanı da idrak edebilmiş değil. Bu yüzden hâlâ ne kendi coğrafyasında üretilen değerlerin farkında, ne de sömürgeleşmeye direnen birikimin.

Türkiye'den Cezayir'e, Pakistan'dan Tunus'a kadar geniş bir coğrafyada tüm baskılara direnerek ayakta kalmayı ve düşünce atlasını ilmek ilmek dokumayı başaran bu birikimin neticesidir karşımızda duran. Neye sahip olduğumuzun farkına varalım. Çünkü dünyaya söyleyecek çok sözümüz var bizim.

Malik bin Nebi'nin İslam Davası, Necip Fazıl'ın İdeolocya Örgüsü, Muhammed Kutub'un Düzeltilmesi Gereken Kavramlar, Mevdudi'nin Dört Terim, Seyyid Kutub'un Yoldaki İşaretler ve İslam'da Sosyal Adalet, Muhammed İkbal'in Cavidnâme, Raşid Gannuşi'nin İslam Devleti'nde Kamusal Özgürlükler, Nurettin Topçu'nun İsyan Ahlakı ve Büyük Fetih, Ebulkelam Azad'ın Ölümsüz Müdafaa, Said Havva'nın Allah Erinin Kültür ve Ahlakı, Muhammed Gazali'nin Düşünce Mirasımız ve Sezai Karakoç'un Diriliş Neslinin Amentüsü gibi başucu eserler bu yüzyılda kaleme alınmamış olsaydı Gazze'de çelikleşen ve kendisine hayran bırakan iman anıtını yine görebilirdik belki ama BM kürsüsünden "dünyaya adalet çağrısı" yapabilir miydik? Bu çağrı, bu düşünsel mirasın hülasasıdır.

İşte bedeli bazen darağaçlarında ödenen bu birikim dünyanın kurtuluş reçetesidir. Müellifini değersizleştiren gereksiz ve dar tartışmalara kurban edilemeyecek kadar geniş ve önemli bir birikim.

Çünkü güneş daima doğudan yükselir.

<p>Manisa'nın Saruhanlı ilçesinde, refüjdeki aydınlatma direklerine çarparak devrilen kamyondaki sür

Manisa'da kamyon devrildi: 1 ölü 1 yaralı

İkinci el araba alacaklar dikkat: Bu otomobiller 50 bin TL ile 250 bin TL arası!

Sağlık çalışanları Filistin için ''sessiz yürüyüş'' yaptı

Hak mahrumiyeti cezası bulunan başkan kiraladığı yük asansöründe takımının maçını izledi