• $8,1109
  • €9,7068
  • 454.648
  • 1378.37
14 Şubat 2014 Cuma

Siz hiç yalancı gazetecilikten utanmaz mısınız?

Geçmişte darbe dönemlerinde cuntacılara 'kur' yapan, 'ara rejim'den bozma iktidarlarla gayri meşru ilişki yaşayan liberal, sol ve de şoven gelenekten gelen bütün gazeteci ve yazarlar şu günlerde pek özgürlükçü ve demokrat oldular!
Her gün köşelerinde, televizyonlarda medya etiği ve basın özgürlüğü konusunda öylesine parlak cümleler kuruyorlar, öylesine yorumlar yapıyorlar ki insanın gayri ihtiyari olarak, "Siz hiç yalancılıktan utanmaz mısınız" diyerek haykırası geliyor...
Sahiden siz hiç utanmaz mısınız?
On yıllardır Tayyip Erdoğan'a ve Erdoğan'la birlikte bu ülkenin temel karakteri olan dindarlara, muhafazakâr ve demokrat kesimlere hakaretler ediyor ve küfrediyorsunuz.
Öylesine kin ve nefretle dolusunuz ki, bunca hakaret ve küfür özgürlüğü bile size yetmiyor, "AK Parti medyaya baskı ve sansür uyguluyor" yalanının arkasına gizlenerek 'diktatörlük' masalları uyduruyorsunuz.
Sadece Başbakan'a ve ailesine değil bütün dindarlara karşı böylesine rahat, sınırsız bir öfkeyle saldırabildiğiniz halde daha nasıl bir özgürlük istiyorsunuz?
Herhalde Türkiye tarihinde medyadaki bu azgın azınlığın böylesine hayasızca küfredebildiği bir dönem daha olmamıştır. Küfür pazarından pay almaya çalışan medyanın talihsizliğine bakın ki, Erdoğan için 'diktatör' kampanyası başlatan kalemler AK Parti'nin kapatılmasını isteyebilecek kadar faşizan bir zihniyete bile savrulabilmektedirler.
Elbette medya yalanları bununla bitmiyor. Mesela bir gazeteci 2012 yılında yazdığı bir yazıda Fenerbahçe'ye karşı yapılan şike operasyonunu "polis ve adliyedeki otonom bir yapı"nın komplosu olarak tarif ediyor yani paralel yapının bir komplosu olarak görüyor. Aynı yazar bugün, bu komployu Tayyip Erdoğan yaptı diyor. Bu nasıl bir gazeteciliktir ki, bir yazar kendisini bile inkâr etme pahasına yalanlar üretebilmektedir…
Günlerdir "Alo Fatih" tarifesi üzerinden, "Medyaya baskı var, meslek onuru ayaklar altında" diyerek kampanyalar yürüten etikçi tayfanın eski defterlerini açmakta yarar var.
Madem medya etiği konusunda bu kadar hassassınız, o zaman bir yiğit çıksın 28 Şubat'ın cuntacı paşalarıyla birlikte kotardıkları gazete manşetlerini o çok duyarlı olduğunuz medya etiği açısından bize izah etsin. "Vay şerefsiz vay", "Gerekirse silah kullanırız", "411 el kaosa kalktı" manşetleriyle başlayabilirler mesela… Ayrıca, paşaların talimatlarıyla yazdığınız köşe yazılarının 'medya onuru' ile nasıl bir ilgisi olduğunu da izah ederseniz çok mutlu oluruz.
Medyanın en kötü günlerini yaşadığını söyleyerek mangalda kül bırakmayan etikçi arkadaşlara arşivlerden bir not daha düşelim, bakarsınız bu konuda da söyleyecekleri bir şeyleri vardır. Tarih Ekim 1998… Dönemin Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök, dönemin Devlet Bakanı Güneş Taner'e telefon açıyor, karton fabrikası için teşvik isteyip, Başbakan Mesut Yılmaz için diyor ki: "Başbakana gideceksin, ana-avrat küfredeceksin, ondan sonra iyi adam olacaksın." (Yeni Akit:13 Şubat 2013)
Şimdi, Başbakan'ın altyazılarla ilgili uyarısı konusunda Fatih Altaylı'ya "İstifa edecek misin?" diyerek hesap soran etikçi arkadaş, bir dönem medyada kirliliğin simgesi haline gelen o genel yayın yönetmenine de hiç hesap sordu mu ya da bundan sonra soracak mı? Bekleyeceğiz ve bu arkadaşların kaç kuruşluk bir 'medya onuru'na sahip olduklarını hep birlikte göreceğiz.
Malum son günlerde paralel yapının kuyruğuna takılıp medya ahlakından, basın özgürlüğünden ve gazetecilere yapılan baskılardan söz ediyorsunuz. Madem basın özgürlüğü konusunda bu kadar duyarlısınız, o zaman bir babayiğitlik daha yapın, Nedim Şener ve Ahmet Şık'ın henüz çıkmamış kitapları yüzünden cezaevine tıkılmalarını 'Paralel yapı'ya ölümüne destek veren cemaat medyasına da bir soruverin…
Yoksa Nedim Şener ve Ahmet Şık'a yapılan baskıları medya onuruna karşı işlenen bir cinayet olarak görmüyor musunuz?

<p>Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Özlem Esen Koronavirüs'ün kalp rahatsızlığı olanlar üzerindeki etkis

Koronavirüs Kalp Krizine Yol Açar Mı?

Güvenliğin dikkati, hayatını kurtardı

Polisin ikna çalışması sonucu teslim olan terörist ailesiyle buluşturuldu

Osmanlı döneminde padişahların iftar sofralarını süsleyen yemekler