• $8,4396
  • €10,0747
  • 492.239
  • 1392.91
6 Ağustos 2013 Salı

Silivri’den önce Silivri’den sonra

2007’de Ümraniye’de ortaya çıkan bombalarla birlikte Türkiye “Ergenekon devleti” istemediğine dair bir tercih yapmış ve yargılamaların sonucunda verdiği cezalarla son noktayı koymuştur. 
Elbette kimsenin cezaevine atılmasından, mahkum olmasından mutluluk duymak gibi gayri insani bir tıynete sahip değiliz. Onların da aileleri, yakınları var ve onlarla da empati kurmak gerekiyor. Ama Türkiye’nin geçmişinde yaşadığı, acıların, hukuksuzlukların da bir karşılığının olması gerekir. 
Bugünden geriye doğru baktığımızda, davanın seyri içinde bazı usul hatalarını eleştirebiliriz. Ama unutmayalım ki, bu davanın içinde Türkiye’yi neredeyse bir iç çatışmanın eşiğine getiren Danıştay cinayeti var. Askerlerin, generallerin öldürüldüğü, subayların öldürüldüğü birçok vakayla sayısız faili meçhul var. 
Kendini devletin yerine koyan kanlı, kirli ve hukuksuz bir heyuladan söz ediyoruz kısacası. Bu dönem, devlet mekanizması ile Ergenekon yapılarının iç içe geçtiği bir dönemdir aynı zamanda. 
İlk günden bu yana belli çevreler, Ergenekon davasını değersizleştirmek ve sulandırmak için çok sistemli bir kampanya yürüttüler. Şimdi cezalar açıklandıktan sonra da, yine aynı itibarsızlaştırmaya devam ediyorlar. Bu çevrelerin şaşkınlıkla karşıladığı ya da anlamadığı şey şudur; evet Türkiye’de demokrasi iklimi hakim olmaya başladığı günden bu yana, dün himaye gören, takdir edilen faaliyetler bugün ‘suç’ olarak görülmektedir. 
Şu bir gerçek ki, bugün Ergenekon’dan yargılanıp ceza alan insanların büyük bir bölümü, geçmişte Türkiye’nin en önemli sorunlarında kararlar aldılar, devleti, hukuku, orduyu, üniversiteleri sevk ve idare ettiler. Daha da önemlisi, hükümetler kurup hükümetler yıktılar. 
Maalesef, dünün muktedir asker-sivil-iş dünyası-medya ittifakı ve hâlâ ‘eski Türkiye’ refleksiyle siyaset yapan siyasi aktörler yeni dönemdeki mantalite değişikliğini kabullenememektedirler. 
Başından beri Silivri’yi bir ‘toplama kampı’ olarak tanımlayıp, toplumda büyük gürültü kirliliği yapan CHP, şimdi de yargıya hakarete varan bir yaklaşım sergiliyor ki, doğrusu bu durumu makuliyetle izah etmek mümkün değildir. 
Ayrıca, bildiğimiz kadarıyla Silivri’de CHP filan yargılanmıyor, neden bu kadar feryat ediyorlar doğrusu anlamak mümkün değil. CHP’nin her aklına estiğinde, “AK Parti kendisine karşı olan herkesi yargılayıp mahkum ediyor” şeklinde ortaya koyduğu ucuz siyasi söylem, hiçbir somut bilgi ve belgeye dayanmadığı gibi, aynı zamanda hukuki bilgi cehaletinin en önemli göstergesidir. 
Bir kez olsun darbeye, darbecilere, Türkiye’nin yakın tarihini kirleten karanlık ilişkileri lanetleyen net bir tavır ortaya koymayacaksınız ama davadaki bazı usul hatalarından çıkarak bütün bir davayı yok hükmünde kabul edeceksiniz. 
Eğer CHP’nin değerlendirmelerine baktığımızda, Türkiye’nin yakın tarihinde hiç öyle karanlık işler olmamış, faili meçhul cinayetler yaşanmamış ve her şey güllük gülistanlıkmış… 
Hâlâ bir sabah kalktıklarında memlekette bütün havanın değişeceğini, 12 Eylül 2010 referandumuyla başlayan ‘demokrasi baharı’nın biteceğini, ‘eski Türkiye’deki o güzel günlerin geri geleceğini hayal edenler için Silivri’de son nokta konulmuştur. Elbette bundan sonra işin Yargıtay safhası var ve hukuksal anlamda süreç devam ediyor. 
Ama bir gerçek var ki, kim ne söylerse söylesin Türkiye’nin yeni siyasi ve toplumsal haritası “Silivri’den önce ve Silivri’den sonra” diye şekillenecektir. 

<p>Yumenoshima Okçuluk Alanı'nda 29 Temmuz Perşembe günü yapılan ilk tur maçında Lüksemburglu Jeff H

Altın çocuk Mete Gazoz

İki deli bir araya geldi: Adana'da Balotelli izdihamı

Bakanı Kurum, Antalya'da incelemeler yaptı

İstanbul'da tramvay raydan çıktı