• $9,6153
  • €11,2367
  • 553.564
  • 1479.93
10 Ocak 2014 Cuma

Ne çok paralel cunta yalayıcısı varmış…

Çok enteresan bir memlekette yaşıyoruz. Saflar sürekli karışıyor. Bir zamanlar postal yalamaktan dilleri nasırlaşmış aydın taslakları, vesayet beslemesi küçük adamlar etrafta demokrasi rüzgârları esmeye başlayınca bir bakıma geçmişlerine tövbe edip kendilerine bir demokrat gömleği ayarlıyorlar. Sonra gün geliyor, eski vesayet günlerini özlüyorlar ve bu kez de kendilerine yalayacak yeni cuntacılar buluyorlar.
Tıpkı şu günlerde olduğu gibi… Malum, günümüzün en gözde mesleği paralel cuntacıları yalamak… Hazır Cemaat de devlet içindeki paralel yapıları ölümüne savunduğuna göre, bundan böyle Tayyip Erdoğan’ı yıkmak için tek yol paralel cuntaya övgüler dizip demokrasiye cepheden ateş etmek en kârlı iş…
İşin en dramatik tarafı da, bütün bu illegal fişlemeleri, milli irade suikastçılığını yapanları demokratlık yalanına sığınarak yapmaları…
Oysa demokrasi bir açık rejimdir, burada her şeyi açıkça konuşabiliriz, tartışabiliriz ve siyasi iktidarları alabildiğine eleştirebiliriz. Ama bütün bunları demokrasi masasını devirmeden yapmak zorundayız. Şu günlerde Türkiye’de yaşadığımız manzara, demokrasi açısından kelimenin tam anlamıyla talihsiz bir sürece işaret ediyor.
Hepimiz biliyoruz ki, 17 Aralık’ta yapılan ve 25 Aralık’ta yapılmak istenen, millet iradesine karşı açık bir suikast girişimidir. Daha açık bir ifadeyle, bu süreçteki neo-vesayet hamlesi esas itibarıyla demokrasi masasını devirmeyi amaçlamaktadır.
Durum bu kadar açık ve demokrasi açısından dramatik olduğu halde, bugüne kadar demokratmış gibi davranan bazı kesimler ve liberal kalemler, şimdi çok pervasız bir üslupla millet iradesini hedef alan darbe girişiminin safında yer almaya başladılar. Belki de eski Türkiye’deki saflarına geri döndüler demek daha doğru olur.
17 ve 25 Aralık’ta kurulan kumpasın, yargının ve polisin içindeki paralel yapılanmaların başka merkezlerden talimat alarak milli iradeye karşı açık bir darbe girişimi olduğu konusunda artık kimsenin bir kuşkusu yok. Tıpkı 12 Eylül ve 28 Şubat’ta olduğu gibi…
Mesela, BÇG anayasaya ve yasalara karşı kurulmuş illegal bir yapılanmaydı. Bu yüzden de 12 Eyül ve 28 Şubat cuntacıları, milli iradeyi askıya alarak siyasi iktidarları yıkmakta bir beis görmediler.
Şimdi de darbe dönemlerini andıran bir başka vesayet oyunları sahneleniyor. Oysa biz “Eski Türkiye”nin ceberrut devlet anlayışını tarihin çöplüğüne gömdüğümüzü sanıyorduk. Gerçekten de gömmüştük. Meğer bu kez de her daim karanlık yönleri olan vesayetin yeni bir versiyonu devlet içinde şekillenmeye başlamış.
İşte devlet içinde palazlanıp kök salmaya başlayan neo-vesayetin “iyi çocukları”, hiçbir yasal ve ahlaki sınır tanımadan sivil toplum örgütlerini, sermaye gruplarını, hakimleri, savcıları, siyasi partileri paralel hatlar oluşturarak dinlemişler ve “milli irade”ye karşı infaz timleri oluşturmuşlar.
17 ve 25 Aralık’taki paralel operasyonlarla racon kesmeye başlayan neo- vesayetin bu “iyi çocukları” yıllardır dinleyip fişledikleri işadamlarını, dindar vakıfları, bürokratları infaz etmeye başladılar. Bu paralel çocuklar için her şey mubah... Kendilerinden olmayan herkesi dinleyebilirler, yatak odalarına girip mahremiyetlerine müdahale edebilirler, sermaye gruplarına şantaj yapabilirler. Eğer yan bakan olursa da operasyonlarla susturabilirler.
Öyle anlaşılıyor ki, oluşturulan bu paralel korku imparatorluğunda kimsenin hayatı garanti de değil. Bu iyi çocuklara ram olmadığınız takdirde, her an operasyona uğrayabilirsiniz. Bu süreçte zaman zaman paralel oyunlarla karşılaşabilirsiniz, sakın şaşırmayın.
Mesela, bir dönem tutuklayıp cezaevine attıkları aydınların, yazarların şimdi bu iyi çocukların peşinden koşarak alkış tutmaları gibi… Celladına gülümsemek gibi bir şey yani…
Şimdi sormak gerekiyor, sırf Tayyip Erdoğan’dan kurtulmak adına demokrasiyi, millet iradesini, Türkiye ekonomisini ve istikrarı yok etmek üzere yola çıkan paralel çetelerin arkasında kuyruğa giren demokrat kılıklı çapulcuların, cunta lideri Kenan Evren’den ve 28 Şubat cuntacılarından farkı ne?

<p class='MsoNormal'>Fatih'te arıza yapan İETT otobüsü, vatandaşlar tarafından  yaklaşık 300 metre i

İETT otobüsü arızalanınca 300 metre itildi

Nesli tehlike altındaki şah kartal, Ankara'da tüfekle vuruldu

Tavşanlı Höyük'te bölgenin 'endüstrileşmiş ticaret merkezi' olduğuna dair bulgulara ulaşıldı

Kesilen ağaçtan bir anda kan akmaya başladı!