• $13,7194
  • €15,5684
  • 786.53
  • 1910.41
24 Nisan 2014 Perşembe

Nasıl bir insan bu Erdoğan…

Başbakan Tayyip Erdoğan iktidara geldiği ilk günden bu yana tam 12 yıldır her konuda ezberleri bozmaya devam ediyor. Malum AK Parti’nin iktidara geldiği 2002 yılı Türkiye’si ‘vesayet’in en acımasızca devam ettiği, yasakların kol gezdiği, kimliklerin inkâr edildiği, cunta hücrelerinin fırsat kolladığı bir Türkiye’dir.

BU YAZIYI SPİKERDEN DİNLEMEK İÇİN TIKLAYIN
Tayyip Erdoğan iktidara geldiği ilk günden itibaren askeri, yargısal, bürokratik vesayetin çökertilmesinden ekonomide geleneksel kalıpların kırılmasına ve dış politikada seviye yükseltilmesine kadar pek çok alanda Türkiye’nin imajını ve gücünü bir üst lige taşımıştır.
Daha da önemlisi, ülkenin ağır bedeller ödediği yüzyıllık bir kanlı sorunu çözme konusunda tarihi bir ‘çözüm süreci’ başlatmış ve toplumdaki barış umutlarını yükseltmiştir. Kürt sorununun çözümünde elbette daha atılması gereken adımlar var. Ama bilelim ki barışa kurulan bütün tuzaklara rağmen artık bu yoldan dönüş yok, çünkü toplum barışı ve kardeşliği yeniden keşfetti.
Kuşkusuz Başbakan Erdoğan bu tarihi adımları atarken hep hedefteydi. Bir taraftan cunta hücreleriyle mücadele ederken, bir taraftan da ‘çözüm’ karşıtı lobinin saldırılarını göğüslemek zorunda kaldı. Tam Türkiye yükseliş yolunda ilerliyor derken 17 Aralık’ta yeni bir ‘mistik vesayet’ cephesi açıldı. Bu çeteler hiçbir insani ve ahlaki değer taşımadan Erdoğan’a saldırdılar. Ama Erdoğan sadece millet iradesine güvenerek bu paralel şirretliği 30 Mart’ta sandığa gömmeyi başardı.
İşte böylesine zorlu bir mücadele sürecinden gelen ve her seferinde ezberleri bozan Tayyip Erdoğan dün 1915 olaylarıyla ilgili öyle bir açıklama yaptı ki bununla “Büyük Türkiye hayali”nin ufkunu sonsuza kadar açarken, Türkiye’nin ve dünyanın ezberini bir kez daha bozdu. Öyle inanıyorum ki, ABD Başkanı Obama 24 Nisan vesilesiyle bugün yapacağı konuşmayı bir kez daha gözden geçirmek zorunda kalacaktır.
Her vesileyle Erdoğan’a ‘diktatörlük’ yaftası yapıştırma ahlaksızlığıyla övünen ve özellikle de Erdoğan’ı hafife alanlara kapak olacak nitelikte bir açıklama:
“Ermeni vatandaşlarımız ve dünyadaki tüm Ermeniler için özel bir anlam taşıyan 24 Nisan, tarihi bir meseleye ilişkin düşüncelerin özgürce paylaşılması için değerli bir fırsat sunmaktadır. Osmanlı İmparatorluğu’nun son yıllarının hangi din ve etnik kökenden olursa olsun, Türk, Kürt, Arap, Ermeni ve diğer milyonlarca Osmanlı vatandaşı için acılarla dolu zor bir dönem olduğu yadsınamaz…
Adil bir insani ve vicdani duruş, din ve etnik köken gözetmeden bu dönemde yaşanmış tüm acıları anlamayı gerekli kılar…
20. yüzyılın başındaki koşullarda hayatlarını kaybeden Ermenilerin huzur içinde yatmalarını diliyor, torunlarına taziyelerimizi iletiyoruz.”

Nasıl bir insandır ki bu Erdoğan bütün muhaliflerinin, muarızlarının kendisini dünyaya ispiyonlamak için adeta ölümüne yarıştıkları her dönemde onları ters köşeye yatırarak büyük bir liderlik rüzgârı estirmeyi başarabilmektedir. Vizyon sahibi karizmatik liderlik böyle bir şey olsa gerek…
Biliyoruz ki 1915 yılında insanlık namına başımızı önümüze eğdirmesi gereken türden olaylar yaşanmıştır. Kuşkusuz sadece Türkler açısından değil, Ermeniler açısından da aynı durum söz konusudur. Yüz yıllık bir gecikmeyle de olsa herkesin geçmişiyle yüzleşmesinin zamanı gelmiştir.
Bunun için Osmanlı’nın birçok cephede birden savaştığı o yıllarda Ermeni isyan çetelerinin mezalimiyle de, buna mukabil tehcir sırasında Ermenilere reva görülen kan dondurucu cinayetlerle de yüzleşmek gerekiyor. Başbakan Erdoğan’ın ifadesiyle, “Ne bir acılar hiyerarşisi kurulması ne de acıların birbiriyle mukayese edilmesi ve yarıştırılması acının öznesi için bir anlam ifade eder. Atalarımızın dediği gibi ateş düştüğü yeri yakar.”

<p> </p>

Parasosyal etkileşimi çocuklarımıza neden anlatmalıyız?

UNESCO'nun geçici listesindeki Yesemek'te 15 heykel gün yüzüne çıkarıldı

Cumhurbaşkanı Erdoğan Siirt'te toplu açılış törenine katıldı

Ürdün'ün Salt kentindeki müze dünyanın en küçük Kuran-ı Kerim'ine ev sahipliği yapıyor