• $8,4705
  • €10,2921
  • 501.151
  • 1441.33
13 Haziran 2014 Cuma

Musul benzeri sınavlar kaçınılmaz

Birinci Dünya Savaşı’nın icat ettiği yapay sınırlarla Ortadoğu’da oluşturulan devlet yapıları, maalesef hem kendi içlerinde hem de bölgesel anlamda tam bir kaos tablosu ortaya çıkarmış durumda. Dolayısıyla şu anda Musul ve diğer Irak kentlerinde yaşananların bir sıcak gelişmeler boyutu, bir de tarihsel boyutu var.
Yıllardır İslam coğrafyalarının adeta DNA’larıyla oynayarak küçük parçacıklara ayıran emperyal güçler, kısa vadede kendi çıkarları açısından doğru yaptıklarını düşünebilirler ama unuttukları bir şey var; ne yazık ki bu coğrafyalarda oluşturdukları kaos ortamları hem bölgenin hem de dünyanın başına bela olacak El Kaide benzeri terör örgütlerinin beslendiği mümbit bir arazi haline geldi.
Unutmayalım 2003 yılında Amerika Irak’ı işgal ederek diktatör Saddam’ı ortadan kaldırdı ama aynı zamanda Irak’ın iç siyasi dengelerini de yerle bir etti. İşgalden bu yana Irak etnik ve mezhepçi bir ateşle yanıyor. Çok açık ki işgalle birlikte kanlı bir şekilde bozulan Irak’taki dengeler, IŞİD benzeri terör örgütlerinin bölgede adeta bakteri gibi üremesine zemin hazırlamıştır.
Dolayısıyla Musul’da başımıza gelenleri Irak işgalinin ve Maliki yönetiminin ayrımcı politikalarından soyutlayarak düşünmek mümkün değildir. Çünkü Sünnilerle Kürtleri dışlayarak Irak’ın zaten kırılgan bir hat üzerinde seyreden sorunlarını daha da derinleştiren Maliki yönetimi, maalesef IŞİD militanlarını adeta bir kurtarıcı haline dönüştürmüştür.
Evet Irak’taki bu kaos ortamını biz yaratmadık ama en çok zarar görenlerden birisi biziz. IŞİD’in Türk konsolosluğuna saldırısının çok özel bir anlamı olmayabilir, ancak Kürt petrolünün Türkiye üzerinden akmaya başladığı bir dönemde böyle bir saldırının gerçekleşmiş olmasını bir tesadüf olarak yorumlamak da mümkün değil. Bu noktada işin en dikkat çeken boyutu, Maliki’nin bir bakıma pasif bir tutum sergileyerek Musul’u adeta IŞİD’e teslim etmiş olmasıdır. Gerçi şimdi kendi varlığı da tehlike altındadır.
Yaşananların Irak ve IŞİD bağlamındaki boyutu muhtemelen önümüzdeki günlerde daha da sancılı olacak. Ancak bilelim ki coğrafi ve stratejik gerçekler bundan sonra da Türkiye’nin Musul benzeri sınavlara hazır olmasını gerekli kılmaktadır. Eğer güçlü ve büyük devlet olmak gibi bir hedefiniz varsa, Soğuk Savaş döneminden kalma “Yurtta sulh cihanda sulh” sloganının arkasına saklanarak bu coğrafyada söz sahibi olamazsınız.
Belki zaman zaman canımız yanacak, sıkıntılı dönemler yaşayacağız ama bilelim ki bu coğrafyadaki barışın ve birlikteliğin tek teminatı Türkiye’dir.
Çözüm sürecinin ve Kuzey Irak Kürt yönetimiyle başlattığımız stratejik ortaklığın ne kadar değerli olduğunu şimdi daha iyi anlıyoruz. Bir kere yaşadığımız coğrafyanın Türkiye, Kuzey Irak ve Bağdat yönetiminin birlikte hareket etmesini zorunlu kılmaktadır. Zira IŞİD benzeri terör örgütlerini bu bölgeden temizlemenin başka bir yolu yoktur. Çünkü halihazırda Barzani tehdit altındadır, Talabani tehdit altındadır, Bağdat tehdit altındadır.
Muhtemeldir ki Musul ve diğer Irak kentlerinde yaşanan IŞİD terörü bölgede Türkiye-Kuzey Irak-Bağdat ilişkilerini pozitif bir noktaya taşıyacaktır. Bunun da kaçınılmaz sonucu Türkiye’nin elinin daha da güçlenmesidir.

<p>Bedir Acar: </p><p>'Kur'an'da iki yerde geçen ve Hz. Ya'kūb'un ikinci adı veya lakabı olan İ

Vicdan öldüğünde geriye ne kalır?

Milli Eğitim Bakanı Selçuk, emekli öğretmenlerle çevrim içi bayramlaştı

İşgalci İsrail, içlerinde hamile bir kadınında bulunduğu ailenin tüm fertlerini öldürdü

Mehmetçiğin dikkati Doğu Akdeniz'de faciayı önledi