• $13,3384
  • €15,1602
  • 790.856
  • 2027
30 Ağustos 2013 Cuma

Kaybettiler çıldırıyorlar...

Anlaşılan bazılarının aklı hâlâ Taksim’de... Gezi Parkı’nda yarım kalmış ‘devrim’ heveslerini gerçekleştiremedikleri için,  her gün bir başka gazete köşesinde ‘eski Türkiye’ şarkısı söylemeye bayılıyorlar. 
Hiç de haksız sayılmazlar. Sayısız toplum mühendisliği projelerinin uygulandığı, gazeteci-asker cilveleşmesiyle iktidarların devrildiği, manşetlerle özgürlüklerin iğfal edildiği o güzel günler ellerinden uçup gitti. Bunun için son bir hamleyle sopalarını, molotof kokteyllerini alıp Taksim’e çıktılar ama bir darbe bile yapamadılar. 
Son on yılda o kadar çok şey kaybettiler ki çıldırıyorlar, nesli tükenen Kelaynaklar gibi son türleri de tükenene kadar daha da çok çıldıracaklar... 
Eminim ki, her sabah Tayyip Erdoğan kabusuyla uyanıyorlardır. Çünkü, asker-yargı-medya-iş dünyası ortaklığı ile oluşturdukları ‘mutlu azınlık’ kabusu, ‘yeni Türkiye’ rüzgarıyla yavaş yavaş yerini daha demokratik bir Türkiye’ye bırakıyor. İşte bu havalar onları mahvediyor, demokrasi zehirlenmesi yaşıyorlar. 
Ama çok mutsuzlar, her seçim döneminde sandık yaklaştıkça tarifi imkansız bir paniğe kapılıyorlar. Son on yılda denemedikleri yol kalmadı. Cumhuriyet mitinglerinde ‘ordu göreve’ pankartlarının altında yürüdüler olmadı, Danıştay cinayetinden medet umdular olmadı, AK Parti’ye kapatma davasını alkışladılar umutları boşa çıktı, Ergenekon’a çiçek gönderdiler yargı duvarına çarptılar, ‘Malezyalılaşma’, ‘Mahalle baskısı’ masalları uydurdular milletin umurunda bile olmadı. 12 Eylül 2010 referandumunda ölümüne mücadele ettiler, kaybettiler. 
Her seferinde yenildiler ama içlerindeki şeytanı bir türlü susturamadılar. En son Gezi Parkı’nda Batılı dostlarının yalanları da bir işe yaramayınca, son çare olarak eli kanlı Sisi’nin kuyruğuna takıldılar. 
Şimdi, köşelerinde ‘Sisi tefrikaları’ yayınlamaya başladılar. Tahrir’deki son gösterilerle gelen darbeden ilham almaya çalışıyorlar. Neredeyse her yazdıkları yazıda, her yaptıkları konuşmada ‘Tahrir-Taksim’ benzetmesi yaparak, Taksim’den bir darbe çıkaramadıkları için adeta hayıflanıyorlar. 
Başbakan Tayyip Erdoğan’ın, “Bizim meydanlarımız Tahrir değil, Rabia, Adeviyye olacak” sözleri ayarlarını bozuyor, bu yüzden de köşelerinde “Bize Taksim ve Tahrir yeter”diyerek her gün Sisi’ye hayranlıklarını sunuyorlar. 
Ama aynı zamanda, Mısır’da Müslüman Kardeşler’in ‘demokrasi duruşu’na da gıcık oluyorlar. Her ne kadar içlerindeki İslam düşmanlığını açık açık söyleyemeseler de, Mısır’da Sisi’ye karşı direnişten hiç memnun değiller. 
Müslüman Kardeşler’in direnişini karalama ve değersizleştirme konusunda pek maharetli olan Türkiye’deki bu Kemalist-ulusalcı-liberal koalisyon, kelimenin tam anlamıyla Sisi-Esad ekseninde hizalanmış bulunuyorlar. 
Her gün köşelerinde gözlerimizin içine baka baka, siyasi iktidar eli kanlı diktatörlere karşı çıktığı için “Türkiye’yi yalnızlaştırıyorsunuz” diyerek siyasal pornografi üretenler, nedense ikinci Halepçe katliamını yapan ve yüz binin üstünde insanı öldüren Esad’ı bir kez olsun eleştiri gündemlerine almaya bile değer bulmuyorlar. 
Şu bir gerçek ki, yüz binden fazla insanı katleden Esad da, cuntacı Sisi de döktükleri kanın hesabını mutlaka verecekler. Ama bu zalimlerle aynı safta duranların eline bulaşan kan hiç çıkmayacak. 

<p>Haber: Ayşe Gültekin</p><p>Şehirlerarası ulaşım ağı  olan Bayrampaşa, dünyanın tekstil mer

Atila Aydıner ile 'yerli yerinde' Bayrampaşa Belediyesi'nden anlamlı eser

Boğa'nın gazabı! Herkes kaçarken o kamerasını açtı ve...

Dev timsahı kepçeyle durdurabildi! Yaklaşık bir ton ağırlığında

Dünyanın en güçlü hava kuvvetleri hangileri? Türkiye kaçıncı sırada?