• $8,0655
  • €9,6959
  • 460.337
  • 1408.14
04 Şubat 2014 Salı

Erdoğan gidecekse terör bile mubahtır!

17 Aralık operasyonu kimin demokrasi safında durduğunu, kimin içinde ne kadar 'vesayet virüsü' olduğunu, kimin nasıl bir ülke sevdası taşıdığını, kimin barış ve kardeşliği "paralel hevesler" için feda edebileceğini göstermesi açısından müthiş bir test imkanı sağladı.
Bütün Tayyip Erdoğan düşmanları 17 Aralık'ta aralarındaki ihtilafları bir tarafa bırakarak, Türkiye ekonomisinin kaybetmesi, siyasi iradenin zaafa uğraması, Türkiye'nin dünyadaki pırıltılı yüzünün solması için millet iradesine karşı açık bir ittifak kurdular.
En önemlisi de Türkiye'ye büyük acılara mal olan otuz yıllık kanlı bir sorunun bitirilmesi için başlatılan 'çözüm süreci'ni akamete uğratmak için ittifak yaptılar. Daha çözüme atılan ilk adımdan itibaren bütün ulusalcı ve şoven kesimler, eski Türkiye'den devraldıkları üslupla siyasi iktidarı 'ihanetle' suçlarken, demokratlık pazarlamacılığı yapan bazı liberaller de PKK'ya silah bırakmaması telkininde bulunmaya başladılar.
Kan lobisinin her türlü provokasyonuna rağmen süreç ilerledikçe ve şehitlerin gelmemesiyle birlikte toplumda barış rüzgârı güçlendikçe ikibuçuk liberal tayfa çılgına döndü. Kandil'e "Kürtler ucuza gidiyor" diye fitne mesajlar gönderdiler, "Öcalan AK Parti'nin STK yetkilisi gibi çalışıyor" yazıları yazdılar olmadı.
Sonunda 17 Aralık seçim ayarlı operasyonla birlikte yıllarca küfrettikleri cemaatin de paralel hevesleriyle buluşarak barışa pusu kurmak için yeni bir hamle başlattılar.
Aslında epey zamandır ikibuçuk liberal cibilliyetsizlerin Kürtleri ve Kürt sorununu satmak için nasıl can attığını çok iyi biliyoruz. Oysa bu tayfa yıllardır Kürt sorununun çözümü için kalem oynattı ve hepimize demokratlık gösterisi yaptı. Ama çözümün öncüsü Tayyip Erdoğan olduğu için, 'çözüm'e zarar verecek her türlü ortaklığa dünden razıydılar.
Barışa giden yolu kesmek için yeni ortakları cemaat ve paralel yapı... Şimdi daha sinsi, daha kuralsız ve daha gözü kara bir saldırıyla karşı karşıyayız. O kadar gözü kara ki, cemaatin Türkiye'deki ve dünyadaki sempatisini bitirme pahasına, Türkiye'nin en kanlı sorununun bitmesine bile razı değiller. En güçlü ortak motivasyonları da Tayyip Erdoğan düşmanlığı... Erdoğan gitsin de nasıl giderse gitsin. Erdoğan bitsin de ne olursa olsun, isterse memleket batsın...
Son günlerde ortaya çıkan kasetlerdeki konuşmalardan anlıyoruz ki, terörün yeniden alevlenmesi için yeni karanlık planlar yapılıyor. Konuşmalarda özellikle Kandil'le İmralı'nın arasının açılması körüklenerek yeni bir dönemin başlamasına işaret ediliyor ki, bu kelimenin tam anlamıyla terörün yeniden başlamasını istemek anlamına gelmektedir.
Bu 'ince' plana göre dağın İmralı'yı dinlememesi sağlanarak Öcalan 'bertaraf' edilecek ve Kandil tekrar silaha sarılacak.
Bu nasıl ürkütücü bir zihniyettir ki, birbuçuk yıldır şehitlerin gelmemesinden, anaların ağlamamasından rahatsız olacak kadar gözünü karartmış durumdadır.
Bu nasıl bir akıl tutulmasıdır ki, sırf Tayyip Erdoğan'dan kurtulmak adına gencecik ülke çocuklarının kanı üzerine hesaplar yapan şer odaklarına paralel planlarla taşeron olmayı göze alabilmektedir. Yani, Erdoğan gidecekse terör mubahtır mantığı...
Bu nasıl bir cemaat vicdanıdır ki, güneydeki bir ülkeye aşk ilan edebilecek kadar şefkatli olurken, Türk ve Kürt çocuklarının hayatlarını söndüren terörün yeniden başlamasını isteyebilecek kadar kalbini insana kapatabilmektedir.
Eğer yaşadığımız bu trajik dönemden öğrenmemiz gereken bir ders varsa o da 'yerli' olabilmektir. Eğer kendimizi gerçek anlamda bir 'vatan' duygusuna bağlı hissetmiyorsak, bu toprakların değerlerini içselleştirememişsek yani, 'yerli' olamamışsak, bu ülkeye düşmanlık besleyenlerle bile ortaklık kurmaktan ve onların taşeronu olmaktan bizi alıkoyacak hiçbir kutsalımız da yok demektir.

<h3>TÜRKİYE DEAŞ İLE MÜCADELE KAPSAMINDA BAŞİKA'DA</h3><p>Başika'daki Türk Üssü'ne en son yapılan sa

Başika Saldırısı: Irak'ta neler oluyor?

Fenerbahçe, Medipol Başakşehir maçı hazırlıklarını sürdürdü

Amerikalı Rapçi Kanye West'in ayakkabısı 2 milyon dolardan satışa çıktı

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, KKTC'de