• $8,2364
  • €10,0327
  • 484.788
  • 1441.33
14 Ocak 2014 Salı

Cemaat - CHP akrabalığı mı?

17 Aralık darbe girişimi sonrasında çok ilginç ittifaklar tablosu ortaya çıkmaya başladı. Bir dönem darbeye, darbe girişimlerine karşı olan hatta 12 Eylül 2010 referandumunda askeri ve yargısal vesayetin geriletilmesi için verilen mücadelede demokrasi safında yer alanlar, şimdi çok garip bir şekilde 2010 öncesinin vesayetçileriyle yeni paralel cuntayı savunmak için ittifak halindeler.
Mesela, 17 Aralık’ta siyasi iradeye karşı yapılan suikast girişiminin ardından parlamentoya sevk edilen HSYK ile ilgili kanun tasarısının görüşmeleri sırasında yaşananlar ne yazık ki kirli bir ortaklığın fotoğrafını gözler önüne seriyor.
28 Şubat’ın başaktörlerinden YARSAV eski Başkanı Eminaoğlu’nun Meclis Adalet Komisyonu’ndaki provokatif hareketleriyle Meclis’i karıştırması, eski paralel devletin yeni paralel devlete yardıma gelmesinin en bariz göstergesidir.
Şimdi, hiçbir komplekse kapılmadan son günlerde yaşadığımız vesayet hamlelerini ve garip ittifakları analiz etmeye çalışalım. Malum 17 Aralık sonrası özellikle cemaat medyası yeni paralel cuntayı ölümüne savunuyor. Oysa bu medya, 12 Eylül 2010 referandumunda Türkiye’nin demokratikleşmesi ve aynı zamanda Ergenekon gibi derin yapıların tasfiyesi için önemli bir mücadele vermişti. O günlerde CHP ve YARSAV gibi aktörler de Ergenekon oyunları dahil bütün darbe girişimlerinin en hızlı savunucularıydı. Hatta Kemal Kılıçdaroğlu Silivri’yi bir “toplama kampı” olarak tanımlamış, Türkiye’nin karanlık geçmişiyle yüzleşmesini isteyenleri açıktan itham etmişti.
Devran döndü ve şimdi CHP-YARSAV- cemaat aynı safta buluştular. Düşünebiliyor musunuz, dün Gülen cemaatini ‘tehlikeli yapı’ olarak gören CHP ve YARSAV gibi eski Türkiye yapıları, şimdi de millet iradesini yok etmek için cemaatle omuz omuza mücadele veriyorlar.
Aslında CHP kendisine yakışanı yapıyor. CHP “Milli Şef” döneminin totaliter uygulamalarına olan sadakatinin gereği olarak, vesayet rejiminin tek savunucusu olmaya devam ediyor. Zira Kemalist paradigmanın uzantısı olan CHP’li elitler, seçimleri kaybetseler dahi Türkiye’yi “vesayet elitleri” aracılığıyla yönetmeye devam edeceklerini çok iyi biliyorlar. Bu yüzden de, 12 Eylül 2010 referandumunda Kemalist paradigmanın ve vesayet rejiminin iflası CHP’nin bütün ayarlarını bozmuştu.
Şimdi millet iradesine karşı yeniden harekete geçen paralel cunta, CHP’nin arayıp da bulamayacağı bir fırsat oldu. Ve hiç zaman kaybetmeden yeni paralel cuntayla birlikte iktidar yıkma mücadelesine giriştiler.
CHP’nin yargı darbesine arka çıkmasında şaşırtıcı bir durum yok, zira yıllardır CHP’yi besleyip bugünlere getiren hep ‘siyaset dışı’ yapılar olmuştur. Burada esas yanlış olan, Gülen cemaatinin CHP ile bir akrabalık arayışına girmesidir. Bu durum, siyaseten de, sosyolojik olarak da eşyanın tabiatına aykırıdır.
Ayrıca unutmayalım ki, bu toplum vesayet rejimiyle mücadele ederek bugünlere gelen ve kapatma dahil bütün siyaset dışı suikastlara rağmen ayakta kalmayı başaran AK Parti iktidarını devirmeyi amaçlayan darbecilere nasıl bakıyorsa, destek verenlere de öyle bakacaktır.
Çünkü hakkı hukuku, demokrasiyi ve hatta yolsuzlukla mücadeleyi ilke edinen değil, doğrudan millet iradesini yok etmeyi, Tayyip Erdoğan ve arkadaşlarını düşürmeyi hedefleyen paralel bir yargı darbesiyle karşı karşıyayız. Eski Türkiye’de de demokrat ve mütedeyyin kesimlere karşı benzer yargı darbeleri olmuş ama bugünkü kadar sinsisi hiç olmamıştı.
Şimdi, dibine kadar siyasete batarak ‘eski Türkiye’ kurumu haline dönüşen HSYK’nın yapısında değişikliğe gidilmesine karşı çıkanlar, adeta hepimizin zekâsıyla alay edercesine milletin hukukuna karşı girişilen suikast girişimine boyun eğmemizi, Erdoğan’ın alaşağı edilmesine ses çıkarmamamızı istiyorlar.
Zaman safları belirleme zamanıdır. Demokrasiye inanan herkesin, 10 yıllık mücadele sonucunda derin devleti tasfiye ettikten sonra cemaat kontrolünde ortaya çıkan yeni derin devlete karşı tavır alması gerekir.

<h3><strong>Haftanın magazin başlıklarını Akşam Gazetesi Magazin Müdürü Barış Kocaoğlu ve Eda Cabul

Kerem Bursin kafelere gidenlere 'salak' dedi, Maldivler'e gitti!

Türkiye'nin ilk silahlı insansız deniz aracı, füze atışlarına hazır

İzmir'de denizin yüzeyini 'deniz marulu' kapladı

Halk pazarları Covid-19 tedbirleriyle açıldı