• $8,155
  • €9,7089
  • 457.312
  • 1393.24
07 Şubat 2014 Cuma

Bugün canım demokratikleşme istemiyor!

Türkiye yıllardır uzun tutukluluğu, toplumda adeta bir korku imparatorluğu oluşturan yasadışı dinlemeleri ve kişilerin mahremiyetine uzanan ahlaksız dikizcileri tartışıyor. Bu konuda siyasi partiler ateşli konuşmalar yaptılar, sivil toplum örgütleri kampanyalar yürüttüler, yazarlar ve gazeteciler sayısız haber ve yorumlar yaptılar.
Velhasılı hepimiz, Türkiye'nin bu ayıplı durumdan kurtulması için çok açık tavırlar ortaya koyduk. İşte AK Parti iktidarı da tam bu noktada yeni bir demokratikleşme adımı atarak 5. yargı paketini parlamentoya gönderdi.
Ancak daha paket parlamentoya gitmeden, paralel yapının medyadaki yeminli paralel askerleri, "İktidara bağlı yargı oluşturuluyor, basın susturulmak isteniyor, Ergenekon ve Balyoz sanıkları bırakılıyor" şeklinde yalanlar uydurarak paralel masallar üretmeye başladılar. Çünkü paralel arkadaşların bugün canı demokratikleşme istemiyor…
Başından beri 17 Aralık darbe girişiminin, kelimenin tam anlamıyla milli iradeye suikast olduğunu söylemeye çalışıyoruz. Hiçbir yasal ve ahlaki kural tanımadan siyasetçileri, işadamlarını, bürokratları, gazetecileri dinleyen, kapılarda, pencere diplerinde aile mahremiyetlerini dikizleyen, sonra da şantajlar yapan paralel yapının ahlaksız operasyonları bunun en bariz göstergesidir.
Kim ne derse desin, Türkiye bu 'gizli dinleme' ayıbından kurtarılmalıdır. Nitekim Başbakan Tayyip Erdoğan Almanya ziyareti dönüşünde sorularımızı cevaplarken bu konudaki normalleşmenin tarifini çok net olarak ortaya koydu: "Bu işler çözüldükten sonra artık vatandaş şunu net olarak görecek; artık ben dinlenmiyorum."
Ama Cemaat destekli paralel yapı, devlet içinde kurduğu "derin saadet zinciri"nden hiç vazgeçmek niyetinde değil. Yani istediklerini istedikleri zaman dinlemeyi, gerektiğinde şantaj yapmayı, aile mahremiyetlerini dikizlemeyi kendileri için demokratik bir hak olarak görüyorlar.
Bunun için de şu günlerde AK Parti iktidarına ve özellikle de Tayyip Erdoğan'a karşı öfke içindeler. Öyle ki iktidarı devirip ele geçirme adına sınırsız, kuralsız bir şekilde bütün Erdoğan düşmanlarıyla ittifak kurarak bir operasyon yürütüyorlar.
Dolayısıyla, devlet içinde gizli merkezlerden emir alarak başlattıkları darbe girişimini yolsuzlukla maskelemeye çalışanlar aslında herkesin olan devleti bir 'cemaat devleti'ne dönüştürmeye çalışıyorlar. Şüphesiz yolsuzluk ve usulsüzlüklerle ilgili iddiaların önemsiz şeyler olduğunu düşünemeyiz, mutlaka adil ve hukuka uygun bir soruşturma sonuna kadar yürütülmelidir ama asla bir cemaat devleti mantığıyla değil.
Seçilmiş siyasi iktidara savaş açan yapının, bu suikast girişimini her ne kadar toplumun hassas olduğu yolsuzluk gibi bir kamuflajla sunmaya çalışsa da, gerçek niyetinin ne olduğunu anlayabilmek için medyadaki paralel kalemlere bakmakta yarar var. Bir bölümü, "Asıl mesele yolsuzluk değil, Erdoğan'ın gitmesi" derken, bazıları da kendilerinden öte demokrasiye de jilet atarak AK Parti'nin kapatılmasını isteyebilecek kadar acıklı bir düşünce sefaletine mahkum olmuş durumdadır.
Hani mesele yolsuzluktu? Meğer ne çok maskeli adam varmış bu memlekette. Meğer milletin oylarıyla iktidara gelen bir siyasi partinin kapatılması için can atan ne çok vesayetçi kalem varmış bu ülkede…
Seviyesizlik sınırını çoktan aşanlar için söylemek zorundayız, millet iradesine karşı böylesine kin ve nefret üretenlerin sonu tarih boyunca hep hazin olmuştur.

<p>Koronavirüs salgınının uzun süredir kontrolden çıkmış olduğu ABD'de son durum ne? Aşılama süreci

ABD'de koronavirüs salgınında son durum

Beşiktaş, Erzurum'a ayak bastı

Zonguldak'ta dereden akan çamurlu su denizin rengini değiştirdi

Nisan ayında yağan kar Domaniç Dağları'nı beyaza bürüdü