• $8,5085
  • €10,2858
  • 499.476
  • 1441.33
27 Haziran 2014 Cuma

17 Aralık’ın yeni yüzü İhsanoğlu mu?

Biliyoruz ki 17 Aralık darbesi doğrudan AK Parti hedeflenerek yapılmamıştı. Yolsuzluk görünümlü darbe girişimiyle Tayyip Erdoğan yıkılacak ve AK Parti dikensiz gül bahçesine dönüştürülecekti. Çünkü bundan sonrası kolaydı. Şantaj ve korku kasetleriyle parti kolayca teslim alınacak, gerçek muhalif basın susturulacak ve Türkiye yeni “Mistik vesayet”e teslim edilecekti. Gerçekten mükemmel bir plan yapılmıştı.
Malum, Gezi’de ve 17 Aralık’ta Türkiye karşıtlığı üzerinden harekete geçirilen dış dinamikler etkin bir şekilde kullanılmıştı. Ancak çok hoyrat bir şekilde Türk demokrasisi ve seçilmiş iktidar hedef alındığı için sonuç alamadılar. Zira millet tehlikeyi gördü ve iradesine sahip çıktı.
İşaretler gösteriyor ki 17 Aralık süreci henüz sona ermedi. Muhtemelen de bu süreç şimdi Ekmeleddin İhsanoğlu üzerinden devam ettirilecek. Ancak bu kez özellikle dış dinamikler Gezi ve 17 Aralık’ın aksine muhafazakâr kesimleri de ürkütmeden daha sofistike bir şekilde kullanılacak gibi görünüyor. Açıkçası şimdi daha ince ayarı yapılmış bir “Siyaset mühendisliği” ile karşı karşıyayız.
CHP ve MHP’nin İhsanoğlu’nu, “Arap ülkeleriyle ilişkileri son derece iyi, küresel dengeleri iyi bilen bir isim” şeklinde pazarlamalarının altını kalın çizgilerle çizmekte yarar var. Evet doğrudur, gerçekten de Ekmeleddin İhsanoğlu’nun S. Arabistan başta olmak üzere diktatoryal yönetimlerle ilişkileri son derece iyi. Ayrıca, Sisi yönetimine yakın olduğunu da biliyoruz. Eminim ki bu derin mühendisliğe katkıda bulunanlar, İhsanoğlu’nu Türkiye için “light Sisi” projesi olarak tasarlamış olmalılar. Muhtemelen önümüzdeki günlerde, iyi ilişkiler içinde olduğu merkezlerden İhsanoğlu’nun seçim çalışmalarına mali anlamda hatırı sayılır katkılar da gelecektir. Belki bu yardımları somut olarak görmeyeceğiz ama kampanyanın mali portresi bu fotoğrafı netleştirecektir.
Ayrıca sandığımızın aksine 17 Aralık’ın yeni versiyonu hoyrat saldırılardan çok, özellikle AK Parti’nin içine dönük derin fitne operasyonları şeklinde tezahür edecektir.
İhsanoğlu’nun formülünün 17 Aralık’la ilişkisini abartılı bulanlar olabilir. Sadece görüntüye bakarak karar verilirse doğrudur. Ama unutmayalım ki, “Çatı aday”ın mucitleri ve de şu andaki destekçileri aynı zamanda Gezi’nin ve 17 Aralık’ın gönül ortaklarıdır. Çünkü hepsi için tek hedef Tayyip Erdoğan’dır. Başbakanı, cumhurbaşkanını, bakanları, siyasi yollarla dinleyen, kişilerin mahremiyetlerine kadar uzanan, dahası Erdoğan’a ömür biçen paralel yapının elinin AK Parti’nin içine uzanmayacağının bir garantisi yok.
Kesine yakın bir ifadeyle söylemek gerekirse Başbakan Erdoğan cumhurbaşkanı adayıdır. Peki bundan sonra ne olacak? Türkiye’nin 17 Aralık’ta maruz kaldığı darbe girişimiyle mücadelesinin ve özellikle de 2023 vizyonuyla ilgili yürüyüşünün geleceği açısından bu soru hayati bir önem taşıyor. Eğer Türkiye yüz yıl sonra Tayyip Erdoğan’la yakaladığı bu tarihi fırsatı heba ederse doğrusu çok yazık olur.
Başbakan Erdoğan’ın son günlerde partiye sirayet etmesi muhtemel fitne virüsleri konusundaki değerlendirmeleri son derece dikkat çekici. Erdoğan’ın özellikle “isim ve ikbal tartışması”na işaret ederek “dava şuuru”na dikkat çekmesinin altını çizmek gerekiyor.
Başbakan İstanbul İl Danışma toplantısındaki konuşmasında diyor ki: "Kimin dava insanı, kimin de ikbal peşinde, koltuk peşinde, makam peşinde olduğunu çok daha net göreceğimiz bir döneme giriyoruz. Kim diyorsa ki 'Ben olmazsam, dava olmaz', o büyük bir kibrin, gururun içindedir. Kim diyorsa ki 'Şu olmazsa, dava olmaz', o da büyük bir yanlışın içindedir."
Erdoğan bu konuşmasıyla hem parti içinde oluşabilecek kırılmalara hem de dışarıdan gelebilecek tehlikelere dikkat çekiyor. Çok açık ki Ekmeleddin İhsanoğlu’nun ortak aday yapılması, AK Parti’nin de tıpkı ANAP’ın sonuna benzer bir akıbete uğramasını bekleyenlerin bir hamlesidir. Bu projeyi hazırlayanlar da biliyorlar ki İhsanoğlu’nun milletin teveccühünü kazanarak oy alıp Erdoğan’la yarışma gibi bir şansı yok. Esas önemli olan Başbakan'ın Çankaya’ya çıktıktan sonra da AK Parti’nin vizyon kaybetmeden yürüyüşünü sürdürmesidir. Bu yüzden de Ekmeleddin İhsanoğlu’nu pazarlayanların gözü, özellikle 17 Aralık-30 Mart arasında susan, kenarda bekleyen ve tehlike geçince dilleri çözülenlerin üzerinde olacaktır.

<p>Tarihçi-Yazar Koray Şerbetçi bu hafta Kestirmeden Tarih  programında Kudüs özel bölümüyle karşını

Medeniyetlerin aynası Kudüs… Kadim şehre kim ne getirdi?

NASA Mars'ın 3 boyutlu görüntülerini yayınladı

Düştüğü dere yatağında 5 gün mahsur kaldı

Mersin sahilinde bulundu! Sahil güvenlik hemen çalışma başlattı