• $9,7437
  • €11,3723
  • 563.193
  • 1479.93
16 Temmuz 2016 Cumartesi

Bence terörle yaşamaya alışmayalım…

Fransa’nın Nice kentinde Bastille Günü kutlamaları sırasında halkın arasına dalan kamyonlu terörist, 10’u çocuk 84 kişiyi feci şekilde katletti. Görüntüler yürek parçalayıcı ve kan dondurucuydu.

Fransız halkının başı sağ olsun. Fransızları en iyi Türkiye anlar.
Tunus vatandaşı Mohamed Lahouaiej Bouhlel adlı saldırganın evli ve üç çocuk sahibi olduğu ve kamyonculuk yaptığı biliniyor. Bouhlel’in sabıkası var ancak olası teröristler listesinde kaydı yok.

Bu türden saldırıların elde etmeyi hedeflediği amacı ise Fransa Cumhurbaşkanı Hollande ilk açıklamasında sağlamakta tereddüt etmedi ve “Tüm Fransa İslamcı terörün tehdidi altında” dedi.

Bunu da oldukça hamasi bir nedene bağladı: Fransa hedef oluyordu; çünkü özgürlüğün sembolü olan 14 Temmuz Ulusal Günü’nde saldırı gerçekleşmişti.

Bir Tunuslu göçmenin vahşi saldırısı ile tüm bağlamlar yok sayılarak “medeni Batı” ile “vahşi Doğu” karşı karşıya getirilmişti yine.

Oysa, bu uyuyan mı, yoksa tetikte bekleyen mi diyelim şeytanın uyandırılmasına hizmet edecek kolaycı yaklaşımları, en acı/zor günde dahi sergilememek gerekir.

Çünkü buradan beslenecek olan kötü ruh, dünyayı daha da yaşanmaz bir yer haline getirecek dinamikleri güçlendirir; sorunun çözümüne de katkısı olmaz.

Şüphesiz DAEŞ dini istismar eden kendisine dinci görüntüsü veren bir örgüttür. Ancak her karanlık amaca hizmet eden yapılanma, meşruiyet ve üye kazanmak için milliyetçilik, özgürlük, dindarlık, yurtseverlik gibi kavramları ve süregiden adaletsizlikleri/travmaları doyasıya kullanır. Bu türden örgütlere kanan insanların profillerini anlamaya çalışmak başka bir şeydir, kolaycılığa kaçarak tam da bu örgütlerin istediği genellemeleri yapmak başka.

Çoğu çocuk 77 kişiyi teker teker ateşli silahla öldürüp 242 kişiyi yaralayan Norveçli Anders Breivik’in de yazdığı manifestoda, olayı Hıristiyanlığa veya Norveç milliyetçiliğine bağlayacak sayısız kanıt vardı. Celselere Hitler selamı ile çıkan Breivik 21 yıl hapisle cezalandırıldı ama kendisine kötü muamele edildiğine dair açtığı davada Norveç hükümetini mahkûm ettirdi.

Kimse Breivik’in bu vahşi katliamını kollektif kimliklere bağlamadı.
Belki de, terörün Fransa Başbakanı’nın ifade ettiği gibi “Birlikte yaşamaya alışmamız gereken” bir olgu haline gelmesinin nedeni bu çifte standardın kendisi ve şüphesiz Fransa’nın da imzacısı olduğu 1916 Sykes-Picot paylaşımının bölgede yarattığı vahşi düzendir.

Terörün tanımını değiştirmeden ve küresel ölçekte bir terörle mücadele konsepti oluşturmadan, eş zamanlı olarak da yeni bir Ortadoğu hukuku geliştirmeden, suçu milyonlarca insanın kutsiyetlerine atıp kaçmanın ateşe benzin dökmekten başka bir sonucu olamaz.

Gelin terörle de, terörü parlamentoların sergi salonlarına taşıyan ikiyüzlü yozlaşmayla da yaşamaya alışmayalım ve gereğini yapalım.

<p class='MsoNormal'>Fatih'te arıza yapan İETT otobüsü, vatandaşlar tarafından  yaklaşık 300 metre i

İETT otobüsü arızalanınca 300 metre itildi

Galatasaray'ın Nef Stadı'ndaki taraftara açık antrenmanından fotoğraflar

Nesli tehlike altındaki şah kartal, Ankara'da tüfekle vuruldu

Tavşanlı Höyük'te bölgenin 'endüstrileşmiş ticaret merkezi' olduğuna dair bulgulara ulaşıldı