• $ 5,8139
  • € 6,4399
  • 273.295
  • 109301
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54

Batı’nın öfkesinin altında yatan neden…

Büyük devletlerin kontrol etmek istedikleri ülkelerde “yönetim değişikliği” yapmak üzere epey çaba gösterdikleri ve başarılı oldukları bilinirdi. Ancak sanırım son yıllarda, artık bunların gizlenmesi için estetik kaygı bile duyulmuyor. Veya internet ve sızıntı çağında, bu türden operasyonlar çok fazla gizli kalamıyor.

Venezuela ve Pakistan’daki son gelişmeler de bunların son örnekleri oldu. Pakistan Anayasa Mahkemesi, 28 Temmuz’da yolsuzluk iddialarını öne sürerek Başbakan Navaz Şerif’’i ve Maliye Bakanı Muhammed İshak Dar’ı görevinden uzaklaştırmıştı. Venezuela’da yönetim değişikliği için ciddi bir operasyon devam ediyor. Venezuela Devlet Başkanı Maduro, ABD yönetimini Meksika ve Kolombiya ile işbirliği içinde hükümeti devirmeye çalışmakla suçladı.

2016 yılının Mayıs ayında da Brezilya Devlet Başkanı Dilma Rousseff, Senato kararı ile görevinden uzaklaştırılınca “Ortadakinin bir darbe olduğunu ve bu darbeyle mücadele edeceğini” söylediğini ifade edelim. Rousseff kamu açığını gizlemek için usülsüzlük yapmakla suçlanmıştı. Görevden alınmadan önce “Bu ülkeyi şirketler yönetmeyecek. Beni göndermeyi başarırlarsa şirketlerin istediği Temer göreve gelecek” de demişti. Ama başaramadı. Şimdi Rousseff ve Lula gelecek seçimlerde birlikte hareket etmeyi planlıyorlar.

Mısır’da olanları ve Sisi’nin daha geçenlerde Mısır’a ait iki adayı Suudi Arabistan’a teslim ettiğini hatırlayalım. Suriye’deki DAEŞ faktörü ise terör örgütleri üzerinden bu bölgeyi dizayn etmenin bir manivelası olarak kullanılıyor. PYD/YPG bu iş için kullanılan bir diğer terör örgütü. Bu örgütlerle FETÖ’nün işbirliği içinde olmasından daha doğal bir şey yok.

Soğuk Savaş döneminde bu türden renkli veya konvansiyonel darbelere hiç ses çıkartılmamasına biz “denge” diyorduk. Kukla yönetimlere verilen darbe destekleri ile dünya dizayn, kontrol ediliyordu. Bunlar için paralel devletler, paralel örgütler gerekliydi ve bu yeni bir şey değildi. Yeni olan, değişik sebeplerden ötürü, hedef ülkelerde belirli bir bilincin uyanması ve işlerin tereyağından kıl çeker kadar kolay başarılamaması olabilir.

Paralel devletler milli iradeye karşı belirli bir elitin üzerinden yükseldiği için, bu elitlerin ülkelerindeki milli iradenin güçlenmesine karşı öfke hissetmesi, beşinci kol faaliyetlerinden hiç çekinmemesi şaşkınlıkla karşılansa da, maalesef doğal bir sonuç.

Mısır ve Brezilya’da milli medya, sermaye, bürokrasi olmadığı için darbelere direnilemedi. Bunlar içeriden kavranmış zor durumdaki ülkeler. Daha alınması gereken çok fazla yol var bu ülkeler için.

İşte Türkiye’nin değeri burada ortaya çıkıyor. Öncesi de sorunlu ama, Gezi’den bir çizgi çekersek, Türkiye dört yıldır Suriye içsavaşı ile birlikte bir korku tünelinden geçiyor. Ama hepsinden de hasar alsa sıyrılmayı bildi. 15 Temmuz bu açıdan milli iradenin dünya için ümit vaad ettiği en önemli tarihi olaylardan birisi oldu. Muazzam bir başarıydı. Bir demokrasi destanı yazıldı.

Batı’nın Türkiye karşısındaki bu aşkın öfkesi bu başarının kendisi ile ilgili. Bu başarının temelinde de göstermiş olduğumuz sağduyu ve vatanseverlik var.

Ağrı Büyükşehir Belediye Başkanı Savcı Sayan Paylaştı: Devrim Yaptık

Hayranı gibi yaklaştı önce imzasını aldı, sonra canını!

İşte 2019'da Twitter'a damgası vuran isimler

Dünya metrolarında görülmüş en garip yolcular